Asparan Deresi ve Sığla Ağaçları

Bu haber 04 Aralık 2015 - 0:52 'de eklendi ve 1.369 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Geçen ay basında “Sığla Ağaçları Dere Yatağı İçin Kesildi” başlıklı bir haber yer almıştı. Haberde Marmaris’in Değirmenyanı mevkiinde sığla ağaçlarının kesildiği bildirilmiş ve rahmetli Filiz Ersan’ın ardından “çevreci” olarak ortaya çıkan Marmaris Çevrecileri Derneği Başkanı (MÇD) Ahmet Kutengin’in demecine yer verilmişti.

Kutengin, yaşananların tam bir doğa katliamı olduğunu, kendilerine doğa tahribatı ve çevre kirliliği konusunda sürekli ihbar geldiğini hatırlatarak, “Dere ıslahı konusunda sığla bölgesinin ve susamurlarının yaşadığı bölgenin tahrip edilmesi bizleri çok üzdü. Bu resmen bir katliamdır. Herhalde buna sebebiyet veren ilgili kişiler gerekli yasal izinleri almışlardır. Konuyu derinlemesine araştıracağız ve takipçisi olacağız” demiş.

 

xx           xx           xx.

Haberin ardından bende “Cehenneme Kendi Odununu Taşımak” başlığını taşıyan yazımda bu habere yer verip, “Elbette DSİ Müdürlüğü taşkınları önlemek zorunda… Önlem almak için koruma altındaki ağaçları kesmek zorunda mı?” diye eleştirmiştim.

O yazımı şöyle noktalamıştım;

(…) Garip ama gerçek; sanki yerel yönetimlerimiz ve kamu kurumlarımız ‘Ben devletim, yaparım. İzin almama gerek yok’ anlayışı içindeler. Benim bir de asıl merak ettiğim, Günlüklük Ağaçları, Zeytin Ağaçları kesilirken, Günnüklükler tahrip edilirken, SİT Alanı Karabağlar Yaylası betonlaşırken Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, Anıtlar Kurulu ve hatta Orman Bölge Müdürlüğü, hatta ve hatta Tarım İl Müdürlüğü nerede?

 

xx           xx           xx

İlgili kurumların hiç birinden bir tepki gelmedi. DSİ’den de… (!)

Ama Marmaris’ten az tepki almadım. Marmaris Belediyesi’nden arayanlarda oldu.

Meğer sığla ağaçları kesilmemiş, Asparan Deresi temizlenmiş.

Yani ortada bir Sığla Ağacı katliamı yok!

O zaman “Cehenneme Kendi Odununu Taşımak” başlığını taşıyan yazımı neden araştırmadan kaleme aldım değil mi?

Bu haklı ve yerinde bir soru olur.

Takdir edersiniz ki, biz haber kaynağına; ajansa güvenmek durumundayız. Bu anlamda bir zamanlar en güvenilir haber kaynağı Anadolu Ajansı (AA) idi.

Görünen o ki, İHA’nın Marmaris Muhabiri enine boyuna araştırmadan, DSİ’nin görüşünü de almadan “Sığla Ağaçları Dere Yatağı İçin Kesildi” başlıklı haberi üretmiş.

Belli ki muhabir Marmaris Çevrecileri Derneği Başkanı (MÇD) Ahmet Kutengin’e güvenmiş. Hata etmiş. Bizde habere güvenmekle hata etmişiz…

 

xx           xx           xx

Böyle durumlarda aklıma hep rahmetli Saynur Gelendost gelir.

Bundan sonra O’nun gibi bir “çevreci” daha geleceğini sanmıyorum. Gelse şimdiye kadar gelirdi…

Kendisine çok yakın olanlardanım. Seveni kadar sevmeyeni vardı, ama seveni sevmeyeni herkes O’na güvenirdi. Bir şeyleri adım anılsın, toplumda yerim olsun, adım yürüsün diye gündeme taşıyıp, karşı duruş sergilemezdi…

Gündeme taşınacak, muhalefet edilecek, karşı çıkılacak konu ile ilgili araştırır, soruşturur “kamu yararını” gözetir, muhatabı ile görüşmeye çalışır, gerekli yerlere dilekçeler verir ve sonrada gazetecileri yanına alır harekete geçerdi… Gazetecilerde O’na güvenirdi…

O’nun için yerel idare, genel idare, CHP’li, MHP’li, (Onun zamanında yoktu ama) AK Partili fark etmezdi. Bugün kendisine “çevreci” sıfatını, yetkisini verenlerin Saynur’u araştırıp tanımalarında yarar var.

