BAKIŞ

Bu haber 29 Temmuz 2009 - 0:00 'de eklendi ve 1.022 kez görüntülendi.
Hayati Nizamoğluhayatinizamoglu@muglahamle.com.tr
Gündem

Türkiye’de ihmal edilen bazı bilim dallarının önemini, kendim de çok geç fark ettiğim için üzülürüm. Bunlardan biri sosyolojidir. Hayatımızın her safhası ve her davranışımız sosyolojik temele dayanıyor. Eğer gelişmiş bir ekonomi, kaliteli bir demokrasi istiyorsak sosyolojiye çok önem vermeliyiz.
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’nun kullandığı iki cümleyi çok severim. Biri, “>Birlikte rahmet, ayrılıkta azap vardır.”, diğeri “>Değişmeyen değişir.”.
Yedi bin yıldır doğudan batıya göçen Türk milletinin birlikte hareket etme kültürü yeni yeni gelişiyor. Ancak bu kültür hızla değişen dünya koşullarına uyum sağlamak için her gün yeni bir bakış açısına ihtiyaç duyuyor. >İşte bu noktada toplumun bilimsel hamurunu karacak sosyologlara, felsefecilere ihtiyacımız var.
Geçenlerde Ortaca’da Yücelen Hastanesi’nin açılışına katıldık. Aslında o gün kapalı bir ekonominin en güzel örneği olan merkezden, bir girişimcinin dışa açılma çabasını izledik. Ben ve arkadaşlarım o gün Ortaca’ya özellikle giderek, bu çabanın sahiplerine moral destek vermek ve başarılarını kutlamak  istedik. Kalabalığı analiz ettiğimizde, bizim gibi düşünen insanlardan hiç fire yoktu. Bir Cuma akşamı saat 18.00 de, 40 derece sıcak altında insanlar Ortaca’ya gitmişti. Ama gözlerim orada olması şart olan birçok ismi aradı. Bahse girerim o isimlerin çoğunluğu, ortadan kaybolmayı tercih etmişti. Üzüldüm.
Ticarete başlarken Babam iki önemli nasihatte bulunmuştu. Birincisi >“Borcunu öde. İtibarın olsun.  Bir telefonunla kamyon kamyon mal göndersinler.”, İkincisi “>Elindekiyle nasıl geçineceğim diye düşünme. Geçimini sağlamak için nasıl kazanırım diye düşün.>” Yani yeni fikirler bul, yeni pazarlara gir.
Bütün bunları niye anlatıyorum. Muğla’da sayıları az olmayan bir gurup doğdu. Siyasi saplantıları yok. Aslında pek organize değiller. Ama altıncı hisleri onları sık sık bir araya getiriyor. >Birlikte olmanın rahmetinin farkındalar. Dürüst  ve etkin ticari hayatları var. Sözlerini tutma kültürleri gelişmiş. Büyüyebilmek için  yenilikçi fikirler üretmek zorunda olduklarını biliyorlar. Dış pazarlara açılma konusunda hevesliler. Boşa harcayacak zamanları yok. En önemlisi her gün oluşan yeni koşullara uyum sağlayabiliyorlar.
Bu insanlar hepimizin günlük hayatını değiştirecekler. Dedikodu, entrika ve lafazanlıkla zaman harcayanların bundan sonra pek geleceği olmayacak. Eski alışkanlıkları, yeni değişimler değiştirecek.
Bilmiyorum sosyologlar ne der, görebiliyorlar mı?
Kendi adıma umutluyum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.