Babalar Günü ve Muğla

Bu haber 22 Haziran 2015 - 0:00 'de eklendi ve 1.122 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Sanırım bir hafta oldu. Bu köşe hiç boş kalmamıştı. Rahmetli babamı kaybettiğimde bile… Bir yazımda belirtmiştim. Bizim köşe yazarlığı bir çeşit “fırın işçiliği”… İnsanları “ekmeksiz” bırakmayacaksın… İlk kez üretimde bulunamadım.

Ameliyat olduğumda bile hazırlıklıydım. Ameliyat olacağım zaman belli olduğu için yazılarımı “peşin” yazmıştım. Bu defa hazırlıksız yakalandım… Özür dilerim. Tedavim sürüyor, ama insanları daha fazla da ekmeksiz bırakmak doğru değil. Kendimi de…

Yeniden merhaba.

xx        xx        xx

TBMM yarın yeni vekillerle toplanıyor. Yeni vekiller yarın yemin edecekler. Geçen dönemlerde yeminini unutan çok çıktı. Umarım yarın yemin edenlerin içinden yeminini unutanlar, ayağını kaldırarak çakma yemin edenler çıkmaz! Seçimden beri medyada ve ülkenin her yanında koalisyonlar kuruluyor, koalisyonlar yıkılıyor. Yarın bu tartışmalar artık olması gereken yerde yapılacak ve gerçek görüşmeler yarın başlayacak.

Demokrasi umutlarımız ya yeşerecek ya küllenecek…

xx        xx        xx

Hani dün babalar günüydü ya, hani benim de babam yok ya; Hah işte, sizin varsa umarım dün gidip sarılmışsınızdır. Toprağı aynı kokuyu vermiyor!

Ben dün toprağını da koklayamadım. En kısa zamanda koklamak isterim.

Cansu Kaya’da koklamak isterdi. Daha 18’inde insanlık dışı, vahşi bir cinayete kurban giden Cansu kaçıncı Özgecanımız oldu bilmiyorum, hepimizin bildiği ne o babasını ne de babası O’nu koklayamayacak… Cansu’nun babası Osman Kaya dün Babalar Günü’nde Cansusunun bir yerlerden çıkıp gelivermesini beklemiştir elbette umutla… Tabi O’nun en büyük umudu canilerin cezalandırılması…

Bu hepimizin umudu; canilerin cezalandırılmaları ve Özgecenlara, Cansulara yeni Özgecenların, yeni Cansuların eklenmemesi… Yeter artık.

xx        xx        xx

Ben hastalığımla cebelleşirken haberi duyduğumda inanamadım. Cansu’nun ve ailesinin başına geleni Muğla’ya yakıştıramadım. Ölüm nedeninin hepimizin bildiği “neden” olmamasını çok istedim. Ardından üniversitemiz öğrencilerinden Feride’nin Adana’ya kaçırıldığı haberi ile de yıkıldım. Cansu’nun ardından bir de Feride’yi yitirebilirdik… Çok şükür, Feride’nin arkadaşlarının da sosyal medyayı çok iyi kullanmaları ile Adana’da emniyet güçleri tarafından bulundular. Feride’yi kaçıran hayvan tutuklandı.

Son yıllarda toplum olarak o kadar çok yorulduk ki…

Muğla’da da yoruluyoruz. Ülke genelinde milletçe yorgunluğumuza neden olanları biliyorsunuz. Şu koalisyon çatısı tartışmaları bile yoruyor… Ama Muğla’da, “Muğla’da bunlar olmazdı” dedirten olaylar o yorgunlukların üzerine ağır bir yük gibi yığılıyor.

O yük utanca dönüşüyor.

Ha Fransız bisikletçinin ölümü, ha Cansu’nun ölümü… Bunlar Muğla’ya yakışmıyor. Elbette hiçbir yere yakışmıyor. “İnsana”, hiçbir insana yakışmıyor.

7 Haziran Genel Seçimi’nde seçmen “koalisyon” dedi. “Uzlaşın” dedi… Bu ülkenin acılarına, endişelerine, umutsuzluklarına son verin dedi… Kadın cinayetlerini, insanın insana tacizini, tecavüzünü, işkencesini istemiyoruz dediler…

Hangi kırmızı çizgilerle bu toplumsal beklenti sık boğaz edilir veya umarım edilmez hep birlikte göreceğiz…

xx        xx        xx

Babalar Günü ve Muğla” diye bir yazı yazılırda hiç Türkiye’nin Babası Süleyman Demirel’den söz edilmez mi? Üstelik kendileri Muğlalı da sayılırlardı…

Türkiye’nin “Çoban Sülü”sü, “Morriison Süleyman”ı, “Barajlar Kralı”ı, “Bir Bilen”i Süleyman Demirel bizim klasik MuğlalılarınKoca Mektep” dedikleri Turgutreis Lisesi’nin eski tarihi binasında, orta kısımda bir yıl okumuştur.

