Askıda ekmek ve üniversite…

Bu haber 05 Kasım 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.339 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Vali Fatih Şahin döneminde bir ara kesintiye uğramıştı, ama Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’ndeki öğrencilere sabahları “çorba servisini” başlatan Vali Dr. Ahmet Altıparmak olmuştu.

Muğla Belediyesi’nin düşünüp yapması gerekeni dönemin Valisi Dr. Ahmet Altıparmak yapmış oldu. “Yaratıcı” olmak varken, “taklitçiliği” tercih eden belediyemiz de Muğla Valiliği’nin uygulamasından bir yıl kadar sonra “Çorba çeşmeleri” kurdu!

xx        xx        xx

Valilik nasıl olsa çorba çıkarıyordu. Belediyenin çorba şovuna gerek yoktu. Semimi olmak gerek. Muğla BelediyesiAş Evi”ne sahip bir belediye… Sabahları valilik çorba servisi yaparken, akşamları Muğla Belediyesimakarna” servisi yapabilirdi.

Bu gün Belediyemizin çorba çeşmelerinden çorba da akmıyor! Ama tarihi eser sanıp önünde fotoğraf çektirenler oluyormuş. B da bir şey!

Kötekli’de “dar gelirli aile çocuklarının” babası, ağabeysi, arkadaşı Çetin Topuz kardeşimle “makarna meselesini” geçen yıl Sıtkı Koçman Vakfı Yönetim Kurulu Üyelerinden Alaattin Arpat ile paylaşmıştık. Sonuç aldık…

Bu gün yarın akşamları üniversite kapılarında makarna servisi de başlıyor. Vakıf yönetimini kutluyorum.

xx        xx        xx

İnternette Erzurum’un Palandöken Gazetesi’nde bir haber gördüm. Bu gazeteye arada bir bakarım. Şimdi Erzurum Valisi olan Valimiz Dr. Ahmet Altıparmak neler yapıyor diye…

Habere “Vali ve Eşinden ‘Askıda Ekmek’ Uygulamasına Destek” başlığı atılmıştı. Haberde, şöyle deniliyordu:

Ekmek fırınlarında yer alan ‘Askıda Ekmek’ uygulaması Erzurum Valisi Dr. Ahmet Altıparmak’ın ilgisini çekti. Yoncalık Semtinde bulunan Altın Unlu Mamuller Fırınına giden Vali Altıparmak işyeri sahibinden uygulama ile ilgili bilgi aldı. Eşi Özden Altıparmak ile birlikte uygulamaya maddi katkıda bulunan Vali Altıparmak, hayırseverler ile ihtiyaç sahiplerinin birbirini görmeden ve rencide edilmeden yürütülen hayır işinin Erzurum’da yaygın olarak devam ettirilmesinden memnuniyet duyduğunu söyledi. Uygulamayı beğenen Vali Altıparmak uygulamayı genişletmek için esnaflara çağrıda bulundu.

xx        xx        xx

İki arkadaş cafeye gider ve “3 kahve biri askıda” derler. Garson iki kahve getirir masaya koyar ve bir tane kahve sembolünü de panoya asar.. Sonra üç kişi gelir “Bize 4 poğaça, biri askıda” der.. Garson üç poğaçayla gelir ve bir poğaça sembolünü panoya yapıştırır.. Sonra bir adam gelir garson yanaşır. Adam, “Bana bir kahve bir poğaça askıdan” der.. Adam yer içer ve para ödemeden çıkar.. Garson adam gittikten sonra çaktırmadan panodan bir poğaça bir kahve sembolünü çıkarır…

Sizce bu Türkiye’de uygulanabilir mi?

Muğla’da uygulanıyor… “Askıda EkmekMuğla’da da yıllardır Reyhan Pastanesi’nde uygulanıyor. Pastaneye gidiyorsunuz, iki ekmek alacaksınız, ama “Üç ekmek, biri askıda” diyorsunuz. Üçü, dördü, beşi askıda da diyebilirsiniz… Sonra bir ihtiyaç sahibi gelip, “Askıdan bir ekmek” dediğinde sizin bıraktığınız ekmeği alıyor…

Bu uygulama suiistimal edilebilir mi? Burası TürkiyeAma böylesi sosyal sorumluluk projelerini uygulayanlara güvenmek lazım… Hatta takdir etmek lazım…

xx        xx        xx

Bu tür uygulamalar sorunu çözer mi?

