Bahara Uyanırken

Bu haber 07 Mayıs 2019 - 0:58 'de eklendi ve 1.082 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

Ben ki bahar penceremde, kapımda olsun isterim. Bahara uyanırken kuş seslerini duymak isterim. Ben baharda bahara hasret hayaller kurmak, düşler görmek isterim. Ben bu bahara bu rahmet aylarında ermek isterim...”

 “Ben ki bahar penceremde, kapımda olsun isterim. Bahara uyanırken kuş seslerini duymak isterim. Ben baharda bahara hasret hayaller kurmak, düşler görmek isterim. Ben bu bahara bu rahmet aylarında ermek isterim...” Yaşananlar, hayat ve insana dair kurgularım devam ederken Saburhane’den Asar’a doğru zamanın durduğu Muğla sokaklarında yürüyorum. Baharın sırlandığı bu zamanlarda, bahar ara sıra güzel çehresini gösteriyor. Fırsattan istifade hayatın içinde kendime bir yer bulmaya çalışıyorum.

Serin, rüzgarlı ummadığınız anda üşütecek kadar soğuk havalar içerisinde bahar penceresini açıp ılık nefesiyle dokunuyor. Aylar süren kapalı havaların ardında güneş muştuluyor gelecek güzellikleri. Ve beraberinde rahmet ayları. Bahara uyanırken rahmet aylarıyla ruh iklimlerinde de aydınlanıyoruz, diriliyoruz, temizleniyoruz, tamamlanıyoruz.

Aylardan Mayıs, takvimlere baksan baharın son ayı, yaza ramak kalmış ama; biz baharı bir iki haftadır yaşıyoruz. O da perde aralandığında, bahar pencerelerini açtığında. Saburhane’de Mimar Sinan heykelinin ardında nefesleniyorum. Boğazın iki yanında iki fırın var. Mis gibi ekmek kokuları sarıyor her yanı. Nefsimle fazla mücadele edemiyorum. Hemen fırından yeni çıkmış ekmeğimi alıyorum. Yanında demli bir bardak çay. Saburhane meydanında farklı bir hayat var anlatılmaz yaşanır.

Kültür evleri, Yağcılar İşhanı, Atapark, Öğretmenevi Muğla’da yerel kimliği, geçmişi bir arada yaşayabileceğiniz, arada gündelik hayatın keşmekeşinden sıyrılıp kendinize gelebileceğiniz müstesna yerler. Mimar Sinan heykeli, ulu ağaçlar ve sarmaşıktan çardak sıcacık ekmek ve bir bardak çay. Keyif ve huzur zamanları.

Bahara uyanırken ruh ve beden dinginliği önemli. Kışın huzurunda verilen sınavdan tabiatla birlikte insan ruhu da yeşerecek, dal budak sürgün verecek, çiçeklenecek. Çiçeklendikçe umutlanacak, muştulanacak, içindeki güzelliklerle hayata dokunacak.

Ben hayata bir kurgu zamanından bakarken eleştiriler de gelmiyor değil. “Kayıpta mıyım.” dedim. “Herkes bir şeyler kaybediyor.” dediler. “Ne alaka!” dedim. Ve ekledim : “Ayıbın hükmünün geçmediği yerde herkes kaybetmeye mahkumdur. O zaman “Dar Kapı”dan bir kez daha geçmeli, kayıplarımın kaybetmeme vesile olmasına izin vermemeliyim.”  “Kaybetmek için nasıl izin alman gerekmediyse kazanmak için da izin almana gerek yok. Kazan kazan meselesi!..” dediler. İlkini anladım, diğerinin cevabı ise “gerçekten kayıpmış” anladım.

Her şeye rağmen birileri umut etmeye, hayal kurmaya, insanca insanlara dokunmaya devam etmeli. Bu da bir nevi mücadele, bu da bir bakıma bir dava. Bu dava, bu dünyada insanca, insana yaraşır güzelliklerde yaşamaya inanma davası. İnsanlar için var olma, yaşama!. Bahara uyanırken içimdeki insanda tazeleniyor.

Bu şevkle yokuş yukarı Asar’a doğru asılıyorum adımlarıma. Asılıyorum, çünkü yokuş çıkmak da bir mücadele savaş gerektiriyor. İçimde bahara uyanmanın verdiği şevkle tırmanıyorum. Asar’ın eteklerindeyim. Asar’dan Muğla’ya baktığımda her yer bahar, zaman ve mekan bahar. Hülasa bahar hayata, hayat insana dokunuyor. Gördüklerim ve hissettiklerim : “Renkler, doğadan ve insandan yansıyan renkler.. İnsandan yansıyan insan ruhuna ait renkler.. Bazen üzen, bazen mutlu eden.. İnsan bu su misali.. Nice renkler akıyor içinden.”

Renklerin huzurundan çıktığım an bir şeyin farkına varıyorum. Ben bahara uyanma telaşındayken bahar çoktan gelmiş. Tabiat uyanmış, ben ise geç kalmışım. Ama insan bu erken ile geç arasında bir yerlerdedir. Tabiatı hep takip etmek zorundadır. Eğer tabiatı takip etmeyi bırakırsa benim gibi bahara da geç uyanır.

Geç kalmanın pişmanlığında mıyım? Kesinlikle hayır!. Şu ana, Asar’dan Muğla’yı temaşa eylediğim, bahara uyandığım, baharla tamamlandığım şu anlarda şükre varıyorum. Muğla’da rahmet aylarında bahara uyanırken Ramazan’a bir iki gün kaldı. İçimdeki yeni uyanışlar ve dokunuşlar hangi güzellikleri getirecek kim bilir? Bu sene pencerenin ardından bakmaya mahkum oldum bir süre. Şimdi dışarıdayım, Asar’dan yokuş aşağı salmışım şehrin sokaklarında insanla, mekanla, hayatla bahara uyanmış içimde yepyeni kurgularla hayata akıyorum. Eyvallah, elhamdülillah!..

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.