Asıl Saygıyı Hakedenler

Bu haber 07 Mart 2014 - 19:35 'de eklendi ve 841 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

İSMAİL ATASEVER

Yunus Emre’nin “Yaratılanı severim Yaratan’dan dolayı” yaklaşımında asıl hak sahibi olanların kadınlar olduğunda, bilmem şüphe edenler olur mu?

Olsa da bunlar fanatikçe yaklaşanlardır.

Aksi halde, geçmişten günümüze kadınların her alanda üstlendiği sorumluluk dikkate alınır.

Böylesine bir yaklaşım içerisinde olunmazdı.

Bu yüzden her ne şartta olursa olsun asıl olan, toplum hayatının vazgeçilmezleri arasında yer alanların başında kadınlarımızın geldiğidir.

İşte bu yüzden tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadınlara yönelik olarak bir özel gün tahsis edilmiştir.

Aslında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 16 Aralık 1977 tarihinde, 8 Mart tarihinin “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmasını kabul etmiştir.

Türkiye’de ise 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk olarak 1921 yılında “emekçi kadınlar günü” olarak kutlanmaya başlandı.

İlişkin olarak ülkemizde 1975 yılında kadın yılı kongresi yapıldı.

Ne var ki 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinden sonra 4 yıl süreyle kadınlara yönelik kutlamalar yapılamadı.

Ancak 1984 yılından itibaren “dünya kadınlar günü” olarak kutlanmaya başlandı.

Dolayısıyla o gün bugün her yılın 8 Mart tarihi kadınlar günü olarak kutlanmaktadır.

***

Şimdi…

Değil mi ki tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kadınlara yönelik olarak bir özel gün tahsis edilmiştir.

İlişkin olarak her yerleşim birimi, kendi çapında bu özel günü anlamı doğrultusunda kutlama gerçekleştirmektedir.

Buna karşın, tüm dünyada, özellikle ülkemizde kadınlarımıza hak ettiği değeri veriyor muyuz?

Yunus Emre’nin ünlü sözünde karşılığı bulan “yaratılanı severim yaratandan dolayı” diyerek, kadınlarımıza sevgi ve saygı gösteriyor muyuz?

Üzülerek ifade etmek gerekirse değil.

Kimler nasıl bir yaklaşım içerisinde olsa da Tük Milleti olarak kadınlarımıza hak ettiği değeri bütünüyle gösterdiğimizi söylemek olası değil.

Aksi olsaydı, kadınlarımıza yönelik olarak çok daha farklı davranışlar içerisinde olurduk.

Onları ailenin en önemli parçası kabul eder.

Bir yerde başımızın tacı olarak görürdük.

Dedim ya böylesine bir yaklaşım göstermekten uzağız.

Buna karşın, bu tür olumsuzlukları tüm bireyler için söylemek mümkün değil.

Kastettiğim, kadınların toplum ve aile içerisindeki yerini idrak edemeyenleredir.

Özellikle, onlara şiddet uygulayanlar.

Daha da ileri gidip, canına kastedenler.

Ne yazık ki bu bağlamda Türkiye, dünya ülkeleri arasında ilk sıralarda yer alıyor.

Ne denli utancımız olsa da realite bu.

Aksi iddia edilemez.

Özellikle ulusal bazda yayın yapan medya organlarına yansıyan görüntüler her şeyi açıklıyor.

Hal böyle olunca, kadınlarımıza hak ettiği değeri verdiğimiz söylenemez.

***

Peki neden?

Neden kadınlarımıza hak ettikleri sevgi ve saygıyı göstermekten uzağız?

Daha da ileri gidip, insanlık suçu olarak görülen muameleye tabi tutuyoruz?

Kabul edelim ki bunun bir değil birçok sebebi var.

Özellikle konuya ilişkin bilim adamlarının tespitlerine göre, kadınlara reva görülen muamelelerin nedenleri çeşitli.

En belirgin olarak, ailenin geçim sıkıntısı gösteriliyor.

Eğer ailesinden sorumlu birey, yerine getirmekle yükümlü müeyyideler bağlamında bir açmaz içerisine girmişse, hiçte istenmeyen fiiller içerisine girebiliyor.

Kadınlarımıza yönelik olarak aile reisinin başvurduğu bir başka eylem, kıskançlık.

Ve de psikolojik rahatsızlık.

Aile içi sorunların oluşmasında başka nedenler olsa da kadınlara yönelik şiddet uygulanmasında ön plana çıkan temel noktalar bunlar.

Oysa her ne koşulda olursa olsun, kadınlarımız bunların hiçbiri haketmiyor.

Ve onlar, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün işaret ettiği bir gerçeğin ta kendisi.

Kadınlarımız, itilip kakılan değil eli öpülesi, Yüce Yaratanın en makbul yarattıklarıdır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.