Asil Milletin Mahzun Evlatları

Bu haber 19 Mayıs 2014 - 0:03 'de eklendi ve 744 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Türkiye’yi yasa boğan Manisa İli Soma İlçesi Maden Faciası üzerinden bir haftalık süre geçmesine karşın acılar dinmedi.

Yakın süreçte de dineceğe benzemiyor.

Üstelik bu defa ateş sadece düştüğü yeri yakmadı.

Bir yerde ülkemizin yüreğine aynı madenin kor haline gelen parçaları düştü.

Hal böyle olunca onca insanımız, nasıl sakinleşip teskin olurlar!

Olamadılar, yakın süreçte de olamazlar.

Zira, yerin onca derinliğinde rızkını çıkarmak için çabalayanlar, bir anda büyük bir felaketle yüz yüze geldiler.

***

Ekranlara yansıyan görüntülerden anlaşıldığı üzere orada can pazarı yaşanmış.

Açıklamalara göre Trafo patladığı için yolunu bulamamışlar.

Panik ve şaşkınlık içerisinde oradan oraya koşuşmuşlar.

Kimileri, dışarı çıkacak bir yol bulabildikleri için canını kurtarırken, diğerleri kendilerini ölümün kucağına atacak yoldan yürümüşler.

Aslında her taraf zifiri karanlık olduğu için yürüyememişler.

Bir anda tünelleri dolduran karbon dioksit ve karbon monoksit gazları yüzünden oldukları yerde yığılıp kalmışlar.

Sonrasında ortaya çıkan korkunç tablo.

Böylelikle Türkiye bir kez daha, tarihte emsali pek az görülen elim olayla yüz yüze geldi.

***

Yürekleri dağlayan böylesine kahredici bir olaya karşın bazı sahneler ekrana yansıdığında, şahsen işte Türkiye’nin asil evlatları demekten kendimi alamadım.

Üstelik aynı düşüncenin sahibi sadece ben olduğumu sanmıyorum.

İnanıyorum ki bu ülkenin tamamına yakın vatandaşımız, ölümün o korkunç yüzünü benliğinin her zerresinde hisseden kazazedelerin yaklaşımı karşısında aynı duyguya kapılmışlardır.

Düşünün ki;

O cehennemden yaralı olarak çıkan Murat Yalçın isimli bir vatandaşımız ambulansa alındığında, insanın tüylerini diken diken eden bir yaklaşım sergiliyor.

Her tarafı kömür tozlarıyla kaplı Murat Yalçın ambulansın sedyesine uzatılırken, ayakkabılarını çıkarmak istiyor.

O sedye kirlensin istemiyordu.

Şimdi bir düşünelim.

Ölümün soğuk yüzüyle karşı karşıya gelen bir vatandaşımız, o halde bile devlet malına zarar vermeyeyim diye düşünüyorsa!

Halis bir düşüncenin sahibi değilse nedir?

Bundan daha asil bir yaklaşım olabilir mi?

Üstelik, yapılan açıklamalara göre karın tokluğuna çalıştığı halde.

***

Sonra, ülkesi ve milleti adına bu tür bir yaklaşım içerisinde olan sadece Murat Yalçın değildi.

Yaralı olarak hastaneye kaldırılan bir işçimiz, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün ziyareti sırasında, bakınız ne talep ediyor.

Ben hiç bir şey istemiyorum.

Sizden istirhamım, ölen arkadaşlarımın ailelerine yardım edilsin.

İşte Türk Milletini dünya ülkeleri karşısında ayrıcalıklı yapan insanımızın tarifi imkansız yaklaşımları.

Zaten böylesine anlamlı istek üzerine Cumhurbaşkanı Gül, göz yaşlarına hakim olamıyor.

Ardından, siz hiç merak etmeyin.

Devletimiz, ne gerekiyorsa sonuna kadar yerine getirecektir.

Cumhurbaşkanının samimi olduğundan zerrece şüphe etmiyorum.

Ne var ki geçmiş yıllarda benzer felaketler sonrasında verilen sözlerin yerine getirilmediğini düşününce, duraksıyorsunuz.

Ve insanlık timsali sağlık memurunun, hayatına mal olan kurtarma çabaları.

Ne yazık ki 3 işçiyi kurtarmasına karşın kendisi o cehennemden çıkamıyor.

***

Şimdi…

Hiçbir yanlı ve de farklı düşünceye kapılmadan bir soruya cevap verelim.

Yeryüzünde konuşlanan onca ülkeler vatandaşları arasında, böylesine ulvi düşüncenin sahibi olanlar var mıdır?

Kendi hayatını hiçe sayarcasına ölüme koşan, bir başka ülke insanı bulunabilir mi?

Tereddüde yer bırakmadan söyleyeyim.

Yoktur.

İşte bizim insanımızın insanlık ve vatan sevgisi, ülkemizin olmak veya olmamak mücadelesine atıldığı kurtuluş savaşında ne ise bugünde farklı değildir.

Bu milletin mahzun evlatları, Soma faciasında bir kez daha örnek teşkil eden davranışlar sergilediğine göre aksi bir yaklaşım sadece laf-ı güzaftır.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.