AVANTAJIMIZI KULLANAMIYORUZ

Bu haber 18 Mayıs 2012 - 0:00 'de eklendi ve 633 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Yıllardır, sadece yeri geldiğinde değil her vesileyle şahsen gündeme getirdiğim bir konu var.
Yanı sıra olayın özüne vakıf olan birçok kişi, kurum ve kuruluşlarda aynı noktaya parmak bastı.
Dünyada yer alan ülkeler arasında bazıları var ki, daha bir avantajın sahibi.
Gerek sahip olduğu iklim şartları itibariyle.
Gerekse topraklarının elverişliliği yönünden.
Bu özelliğe sahip ülkelerden birinin Türkiye olduğunda en küçük şüphe yok.
Olamazdı, zira tüm veriler ortada.
Öyleyse Türkiye bu avantajını kullanmalı dendi.
Hal böyle olunca ister istemez bir soru cevap aradı, arıyor.
Türkiye sahip olduğu bu koşulları yeterince değerlendirebiliyor mu?
Ne yazık ki olumlu cevap verebilmek mümkün değil.
Hem de 6 milyara yaklaşan dünya nüfusunun en temel ihtiyacı tarım ürünleri olduğu halde.
Elbette insanlığın ihtiyaç duyduğu diğer alanlarda üretilen ürünlerde var.
Bilhassa sanayinin doğurduğu temel maddeler bağlamında.
Buna karşın asıl olan, dahası olmazsa olmaz koşul tarım ürünlerine duyulan ihtiyaçtır.
Dolayısıyla Türkiye’ye düşen görev, mevcut şartları en iyi şekilde değerlendirip, ekonomisine katsı sağlayacak girişimlerde bulunmaktır.
Bu da tarım ürünlerinin ihracatından sağlanacağına göre, ne yapıp edip modern tarımın tüm şartlarını yerine getirmek durumundaydık.
Bunu sağladığımız takdirde, hem ekonomimize artı değerler katar, hem de üretime yönelik çalışmalar içerisine giren çiftçimizin yüzü gülerdi.
Aksi takdirde, avantajı kullanamayan ülke olmaktan kurtulamazdık.
***
Başlangıçta ifade ettiğim gibi bu hususu bir kez daha kaleme almam, “dünya çiftçilik günü” nedeniyle yapılan açıklamalar üzerine.
Bakıyorum, her yıl aynı süreçte olduğu gibi şu sıra konuya ilişkin bir dizi açıklamalar yapılıyor.
Özellikle tarımın daha da iyileştirmesine yönelik olarak.
Güzelde denmez mi, dile getirilen bu ayrıntıların hayata geçirilmesi için adımlar atılıyor mu?
Ekonomiye ciddi katkılar sağlayacak tarım ürünlerinin ihracatı adına devlet ve de üreticiler gereğini yerine getiriyor mu?
Dedim ya iyimser cevap verebilmek olası değil.
Aksi olsaydı, ihracattan elde edilen döviz miktarında tarım ürünlerine ayrılan pay tatminkar olurdu.
Olmadığına göre, her türlü avantaja sahip olmamıza karşın umduğumuz yerden geç geçiyoruz demektir.
***
Bu arada şu denebilir.
Ne yapılmalı?
Ne edilmeli de, avantajı lehimize çevirelim?
Her halde ne yapılması noktasında uzman olmaya gerek yok.
Günümüz koşullarında dünyanın en fazla ihtiyaç duyduğu maddelerin başında tarım ürünleri geldiği, bu alanda Türkiye önemli bir avantajı sahibi ise yapılacaklar bellidir.
Bir kere özel sektör ve devlet el ele vererek, çiftçileri her konuda destek vermeliler.
Bu desteği arkasına alan üreticinin dikkat etmesi gereken temel nokta, rekolteyi artırmakla birlikte, insan sağlığını ciddi şekilde tehdit eden GDO’lu besinler üretiminden kaçınmaktır.
Bugün tüm dünyanın titizlikle üzerinde durduğu bir husus olduğuna göre çiftçilerimiz bu durumu asla gözden ırak tutmamalılar.
Bir başka önemli nokta, istenilen kalitede üretilen ürünlerin pazarlanmasıdır.
Çoğu kez üretici kesimi, pazarlama adına şikâyette bulunduğuna göre çiftçilerin mağdur edilmemesi için ortak adımlar atılmalıdır.
Bu şartların yerine getirilmesi sonrasında bakıp göreceğiz ki, üretici kesimi çalışmanın karşılığını aldığı için mutlu, devlet hem verdiği destek hem de ekonomiye sağlanan katkı nedeniyle daha bir mutludur.
Yeter ki avantajımızı yeterince değerlendirelim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.