Atama, Atanma ve Ücret

Bu haber 05 Mart 2015 - 20:33 'de eklendi ve 805 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye koşullarında öylesine çok olmazsa olmaz beklentiler var ki!

Akıllara ziyan dense!

Kesinlikle abartı olmaz.

Hangisinden dem vurayım?

Her biri diğerinden çarpıcı..

Hal böyle olunca ayrıt etmek kolay olmuyor.

Buna karşın yine de sıralamaya tabi tutulursa birisinin öncelik alacağında kuşku yok.

O da atamalar.

Yani beklenti sahipleri için atanmalar.

Bir başka ifade ile devletin değişik kademelerinde görev almak için başvuranların taleplerinin kabul edilmesi.

Hal böyle olunca atama ve atanmaların ne denli önemli olduğunu yadsımak olası değildir.

Olamaz da.

Zira, atamalar için gerçekleştirilen kura çekimindeki manzaralar, yani mutluluk ve burukluk her şeyi gözler önüne seriyor.

Buda gösteriyor ki, hayatın idamesi için ülkemiz insanı adına devlet kapısından daha sıcak ve de garanti yer yoktur.

Aksi mümkün değil.

Bu bağlamda her kim olursa olsun şunu der.

Devletimize bir kapağı atayım da.

Ondan sonra bizlere karada ölüm yok.

Evet, aynı beklenti içinde olanların bu tür yaklaşım sergilediğini hep biliriz.

Çoğu kez şahit olmuşuzdur.

Onun için devletin her hangi bir kurumunda görev üstlenmek, yani atamaların yapılması, insanımız için ümittir.

Mutlulukların en büyüğüdür.

Artık onun için, her ne kadar gelinen noktada biraz abartı olsa da hayatın idamesinde hiçbir engel yoktur.

Nasılsa, artık devletin güvencesi altındadır.

***

Ülkemizin geldiği noktada, her halde kimse kalkıp aksini iddia edemez.

Değilse, aynı kurumlara alınacak personel sayısının çok daha üstünde müracaatlar olmazdı.

Şayet, 100 personelin alınacağı bir kurum için binlerce kişi başvuruda bulunuyorsa!

Ki öyle.

Aksi düşünülemez.

İster devlet kurumları, isterse özel sektöre ait çalışma alanları, tahminlerin çok üzerinde talep edilen yerler olarak karşımıza çıkmaktadır.

Kısaca söz konusu kurum ve kuruluşlarda istihdam edilecek personel sayısının çok üzerinde müracaatların olması, hayatın idamesi adına garanti görülen yerler olduğu içindir.

***

Peki gerçekten öylemi?

Devletin şu veya bu kurumunda görev üstlenmekle, yaşam garanti altına alınmış mıdır?

Bu soruya tek cevap verilir.

Kimler ne derse desin, nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa da ülke koşullarında evet.

Bu arada şu da denebilir.

Söz konusu kurum ve kuruluşlarda çalışanlar, tümüyle hayatlarından memnun mu?

En azından kendilerine ödenen ücretler ve sosyal haklar bağlamında bir şikâyetleri yok mu?

Elbette var.

Eğer, ülkenin ekonomik koşulları yeterince elvermiyorsa!

Ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetlere göre devlet memurları sayısının fazlalığı söz konusu ise sabit gelirlilerin sızlanmamaları mümkün değildir.

Zira, beklentileri karşılayan ücret verilmemektedir.

Buna karşın ykademesine göre gerekçe bellidir.

Çalışanlar sayısının fazlalığı.                       

Evet, yanlış değil.

Yıllardan bu yana her hükümet, devlet memurları sayısının fazlalığını öne sürmüş.

İlişkin olarak, istesek de daha fazla ücret veremiyoruz! yaklaşımı içerisinde olmuştur.

Sonuçta bir tarafta, devlet kapısına kapağı atmak isteyenler.

Diğer yanda, aldığımız ücret yetersiz demesine karşın aynı kapıda çalışanlar.

İşte ülkemizde atama, atanma ve ücret üçgeninde karşılaşılan tablo.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.