 

xx           xx           xx

Marmaris’in Asparan Deresi neredeyse 50 yıl bakım görmemiş.

Yağmur sularını Hisarönü Körfezi’ne taşıyan dere her sene taşkınlara neden oluyor. O nedenle DSİ gerekli izinleri alarak derede temizliğe girişmiş.

Derenin yakınında Marmaris Belediyesin’ne ait arazi varmış. Belediye yetkilileri de (ağaç kesilir kaygısıyla) DSİ yetkililerine “Gerekirse dereyi bizim araziden geçirebilirsiniz” demişler.

Gerekmemiş, ağaçta kesilmemiş…

Çok sık ağaçların bulunduğu Sığla Ormanı içinde, Asparan Deresi’nin yatağında sirintepeevleri.com temizlik yapılmış. Doğal olarak devrilmiş ağaçlar, kuru ağaç dalları ayıklanmış. Derede sağlıklı bir akışın olması ve önümüzdeki kış taşkın yaşanmaması için çalışma yapılmış.

Katliam filan yok…

 

xx           xx           xx

Marmaris’in Asparan Deresi debisi oldukça yüksek bir dere imiş.

Öyle olmasa orada Sığla Ağacı Ormanı oluşabilir miydi?

İşin uzmanlarına göre, orada küçük bir baraj kurulmasına elverişli potansiyel varmış. Böyle bir durumda çok ağaç kesilir mi diye merak ettim. Söz konusu değilmiş.

Sakın çevreciler araştırmaya kalkışmasınlar! Gündemde böyle bir baraj yok…

Marmaris’te su bol… Ama Marmaris’te içme suyu da yok.

Marmaris ilçe merkezini kastetmiyorum.

Marmaris Barajı’nın suları Marmaris’e yetiyor da artıyor bile…

Öğrendiğime göre barajda 38 milyon metreküp su toplanıyormuş. Marmaris ilçe merkezi bu rezervin 12 milyon tonunu tüketiyormuş.

İşte bu bollukta Bozburun Yarımadası yokluk yaşıyor.

Yarımada’da Bozburun’da, Selimiye’de, Taşlıca’da susuz yazın ardından susuz kış yaşanıyor.

 

xx           xx           xx

Taşlıca’nın sorunu bugünün sorunu değil.

Büyükşehir’in yok olduğu, İl Özel İdaresi’nin var olduğu yıllarda Taşlıca’nın su meselesi başlı başına bir sorundu. Ta İspanyalara gidildi. Göletler, barajlar incelendi. Dönemin CHP’li İl Genel Meclisi Üyesi Dursun Kaplan’ın sert muhalefetine rağmen geçirimsiz gölet yapıldı.

O zaman ben de umutlanmış ve bu köşeden projeye destek vermiştim…

Gölet tamamlanıp ta şebeke ile su evlerin çeşmelerine ulaştığında Taşlı kadınları ne sevinmişlerdi…

O geçirimsiz gölet yapılmadan önce orada köylülerin hayvanlarını sulayabilmek için elleriyle yaptıkları bir gölet vardı. O gölet hala su tutmaya devam ediyormuş, ama İl Özel İdaresi’nin göletinde damla su yokmuş!

Dursun Kaplan haklı çıktı…

 

xx           xx           xx

Dursun KaplanTaşlıca Göleti”ne muhalefet ederken, Taşlıca’ya Marmaris Barajı’ndan su basılmasını önermişti. “Taşlıca’ya gidecek sudan Bozburun ve Selimiye’de yararlanır” demişti.

İl Özel İdaresi kapandı. Bozburun, Selimiye ve Taşlıca artık Marmaris’in mahallesi…

Dursun Kaplan’ın önerisi şimdi gerçekleştirilebilir.

Kaplan şimdi Marmaris Belediye Başkan Yardımcısı. Aradım “Hadi projeni gerçekleştir” dedim. Güldü, “Baraj bizim değil, Büyükşehir’in.Yoksa dükkan senin” diye karşılık verdi.

 

xx           xx           xx

MUSKİ’nin bu konuda bir çalışması vardır herhalde.

DSİ’nin Asparan Barajı da yapılabilir. O taşkın yapan Asparan suyu Hisarönü Körfezi’ne neden boşa aksın… Buradan Bozburun Yarımadası’na su basılabilir. Barajı MUSKİ’de yapabilir, ama DSİ yapabilirse ne gerek var…

Önemli olan Marmaris Barajı’ndan veya Asparan Barajı’ndan Bozburun Yarımadası’na içme suyu taşınması…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.