Erkenden kıyıya gidip, güneş doğmadan önce kumsaldaki denizyıldızlarını denize bırakmaya başlayan adamın hikâyesini hepimiz biliriz. İşte o hikâyede anlatıldığı gibi, askıya bırakılacak birkaç ekmek, o ekmekleri alacak insanlar için çok şey fark ettirecektir. Uygun zamanlarda askıya bırakacağımız bir ya da birkaç ekmek, bir ya da birkaç kişinin, bir ailenin, küçük bir çocuğun, yaşlı bir nine ya da dedenin, bebeğine süt veren bir annenin, çocuklarına ekmek götüremediği için içi parçalanmakta olan bir babanın karnını doyurup, o gece huzurla uyumalarını sağlayabilecektir ki, bu hiç de az şey değildir.

Hele de uygulamanın yaygınlaşması durumunda, toplumumuzdaki açlık sorununa önemli bir katkıda bulunulabilecektir.

xx        xx        xx

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde de Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan başkanlığında bir gurup öğretim üyesi bir başka türlü “Sosyal Sorumluluk Projesi”ni uygulamaya koymuş. Ali Osman hocadan uygulamayı dinlerken heyecanlandım.

Üniversitede öğretim üyelerinden ve idari personelden gönüllü olanların maaşlarından kesinti yapmaya başlamışlar. Kesintiler çok düşük. 10 lira, 20 lira, 30 lira gibi… Gönülden ne koparsa… Ayda 2 bin lira gibi bir para toplanmaya başlamış.

O ay kirasını ödeyemeyen çocuğun kirasını ödemeye, kış geldi kazağı olmayana kazak, yağmurluğu olmayana yağmurluk almaya, kitabını alamayanın kitabını almaya, bir çorba parası olmayana 200, 250 lira gibi bir defaya mahsus harçlık vermeye çalışıyorlarmış…

Şu ana kadar böyle bir yardıma muhtaç 250 kadar öğrenci belirlenmiş. Ayda 2 bin lira ile hangisine yetişilir?

Ama istersek yetişebiliriz…

xx        xx        xx

Evet, “Yetişebiliriz” dedim. Biz Muğlalılar; ekonomisi Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nin varlığına dayanan Muğlalılar yetişebiliriz.

Ben MUTSO Gelişim Hareketi’nin içindeyim. Ayda bir yemekte buluşuyoruz. Muğla Lions ve Rotary Kulüpleri de yıllardır ayda bir buluşurlar. Muğla Hür Düşünce Platformu ve Muğla 2000 Derneği üyeleri de buluşuyorlar.

Sadece zikrettiğim bu sivil toplum hareketlerinin üye sayısı neredeyse 200-300 kişiyi buluyor. Bu kişiler kişi başı o akşam ortalama 40 lira ödüyorlar. Yemek sonunda o para 50 lira olarak toplanabilir. 10 lira büyük para değil, ama 200 ile çarparsanız 2 bin, 300 ile çarparsanız 3 bin lira yapar!

Kim bilir belki toplu yaşam alanlarına; bankalara, pastanelere vs. “Askıda Para” kumbaraları konulabilir…

İsteyen doğrudan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Osman Gündoğan ile ilişki kurup, “bireysel katkısını” düzenli olarak yapabilir…

xx        xx        xx

Burnumuzun dibindeki Yatağan-Eskihisar’da Stratonikeia antik kentinde Menteşe Beyliği’nde “Sadaka Taşı” uygulaması olduğunu biliyor musunuz? Taş orada antik kentin girişinde tarihi Şaban Ağa Camii önünde duruyor. Buradaki kazıyı yürüten Arkeolog Prof. Dr. Bilal SögütSadaka Taşı”nı şöyle anlatıyor:

Bu Roma dönemi sütun cami önünde tamamen bir yardımlaşma sandığı olarak kullanılmış. O dönemde camiden çıkan veya önünden geçen insanlar cebindeki bozuk paralarını sadaka taşına bırakıyorlardı. Burada biriken paradan ihtiyaç sahipleri istedikleri kadar alıyordu. Bir yardımlaşma sistemi vardı. Bir yardımlaşma sistemi ancak bu kadar özel olabilirdi. Çünkü buraya para bırakan kişi bıraktığı paranın kim tarafından alındığını bilmiyordu. Buradaki parayı alan ve küçük ihtiyacını gören insanlar da kimin parasını aldıklarını bilmiyorlardı. Böylelikle İslam felsefesinde var olan ‘sağ elin verdiğini sol elin bilmemesi’ olayı burada bire bir uygulanmıştı. İnsanlar hiç kimseye vefa duymuyor ve borçluluk hissi olmuyordu. Taşın üzerindeki sandık sayesinde birçok insanın ihtiyacı görülüyordu.

Bundan 300 yıl kadar önce atalarımızın yaptığını biz neden yapamayalım…

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.