Çok bilinmez, ama O’nun asıl adı “Sami Süleyman Gündoğdu Demirel” dir…

Binaenaleyh”, “Fötr”, “Kırat”, “GAP”, “Nazmiye”, “İsparta”, “İslamköy”, “Hep Başbakan” ve “Güniz Sokak” denildi mi O akla gelir…

Elbette bir de 6 kere gitti, 7 kere geldi. Fikret KızılokSüleyman Hep Başbakan” şarkısını boşuna yapmadı! Elbette Kızılok’un bu şarkısında “hiciv” vardır, Demirel’in kendisi de bu şarkıyı kızmadan, sinirlenmeden, gülerek dinlemiştir, ama Demirel’i 6 kere götüren Asker, 7 kere getiren de millettir…

xx        xx        xx

Kendisinin adeta bütün yaşamının tanığı olan Yavuz Donat anlatıyor:
Sohbet ediyorduk… Bir ara söz ‘Hiçbir şeyi beğenmeyen… Her şeyi eleştiren… Kafası olumsuza çalışan’ insanlardan açılınca… Süleyman Bey dedi ki:

Avrupa’da… Sirkte… Cambaz ipte yürürken… Herkes ‘Ha geçti… Ha geçecek’ umutla bakar. Bizde ise… Bazı insanlar… ‘Ha düştü… Ha düşecek’ diye… Cambazın ipten düşmesini bekleyerek bakarlar.

Demirel zümrüdü anka gibi; küllerinden yeniden doğuyor. Küllerinden yeniden doğabilen kaç siyasetçi var. Bir tek Ecevit vardı. O da bir kere doğdu ve koalisyon başbakanı oldu. Hatta Demirel’in Cumhurbaşkanlığı süresini uzatmaya kalktı.

Oysa hep kavgaları ile tanınırlar…

xx        xx        xx

Demirel için her türlü siyasi yakıştırma yapılabilir. İsteyen yapar. Yapıldığında da kızmamıştır. Kendisini eleştiren, hatta hakaret eden tek bir kişiyi ne başbakanlığında ne de cumhurbaşkanlığında dava etmemiştir. Bilgisi dışında açılan kamu davalarının da düşürülmesini istemiştir… Yani Demirel bir “Demokrat”tır…

O ünlü “Fötr”ü de bir bakıma demokratlığının simgesidir… Sanki o fötrü hep askerin şapkasının karşısında milletin şapkası olarak kullanmıştır. Elbette Cumhuriyetçidir de… Bir keresinde kendisine “Cumhuriyet nedir?” diye sorulduğunda “O benim” demiştir. Karşısındakiler şaşırınca da “Cumhuriyet benim işte! İslamköy’den çıkmış bir köylü çocuğunu cumhurbaşkanı yapan, Cumhuriyet’tir. Cumhuriyet budur. Bunu Büyük Atatürk’e borçluyuz.” diye devam etmiştir.

xx        xx        xx

Türkiye Cumhuriyeti’nin Demirel yönetiminde su ve elektrikle buluştuğunu; sanayileşmenin O’nunla başladığını; barajların köprülerin ilk O’nun döneminde yapıldığını söyleyebiliriz. O yüzden önceki gün İslamköy’de toprağa o muhteşem kalabalıkla verildi… Kim ne derse desin kendisini sevdirmişti… Giderayak ülkenin ondusmanı, bir bileni olmuştu… Ki onda siyasi lideri cenazesinde o toplayıp bir araya getirebildi…

Elbette Cumhuriyet’in 40 yılına fiilen damgasını vururken, o yılların önemli bölümü sancılı yıllar olmuştu. Özellikle MC Dönemi bir karanlık dönemdi… İşte o yıllarda Deniz Gezmişlerin asılmalarına onay vermişti. Bu dramatik olay ölümünün ardından en çok tartışılan oldu. Daha tartışılacaktır…

Ben devri iktidarında aleyhinde yazılar yazmış bir insanım. “Faşist” dediğimizde olmuştur. Bu gün aynı görüşte değilim. Kendisine ‘Mason’ diyenler de olmuştur, ama Demokrattı, Cumhuriyetçiydi, Atatürkçüydü, Milliyetçi ve Müslüman’dı… İnsandı…

Ama Denizler konusunda kendisini affedemiyorum. Allah taksiratını affetsin…

xx        xx        xx

Demirel yasaklı döneminden sonra 1991 seçimlerine gidiliyor. Ekran başında sonuçları yanındakilerle izlerken “Hadi kıpırda SHP, hadi kıpırda!..” diyormuş. Demirel çoktan kafasında DYP­SHP koalisyonu kurmuşmuş. Seçim sonuçlarından sonra bu ortaklık gerçekleşmiş ve kendisi de Cumhurbaşkanı olmuştu. Bakalım bu 25. Meclis’ten bir koalisyon çıkar mı? Çıkarsa yeni Cumhurbaşkanı da buradan çıkabilir.

Allah Demirel’den rahmetini esirgemesin. İnananların Ramazan’ı mübarek olsun.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Müşteba KARAMANOĞLU 22 Haziran 2015 / 00:02

GEÇMİŞ OLSUN ACİL ŞİFALAR DİLERİM ..

Lale Aytaman 22 Haziran 2015 / 09:17

Özcan Bey, yazılarınızı izliyorum. Geçmiş olsun, umarım önemli birşey değildir, size şifalar dilerim.
Tüm Muğla’lılara da bilvesile hayırlı Ramazanlar dilerim.

reşat öztepe 22 Haziran 2015 / 18:30

Gocuman; öncelikle geçmiş olsun. Umarım ciddi bir hastalık değildir. Allah Şifalık versin. Sağlığımıza dikkat edemiyoruz ama.sevgi ve saygı.