“Artık Yeter” Dedirttiler

Bu haber 20 Temmuz 2017 - 1:00 'de eklendi ve 1.188 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür
Hafta başında pazartesi günü “Rektör, AK Parti İl Başkanı, Duruşma” başlıklı yazıma “Marmaris’te Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ve 2 polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin 3’ü firari, 44’ü tutuklu 47 sanığın yargılandığı davanın üçüncü duruşması bugüne kaldı.” diye başlamış ve şöyle devam etmiştim:

FETÖ’nün suikast timi bakalım bugün ne tür şovlar sergileyecek?

Sergilemişler… Haftanın ilk duruşmasında sanıklardan eski SAT Komando Yüzbaşı Haldun Gülmez cezaevi aracından inmek istememiş. Jandarmaya uzun süre direnen Gülmez duruşma salonuna ayakları yerden kesilerek, askerlerin kollarında götürülmüş.

Hero” örneğinde olduğu gibi bu da bir şov, ama aslında “Mesaj” veriyor olmalılar. Biz “uzman” değiliz. Kime, ne mesaj verildiğini bilemeyiz. Ancak bir gazeteci olarak benim görüp, okuyabildiğim her ne yapıyorlarsa AİHM’ne yönelik yapıldığı…

En önemlisi de savunmalarının “inkar” üzerine kurulu olması…

xx           xx           xx

Sanıklardan eski Yüzbaşı İsmail Yiğit de deliller ve raporlar ile ilgili “şaibe” iddiasında bulununca Savcı Ali Cenk DüzgünArtık yeter.” demiş…  E tabi bir yere kadar. O da insan…

Hafta başında yayınlanan yazımın bir yerinde de şu ifadelerde bulunmuşum:

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın avukatı Hüseyin Aydın, Cuma günü MUTSO önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, dosyanın kapsam ve mahiyeti nedeniyle duruşmanın gergin geçmesini tahmin ettiklerini söylüyor. Bugün de muhtemelen öyle olacaktır…

O gün (pazartesi) de, ertesi günde gerginlik hakim olmuş.

Bu konuda daha önce yazdığım yazılarda da vurgulamıştım. Artık dava karar aşamasına geliyor. Gerilim, hırçınlık, çirkinlik, şov, tiyatro, her neyse hepsi artacaktır.

Nitekim yargılamanın hızlanacağının işareti de geldi.

Salı günü yapılan duruşmada mahkeme, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yönelik suikast girişimine ilişkin dava dışındaki tüm duruşmalarını yedek mahkeme heyetine bıraktı.

xx           xx           xx

Bu arada “Hero” tartışmaları devam ediyor.

FETÖ’nün Suikast Timi sanıklarından biri o sözün yer aldığı tişörtü nasıl edindi; Cezaevi yöneticilerinin sorumluluğu var mı?; tişörtün amacı neydi?; Nereye, kimlere ne mesaj veriliyor?; Meydan mı okuyorlar?..

Kalan varsa sizde ekleyebilirsiniz… İşte bunlar tartışılıyor…

Nitekim gazete haberlerine göre Muğla’da yaşanan rezaletin ardından Erzurum‘da, kahraman anlamına gelen ‘Hero‘ yazılı tişört giyen üniversiteli 2 genç gözaltına alındı.

Erzurum‘un Yakutiye ilçesinde, Atatürk Üniversitesi yerleşkesinde gözaltına alınan 2 öğrencinin, İl Emniyet Müdürlüğüne bağlı Terörle Mücadele Şube Müdürlüğündeki işlemleri tamamlandı.

Zanlılar, soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısının talimatıyla şubeden salıverildi.

Duruşmalarda kime, kimlere ne mesaj verildi, veriliyor bilemiyoruz. Ancak böyle bir durumun olduğu aşikar… Nitekim son duruşmalarda konuşan sanıklardan eski Tuğgeneral Gökhan Şahin Sönmezateş, özellikle Havva Kuvvetleri Komutanlığı‘nda görevli iki kişiye yönelik suçlamada bulunurken, o kişilerle ilgili hakaret de edince araya giren Mahkeme Başkanı Emirşah Baştoğ, Sönmezateş‘i uyarıyor. O sırada eski Binbaşı Şükrü Seymen de “Eğer FETÖ’cü olsaydım hiç tereddüt etmeden gözünüzün içine baka baka söylerdim. Kimse bana FETÖ’cülüğü yamamaya çalışmasın” deyince yine Mahkeme Başkanı BaştoğKimseye mesaj vermeye çalışma” diyerek tepki gösteriyor.

xx           xx           xx

Peki “Hero” yazılı tişört ne anlama geliyor?

Elbette artık İngilizcesi olmayanlar bile “Hero”nun “Kahraman” anlamına geldiğini biliyor, ama “Hero” baskılı tişört ne demek? Bir manası, maksadı olmalı.

Herhalde o vatan haini suikastçı eski astsubay tavan yapmış bir ego ile kendini “kahraman” sanıp giymiş olamaz.

Bir tesadüf olamasa gerek.

AİHM’ne yönelik bir gösteri olması da mümkün değil…

Sorunun yanıtını Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın “Hero tişörtü” açıklamasında arayalım.

Bakan Bozdağ, bir televizyon programında o tişörtün FETÖ suikastcısına Cezaevi Yönetimi tarafından verilmesinin söz konusu olmadığını söylüyor.

