ASIL SORUMLU HÜKÜMETLER

Bu haber 15 Aralık 2009 - 0:00 'de eklendi ve 672 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Tarihin seyri içerisinde öylesine korkunç, bir o kadar akıl almaz olaylarla karşılaştık ki, kahrolmamak elde değil.
O zaman kendi kendimize soruyoruz.
Acaba, bu tür olaylar başka ülkelerde de oluyor mu?
Yoksa, genelde bize özgü mü?
Üzülerek ifade etmek gerekirse, çoğunlukla bize ait.
Elbet dünya genelinde konuşlanan ülkelerde de benzer olaylar oluyor.
Sonrasında bir takım can kayıpları veriliyor.
Ne var ki, bizdekilerin örneği yok.
Bir yerde, facia derecesinde korkunç olaylarla karşılaşıyoruz.
Akıl fikir erdirmek gerçekten zor.
***
Rutin bir takım gelişmeler bir yana doğal afetlere bakalım.
Deprem, sel felaketi, çığ gibi olaylar, doğanın yapısından kaynaklanan, dolayısıyla önlenmesi zor felaketler olmasına karşın, asıl olan ülkeler bazında etkisi.
Yarattığı tahribat.
Hal böyle olunca ister istemez soruyor ve cevap arıyoruz.
Acaba, bu tür olaylar dünyanın her bir köşesinde aynı etkiyi yaratıyor mu?
İşte asıl olan bu nokta.
Türkiye olarak üzülmekten öte kahrolduğumuz temel husus bu.
Zira, söz konusu doğa olaylarının etkisi başka ülkelerde daha az zayiatla atlatılırken, ne yazık ki bizde yarattığı tahribat çok daha büyük.
Peki nedendi?
Her ne kadar doğal olayların yıkıcı unsuru daha etkin olsa da bizdeki etkisinin daha bir başka olması nedendi?
Bu noktada karşımıza iki önemli ayrıntı çıkıyor.
Bir kere, doğal afetlere karşı, hem ülke yönetiminde görevli hükümetler olarak, hem de bireysel bazda titizlik göstermiyoruz.
Hükümetler, benzer afetler karşısında vatandaşın ne gibi tedbirler alması gerektiği hususunda, yeterli açıklamada bulunmuyor.
Bulunsa da, yerine getirilip getirilmediği anlamında denetim mekanizması çalıştırılmıyor.
O zaman, zaten yasaklara karşı daha bir arzu duyan halkımız, oldu bittiye getiriyor.
Yanı sıra, her seçim öncesinde yapılan yanlışlığa göz yummalar, daha sonraki afetlerin temel nedeni.
Geçmişten günümüze ülke yönetiminde görev üstlenen hükümetlerden hangisi
buna itiraz edebilir?
“Biz, dere yataklarının içine ev yapılmamasını,
Yapıların depreme dayanıklı olup olmadığının denetimini” olması gerektiği şekilde yaptık, diyebilirler mi?
Diyemezler.
Seçimlerde daha bir ön plana çıkmak için, halkın hayatına mal olacak olaylar karşısında yerine getirilmesi kaçınılmaz müeyyideleri göz yumdular.
O zaman halk bakıp gördü, kimseden ses seda çıkmıyor.
Yaptığım yanıma kâr kalır eğilimine girildi.
***
İşte, fazla geriye gitmeden, içinde bulunduğumuz süreçte karşılaşılan 2 çarpıcı örnek.
Son yağışlar nedeniyle Karadeniz Bölgesinin birçok kenti, özellikle Artvin ilinde selin yarattığı tahribat, ilişkin olarak can kaybı, dere içerisine ev yapımı sonucu olmadı mı?
Çeşitli kez iletilmesine karşın, söz konusu yerlerdeki derelerin ıslah edilmediği, bizzat yerel yönetimler tarafından açıklandığına göre, bunda ilgili kurumun vebali olmadığını kim söyleyebilir.?
Aynı şekilde, Trakya Bölgesinde meydana gelen sel felaketi.
Hadi diyelim ki, deprem ve sel doğa olayları olduğu için önüne geçmek zor.
Peki, Bursa Kemalpaşa ilçesinde meydana gelen maden ocağının göçmesi neyle izah edilir?
Acaba, bu ocağın çalışmaya müsait olup olmadığı, dolayısıyla bir tehlike yaratıp yaratmayacağı yeterince denetimden geçmiş midir?
Yoksa, çoğu kez yapıldığı gibi görmemezlikten mi gelinmiştir?
Ne yazık,19 vatandaşımızın hayatından olup onca ocağın sönmesi, dikkatsizlik ve de tedbirsizliğin bariz göstergesidir.
Bir kez daha altını çiziyorum.
Bu tür olayların ülkemizde daha bir tahribat yaratması altında yatan temel husus, hükümetlerin oy uğruna yapılan yanlışlığa görmemezlikten gelmesi, vatandaşın da bunu fırsat bilmesidir.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.