Atatürkçü Düşünce

9.11.2000’de yazılan Atatürkçü Düşünce başlıklı yazıma ilgililerden aldığım cevabı Hamle’de okumuş olmalısınız. Benim için sürpriz olan bazı tarihi olayları olmamış farz ederek, bilgi olmadan fikir sahibi olmakla suçlanmamdır. Oysa, doğruları söylemek için mevcut düzene karşı olmak gerekmiyor. 1938’de Muğla merkez Bayır köyünde 4. sınıfı okuyordum. Öğretmenim Necmi Yener’den Atatürk sevgisini, altı okun anlamını öğrenmiştim. Aynı yılın 10 Kasım’ında büyük insanın vefatı sebebiyle günlerce ağlayan öğretmenlerden feyz alan kişileriz.

Atatürk hayatı gözlerini kapadığı tarihte Başbakan Celal Bayar idi. İnönü neden 4 yıl dışlanmıştı? Günün İstanbul Birinci Ordu Komutanı; ordu olarak adayımız İsmet İnönü’dür diyerek, Genel Kurmay’ın ve meclisin tereddütlerine ışık tutmuştu. Benim bu olayı bir yerlerden okumam gerekmez, çünkü içindeydim.

Hemen acele Milli Şef unvanı ile para ve pullardan Ata’nın resmi yerine milli şefin resimleri konmuştu. 2. Cihan Savaşı’na girmedik. Çünkü savaşı başlatan Hitler Almanya’sı ile bir sorunumuz yoktu. Ama biz  savaş olacakmış gibi tedbirimizi alıyorduk. İşte Kıtlık dediğimiz 1940’lı yıllarda, Milli Şef döneminin icraatları arasında olan Köy Enstitüleri açılmıştı. Burada köylü çocuklar okuyacak, öğretmen olup köyüne gidince kendisine bir at arabası, at ve inek verilecekti. Maaşları ücret, askerlikleri Mehmetçik olacaktı.

İzmir Kızılçullu Köy Enstitüsünde 3 yıl ben de okudum. Yukarıdaki istikbalimize ait bilgileri, bizden büyük ağabeylerimizin ısrarı üzerine, okulun Müdür Muavini Zekeriya Tonguç açıklamak zorunda kalmıştı. Bunun üzerine küçük sınıftaki bizler, ben de dâhil başka ekmek kapısı aramak üzere okuldan kaçtık. Devletin bizim için yaptığı masrafları taksitlerle ödedik. Köy Enstitüleri hakkında o tarihlerde söylendiği gibi, beyin yıkama ve yönlendirmeyi dikkatle aramışımdır. İki şeyi kafamdan hala atabilmiş değilim l.si İngilizce Öğretmeni Ali Rıza Bey’in çağırın bakalım Allah cevap verecek mi diye bir çocuğa Allah, varsan cevap ver dedirtişini. Bu defa Ali Rıza diye seslenin bakın ben cevap veriyorum deyişini.

İkincisi Haşan oğlan Köy Enstitüsü’nün orak çekiş şeklinde inşa edilmiş olmasıydı. Bunların hangisi bilgisizliktir? Ben köye geldiğimde köyün imamı çocuklara din dersi vermiyordu. Analar babalar dili döndüğü kadar çocuklarını din öğretmeye çalışıyordu. Bunlardan birisi de benim. Sonra neler oldu? Bir yanda Komünizme meyilli insanlar askeri okullardan atılırken, bir yandan da bütün Türkler birleşecek “Büyük Turan” olacak fikrini savunan milliyetçi, yani Ata’nın 6 okundan birisi olan Milliyetçilik suç sayılarak bu gençlerin tırnakları sökülmüş, ışıklı cezalar verilmişti. İkinci Dünya Savaşı sonu 12 adalara yakın ülkeler davet edildiği halde, bizim siyasilerimiz, “Biz harbe girmedik ki, ganimete ortak olalım” diyerek icabet etmemişlerdir. Bu tarihi olay, daha değişik olarak değerlendirilmiş olsaydı, bugün Kıt’a sahanlığı olmayabilirdi. Gene 1945’de Irak Başvekili Nuri Sayit Paşa Ankara’ya bir kurye ile Kral Faysal’ın fermanını gönderiyor.

Yazıda, Kuzey Irak, Musul, Kerkük bize verilecek. Suriye’nin Hatay hizasından Güney’inde bir bölümünü Irak işgal edecek, bizden müdahale etmememiz isteniyor.

Günün Hariciye Bakanı heyecanlanıyor, adeta uçuyor. Fakat bu teklifi nasıl duyuralım ki, Milli Şefimiz itiraz etmesin derken, teklif şiddetle reddediliyor. Bütün bunların belge ve gazete küpürleri mevcuttur.

Muğla’da üç cami haricindeki camiler depo olarak kullanıldığını biz gördük. Ankara Sıhhiye’deki anıtın hitabesinde KOMÜNİZM BİR AFETTİR. HER GÖRÜLDÜĞÜ YERDE EZİLMELİDİR” yazılı idi. Ben 1951 yılında bunu okudum, hatta okuduk. Bu sözü Atatürk söylemedi demekle resmen Komünizmi savunduğunuzun umarım farkındasındır. 1980 yılı Töb-Der Genel kurulu Ankara’da yapılırken içeride bir arbede, kavga birilerini söylediklerini yazmaya haya duyarım. Bir kısmı Lenin, bir kısmı Mao’cu olalım kavgasıdır bu. Ankara Valisi teyb bantlarını dinleyip, demeği kapattı. Ama, Danıştay tekrardan derneğin açılmasına karar verdi. Şimdi böyle bir karar onları aklamışsa, amme vicdanı ne olacak, ya ilahi adalet ne olacak?

Ortaçağ özentisi ve Şeriat özlemi olan bağnazlar ancak böyle düşünür denilmektedir. Şimdi bu kafadaki insanlara ancak şunu diyebilirim: Komünizm bir rejimdir. Aile mefhumu, tapu, miras ve serbest ticaret gibi hiç bırakamayacağımız töreler ne olacak? Ben iyi biliyorum iki tavuğunun birisini hiç olmayan bir yoldaşa ver denildiği an, kabir tahtasına vurur gibi kafalar dank edecektir.

Halbuki, Orta Çağ denilen tarihte insanlık için vahiy yolu ile gelen Kur’an, bugünkü bilime ışık tutuyor. Akdeniz’in suyu Okyanus’a karışmıyor. Kaptan Custo denedi ve o anda Müslüman oldu.

Diyorum ki, bu dernek Ata’nın yerine başkalarının düşüncelerini mi savunuyor?

Çünkü Ata’mız, ilk meclis binasını ilahilerle gelmişti. Şimdi ülkemizde aranan hatta yaşanan aslımızdır.

Not: Gelecek yazımızda; Muğla Tıp Fakültesi ve Menteşe Devlet Hastanesi konumuz olacak.

 

Okunma Sayısı:537

YORUMLAR

Toplam 0 yorum bulunmaktadır.