Elbette dışarıdan biri veya birileri götürmüş olmalı. Kendisi de istemiş olabilir…

Nitekim Bakan Bozdağ şöyle devam etmiş:

Cezaevi yönetiminden verilen bir şey yok. Aileler getiriyor cezaevi yönetimi ona veriyor veya onun almak istediği bir şey varsa oradan alıyor. Cezaevi yönetiminin böyle bir şey vermesi söz konusu değil. Ama burada çok bilinçli bir tercih olduğunu biz düşünüyoruz. Fakat işin arka planı nedir o soruşturma sonucunda ortaya çıkacaktır ve biz ona göre ihmali, kusuru olan kimse onlarla ilgili de ayrıca bir müeyyide uygulayacağız

Bakanın açıklamasından da anlaşılacağı gibi FETÖ suikastçısının duruşma salonuna o tişörtle gelmesi tesadüf değil, bilinçli bir seçim… Yani “Amaçsız” değil… İşin arka planı söz konusu…

Benzer tişörtle yakalanan iki genç boşuna tutuklanmış olamaz…

xx           xx           xx

FETÖ’nün Suikast Timinden birinin o tişörtü giymesi ile FETÖ’cüler açısından maksat hasıl oldu mu olmadı mı bilmiyoruz, ama onlar bu eylem yüzünden önümüzdeki günlerde duruşmalara “tek tip” giysiler içinde gelebileceklerini biliyorlar mıydı acaba?

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, FETÖ sanıklarının duruşmalara tek tip kıyafetle getirilmesine ilişkin, “Şu anda çalışmamız sürüyor. Hem kapsamını hem de detayları açıklayacağız” dedi.

Halihazırda cezaevlerinde bundan sonra mahkemelere giderken resim, işaret yazı yazan mesaj içerikli olan hiçbir şeyin giyilmesine izin verilmeyeceğine dair bir kural getirilirken, Bozdağ, TBMM‘de AK Parti Grup Toplantısından önce gazetecilerin tek tip kıyafet yönetmeliği hakkındaki sorusunu cevaplandırırken şu ifadede bulundu:

2005’te yapılan düzenlemede iklim şartlarına ve sağlık koşullarına uygun kıyafetlerden bahsedilmişti. Onun ne olduğunu belirleme yetkisini Adalet Bakanlığına bırakıyor. Hazırlık süreci var. Şu anda çalışmamız sürüyor. Hem kapsamını hem de detayları açıklayacağız

Ne diyelim, güle güle giysinler… (!)

xx           xx           xx

Yeniden bu haftaya, Muğla 2’nci ağır Ceza Mahkemesi’nde Pazartesi günü başlayıp Salı günü devam eden duruşmaya dönelim.

Başka illerde ne oluyor bilmiyoruz, ama Muğla’da adil, şeffaf ve savcısıyla, yargıcıyla mahkeme mensuplarını “sabır taşına” çeviren yargılama sürecini genç meslektaşlarımızdan izliyoruz.

En önemlisi tişörtlü ve kucakta taşınmalı şovları yanında “delikanlı” tartışmaları ile duruşma salonunu “tiyatro salonu”na çevirenlerin savunmalarının “inkar” üzerine kurulu olması…

Nitekim inkarlar bu duruşmalarda da devam etmiş.

Çiğli imamı olduğu da iddia edilen ‘Paşa’ lakaplı Zekeriya Kuzu deliller, bilirkişi ve raporlar üzerine savunma yaparken, iddianamemin dedikodu üzerinden hazırlandığını söylüyor!

Sayın Savcı peşin satan esnaf gibi oturuyor. O yazacağını yazmış, biz kendimizi savunmaya çalışıyoruz. Biz cani değiliz. Sadece yanlış zamanda, yanlış yerde olduk” diyerek şöyle devam ediyor:

MAK timlerinin Türkiye genelinde birleştirilmesi FETÖ projesi ise benim bundan haberim yok. Marmaris’e geldik, yakalandık. Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları akşamları rahat uyku uyuyorlar mı acaba? Buradakilerin sadık FETÖ’cü olduklarına inanmıyorum

Duruşma Savcısı Ali Cenk Düzgün, Kuzu’ya “Bu devletin şerefli güvenlik güçleri seni görevinin başında değil, bir menfezde korkakça saklanırken yakaladı. Bunu da unutma” diye karşılık vermiş.

xx           xx           xx

Son duruşmalarda en önemli gelişme Mahkeme’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan‘a yönelik suikast girişimine ilişkin dava dışındaki tüm duruşmalarını yedek heyete bırakması oldu.

Mahkeme bundan sonra sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan‘a yönelik suikast girişimi ile ilgili davaya bakacak.

Yani bu dava daha da hızlanıp, karar aşamasına gelebilecek. Bakarsınız ilk sonuçlanan dava bu olur…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Reşat Öztepe 20 Temmuz 2017 / 11:58

Gocuman; Teşekkür ediyorum. Kamu oyunu doğru aydınlatıyorsun. Çuval-Mızrak Hikayesi hatırıma geliyor. Yargı mensuplarımıza allah sabır yağdırsın. Her şey ayan beyan iken bu inkar bu pişkinlik niye. Asker dedinmi Sözü de davranışıda görünüş
üne askerdir. yaptığın belli. bari doğru söylede adam asker miş amma yanıltılmış desinler sevgi ve saygı.