Aydınlık mı? Karanlık mı?

Bu haber 28 Temmuz 2016 - 23:47 'de eklendi ve 880 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Bizler karanlığa, acıya, umutsuzluğa değil de.

Özgürlüklere, demokrasiye, eşitliklere doğmak isteriz.

Neden karanlığa, acıya, umutsuzluğa, bağnazlığa doğalım ki?

Millet olarak doğudan doğduk güneş gibi. Aydınlık gibi. Medeniyet gibi.

Batıya yöneldik aydınlık gün gibi. Güneş gibi. Güneş aydınlıktır. Gecenin gizlediklerini, gecenin pusladıklarını, gecenin görünmeyenlerini anlatır. Aydınlıklarla yaşatır karanlığın aksine özgürlükleri, demokrasiyi, eşitlikleri ve hukuku.

Aydınlık varken, neden zindanlara doğalım ki?

Aydınlık;

Işıktır.

Umuttur.

Gelecektir.

Özgürlüklerdir.

Demokrasidir.

Eşitliktir, eşdeğerliliktir.

Karanlıklar ise;

Dar yollardır.

Bağnazlıklardır.

Darbelerdir.

Güneşi görmezden gelip,

Bulutlarla karartıp, yok sayamazsınız.

Güneş hiç batmaz aydınlıklar gibi.

Dünya döndükçe her sabah, her sabah aydınlıklar yaratır bizlere.

Niçin karanlığa, acıya umutsuzluklara doğalım ki? Neden karabulutları püskürtmeyelim ki?

Kimyasal Hadım…

Bazen insanların başı dumanlı olabilir.

Bazen de ülkelerin.

Bu aralar vatanımızın başı dumanlı. Dumanlı ama bu arada dikkati çekmeden kimyasal hadım yasası resmi gazetede yayınlandı.

Cinsel saldırı suçlarına, ‘kimyasal hadım’ olarak da adlandırılan ilaçla tedaviyi de içeren, “Tedavi ve Diğer Yükümlülükler Hakkında Yönetmelik’’Resmi Gazetede yayınlandı.

Yönetmeliğe göre, cinsel suçlardan hüküm alanlar hakkında cezanın infazı sırasında ya da koşullu salıverildikleri takdirde denetim süresi içerisinde cinsel isteği azaltıcı tıbbı tedavi de dahil önemli yaptırımlar getirilebilecek. Yargı kararıyla getirilecek yükümlülükler arasında, “Tedavi amaçlı programlara katılmak, suçun mağdurunun oturduğu ve çalıştığı yerleşim bölgesinde ikamet etmekten yasaklanmak, mağdurun bulunduğu yerlere yaklaşmaktan yasaklanmak, çocuklarla bir arada olmayı gerektiren bir ortamda çalışmaktan yasaklanmak” da yer alıyor.

Çocukların ve diğer grupların bedensel bütünlüğüne saldırı olan cinsel saldırı eylemlerini yapacaklar bundan sonra dürtülerine yenilmeden önce neleri kaybedecekleri bir düşünmelidirler.

Kadın örgütleri ise hüküm giyenlere uygulanması öngörülen bu “ceza”da cinsel şiddet suçları hastalık olarak görülmekte olduğu ve “tedavi” edilmeye çalışılmaktadır diye karşı çıkmakta. Bu örgütler tecavüzcüler hasta değil, “göster amcalara pipini” diyen eril zihniyetin erkeklik özgüveniyle büyüttüğü suçlulardır demekteler ve eril toplumsal yapının değişimini istemektelerdir.

Kim bilir bir gün, bu kadar keskin eril toplumsal yapı, kadından yöne ivme ile çok daha çağdaş toplumsal yapı yaratılabilir. Terazinin dengesi ile daha güneşli günler getirebilir.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.