Aydın Duyarlılığı

Bu haber 25 Ocak 2016 - 0:20 'de eklendi ve 893 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Türkiye’de siyasete zaman zaman muhtıra, darbe ve bildirilerle yön verilmeye çalışıldığını biliyoruz. 1980’den beri askeri darbeye, 2007’den sonra ise yine askerden muhtıra niteliğinde uyarıya şahit olmadık. Siyasete yön vermeyi amaçlayan iktidara karşı bildiriler ise işadamı dernekleri başta olmak üzere sivil toplum kuruluşları ve “aydınlar” tarafından yayınlanır. Bazen bu bildirilerin hedefi hükümetle birlikte devletin varlığına yönelir, son bildiride olduğu gibi. 2011 seçimlerinden sonra çok farklı kesimlerin bildiri yayınlama sayısının arttığını da gözlemliyoruz.

Türkiye’de aydın bildirileri geleneğinin öncüsü ve en önemli örneği Yön Bildirisidir. 1961 yılında Yön dergisinin ilk sayısında yer alan ve 1042 kişinin imzaladığı bildiri, Türkiye’yi merkeze alan, Türkiye’nin meselelerine çözümler öneren, siyasete ve hükümete güçlü eleştiriler getiren milli bir bildiridir. Yön bildirisi bu özellikleriyle o dönem sosyalizmin ana hatlarını bir bakıma kurmuştur. Yön bildirisi sonraki yıllarda üzerlerine yapıştırılan “darbeci” yaftasına uymayacak biçimde Türkiye’nin gelişmesi ve kalkınması için “günün koşullarına uygun” yeni bir devletçilik modeli önermekteydi. 80’li yıllara kadar yayınlanan bildirilerde çözüm önerme ve millilik öne çıkan unsurlardı.
1984 yılında Aziz Nesin’in öne çıktığı “Aydınlar Dilekçesi” ile 1987 yılındaki Aydınlar Bildirisi, sinemacılardan akademisyenlere, edebiyatçılardan profesyonel siyasetçilere kadar geniş bir kesimin “bildiriler” üzerinden siyasi hayata yön verme girişimleri olarak tekrar sahne aldı. Bu bildirilerin üst bir bakışla, jakoben, yasa koyucu tavırla yayınlanması yön bildirisi çizgisinden uzaklaşılmaya başladığının göstergeleriydi. Önceki bildiriler teklif, öneri sunarken sonraki bildiriler adeta meydan okuma ve tehdit içerir hale geldi.
Eski konumlarını, siyasette belirleyici, devlette etkin, dağıtımda aktif rollerini kaybeden elit kesimin sadece kısa vadede değil gelecekte de eski âli statülerine kavuşamayacaklarını artık devletin, iktidarın organik aydını olamayacaklarını anladıkları için bildirilerde doğrudan devlet varlığına yöneldikleri gözlenmektedir. Özellikle son bildiriyle devletten beslenmediklerini, kadrolu akademisyenliklerine rağmen belirtme ihtiyacı hisseden bildiri aydınları, bu topraklardaki aydın geleneğine halel getirmeyecek derecede, Kürt ve Ermeni diasporasından beslenmeyi, aleni mandacılığı savunur hale gelmişlerdir. Aralarında devlet yönetme sorumluluğundan uzak, şiddet kullananları ortak konuşma platformuna çağıran “iyicil gafiller” de bulunuyor.
11 Ocak’ta, “bu suça ortak olmayacağız” başlığı ile yayınlanan bildiride şu konular öne çıkmaktadır;
* Türkiye Cumhuriyeti; Sur’da, Silvan’da, Nusaybin’de, Cizre’de, Silopi’de ve daha pek çok yerde kendi vatandaşlarına karşı kasıtlı ve planlı kıyım uygulamaktadır. Bu, Türkiye’nin kendi hukukunun ve uluslararası hukukun emredici kurallarının da ağır bir ihlali niteliğindedir.
* Müzakere koşullarının hazırlanmasını ve hükümetin Kürt siyasi iradesinin taleplerini içeren bir yol haritasını oluşturmasını talep ediyoruz.
* Uluslararası gözlemcilerin rapor tutmasını istiyoruz.
* Müzakere görüşmelerinde toplumun geniş kesimlerinden bağımsız gözlemcilerin bulunmasını talep ediyor ve bu gözlemciler arasında gönüllü olarak yer almak istediğimizi beyan ediyoruz.
Dile getirilen konular ve talepler dikkate alındığında tek taraflı bir metin olduğu görülen bildiri, PKK terörüne, şehit edilen asker, polis, öğretmen ve sivil vatandaşlardan, yakılan, yıkılan cami ve okullara, evlerinden çıkamayan masum vatandaşlardan, onların evlerinin silah ve çatışma üssü haline getirilmesine, hendeklerden, yollara kurulan el yapımı patlayıcılara kısacası güvenlik güçlerine karşı silahlı mücadele veren yüzlerce teröristte hiç değinmemektedir. Bildirinin ikinci sorunu Türkiye’yi Esed rejimine benzeterek, kendi halkına kıyım ve katliam yapmakla suçlamak, uluslararası güç talep ederek Türkiye’yi bir müstemleke ülkesi gibi görmektir. Bu şekliyle bildiri bölgede asayişin, kamu güvenliğinin sağlanması için yapılan meşru mücadeleyi boşa çıkarmayı hedefleyerek, teröre destek vermekte, teröristleri masum göstermeye çalışmaktadır. Bu nedenlerle ve bu içeriğiyle bildiri akademik bildiri olmaktan uzak, aydın duyarlılığıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan devlet ve toplum karşıtı bir bildiridir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.