ASIL OLAN PRENSİPLER OLUNCA

Bu haber 27 Eylül 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.138 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Şu sıra ülke gündemini meşgul eden en önemli gelişmenin Galatasaray Teknik Direktörü Fatih Terim’in görevden alınması olduğunda en küçük şüphe yok.

Eğer, ulusal bazda yayın yapan tüm medya kuruluşları olayı 1.haber olarak vermişse, farklı düşünmek olası değildir.

Buna karşın kimileri, bir teknik direktörün görevden alınması ilk değil.

Bugüne değin, ona benzer nice yaptırımlar oldu.

Bu denli abartmak niye? şeklinde düşünenler olabilir.

Olmuştur da.

Ne var ki, bu sıradan bir olay değil.

Hem olayın aktörleri hem de Galatasaray bağlamında.

Sarı-kırmızılı takım son 2 yılın şampiyonu olmanın ötesinde, bir taraftan lig mücadelesi, diğer yandan Avrupa Şampiyonlar Ligi mücadelesi veriyor.

Dolayısıyla şu aşamada bu tür bir eylem takımı direkt etkiler.

Onun için rutin bir görevden uzaklaştırma şeklinde düşünülemez.

Sonra teknik direktör Fatih Terim, sıradan bir isim değil.

Geçmişte hem takımı Galatasaray, hem de milli takım düzeyinde, ülkemizdeki hiçbir spor adamının ulaşamadığı başarının sahibi.

Yanı sıra, teknik direktörler bazında gerçekleştirilen Uluslar arası toplantılarda Türkiye’den davet edilen tek kişi.

Bu konumu bile onun ayrıcalıklı olduğunu gösteriyor.

***

Peki hal böyle iken, Fatih Terim’in görevden alınması neyin nesi?

Bu uygulamaya esas olan ayrıntılar ne?

Bu sorulara cevap verebilmek için oldukça gerilere gitmek gerekir.

Yani, Ünal Aysal’ın Galatasaray Başkanlığına seçildiği süreç.

Başlangıçta Aysal’ın Terim’le bir problemi olmadığı gözlense de sonradan anlaşıldı ki vehbinin kerrakesi öyle değil.

Bir kere Terim, prensipleri gereği işin içine kimseyi sokmaz.

Üstlendiği görevin kendisine yüklediği sorumluluklar çerçevesinde, başkan dahil kimsenin işine karışmasına fırsat vermez.

Kulüp başkanı Aysal, başlangıçta ben futboldan pek anlamam. Bu konuda tek sorumlu Terim’dir demesine karşın, ilerleyen süre içerisinde, dolaylı olarak işin içine girmeye başladı. Bunun en bariz göstergesi, Terim’le yıldızı bir türlü barışmayan Bülent Tulun’a yetki verme eğilimiydi.

Hal böyle olunca, Terim buna izin vermedi.

Ancak, transfer döneminde Terim’in istediği futbolcular yerine Tulun’un önerdiklerinin başkan tarafından onaylanması, suların yavaş yavaş ısınmaya başladığının belirgin göstergesiydi.

Buna karşın, kol kırılır yen içinde kalır misali, olayın dışarı çıkmamasına özen gösterildi.

Tamam da bu durum nereye kadar gizlenebilirdi?

Üstelik başkan Aysal’ın zamansız kongre kararı aldırması, bir şeyler olacağının bir başka sinyaliydi.

Derken, kulüp yönetiminde ağırlığıyla bilinen isimlerden Ali Dürüst ve Abdurahman Albayrak’ın yeni dönemde listeye dahi alınmaması, başkan Ünal Aysal’ın farklı bir yola gireceğinin işaretiydi.

Her ne kadar başkan, Terim’le aramızda en küçük bir anlaşmazlık yok! dese de kurt hoca meselenin nereye uzanacağının farkındaydı.

Zaten aynı süreçte Milli Takım Teknik Direktörlüğünü kabul etmesi, iplerin kopma noktasına geldiğini gösteriyordu.

Yine de Terim, Galatasaray’a olan bağlılığı nedeniyle istifaya yanaşmıyordu.

Derken olanlar oldu.

Sözüm ona, yönetimin aldığı karar gereği! görevden alındığının açıklaması yapıldı.

Bir kere şu gerçeği kamuoyundan kaçırmaları kesinlikle mümkün değildir.

Teknik direktör Terim’in görevden alınması, yönetimin değil, bizatihi başkan Aysal’ın tasarrufudur.

Dolayısıyla yönetim, emri vaki imza atmak zorunda kalmıştır.

Kaldı ki bu uygulama asla etik değildir.

Başkan, direkt olarak işi bu kadar uzatmak yerine çok önceden kafaya koyduğu kararı uygulamaya koyarak, Terim’le çalışamayacaklarını ifade edebilirdi.

O zaman, daha inandırıcı olurdu.

Sonuçta, Türkiye’nin yüz akı spor adamlarından biri olan Fatih Terim’in mukavelesinin tek taraflı iptal edilmesi altında yatan realite, hocanın prensiplerinden taviz vermemesini, başkan içine sindirememiştir.

Daha açık bir ifade ile kulüp bünyesinde Terim’in ağırlığı, kendisini rahatsız etmiştir.

Oysa birisi başkan diğeri teknik direktördür.

Her ikisi farklı konumun sahipleri.

Üstelik Terim, gözlemlediğimiz kadarıyla hiçbir zaman başkanın konumunu sekteye vuracak bir eylem içerisine girmemiş, her zaman saygı çerçevesinde davranmıştır.

Ama Aysal, etrafını kuşatan Terim karşıtlarının kışkırtmalarına kulak vererek, çok başarılı bir teknik direktörün anlaşmasını tek taraflı olarak feshetmiştir.

Elbette yönetimler bu tür karar alabilir. Ne var ki alınan kararda, şimdi olduğu gibi hissilik varsa ki ayan beyan ortada.

Bunun zararını görecek olan da yönetim kademesi olduğu kadar Galatasaray olacaktır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.