Artık ana muhalefet Taksim

Bu haber 11 Haziran 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.317 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Yazımın başlığını Prof. Dr. Namık Açıkgöz’ün köşesinden aldım.

Prof. Dr. Açıkgöz’ü Hamle okurları bilirler, sadece öğretim üyesi değil köşe yazarıdır da. Başlığı Hamle’deki köşesinde aramayın. Bulamazsınız. Kendisinin Yeni Akit Gazetesi’nde de düzenli olarak yazıları çıkar.

Artık ana muhalefet Taksim” başlığı Yeni Akit’in 8 Haziran Cumartesi günlü sayısından.

Hoca’mın Hamle’deki yazılarını hiç atlamam. Yeni Akit’in okuru değilim. Ama orada çıkan, ilgimi çeken yazılarını da kaçırmam.

Hoca’mın yazısının başlığına taşıdığı “saptamaya” katılıyorum. Yazının bütününü ise olumlamıyorum…

xx        xx        xx

Sevgili hocam yazısının başlığına “Artık ana muhalefet Taksim” sözünü almış, ama yazısına şöyle başlamış:

Meselenin 3-5 ağaç olmadığı taa başından belliydi… Mesele bir ‘iktidar devirme oyunu’ idi ve bu hemen anlaşıldı. Madem iş ‘iktidar devirme’ amaçlı, o zaman eylemi ‘desteklemek’ veya ‘karşı çıkmak’ zemininde değil de, ‘ders çıkarmak’ şeklinde ele almak lazımdır.

Olmamış. Katılmıyorum…

Taksimdurumundan” elbette vazife çıkarmaya kalkanlar oldu. Ama o süreçte Ankara’da “iktidar oyunu” oynanmıyor muydu? Başbakan Erdoğan’ı partisi içinde “yalnızlaştırma” oyununun köklerinin bir kısmı Adalet ve Kalkınma Partisi’nin, bir kısmının okyanus ötesi içinde değil miydi?

Doğru okumak lazım, Taksim’deki muhalefet “iktidar devirmek” gibi bir amaç taşımıyor. Onların askeri-sivil her türlü “darbeye” karşı olduklarını da görmek lazım…

xx        xx        xx

Nitekim sevgili Hocam yazısının bir bölümünde şöyle diyor:

Bu eylemlerin sevindirici bir tarafı da Türkiye’de artık darbeciliğin öldüğünün sağlamasının yapılmış olmasıdır. Günlerdir bizleri sadece slogan ve tencere-tava sesleri rahatsız ediyor; tank sesleri değil. Bu bile iktidarın başarısını gösterir.

Demek ki Taksimbir iktidar devirme oyunu” değil…

 

xx        xx        xx

Namık Açıkgöz hocam yazısında “Taksim’den ders çıkarılması gereğinin” altını çizmiş. Kesinlikle katılıyorum… Ben de bu konuda yazdığım iki yazımda, “Sokak iyi okunmalı” yorumu yaptım. Kimsenin (siyasetin patronları) de henüz okuduğunu sanmıyorum!

Sevgili Hocam yazısını şöyle sürdürmüş:

Hiç kimsenin, ‘Yok şundan oldu; yok bundan oldu… Yok şunlar kışkırttıydı; yok bu kışkırttıydı…’ demeleri meseleyi halletmiyor. Bunlar sadece durum tespitinden ibarettir.

Bir şey yaşadık; yaşıyoruz… Bunu pek çok boyutuyla tartışabiliriz ama üzerinde en çok durmamız gereken husus, iktidar ve muhalefet olarak ‘olayı okumak’ ve bundan dersler çıkarmaktır.

Bu sözlere katılmayan ya “fanatik” ya “art niyetlidir”…

xx        xx        xx

Sevgili Hocam, “iktidarı devirme oyunu” saptaması dışında Taksim’i gerçekten iyi okumuş. Yazısının bir bölümünde şöyle demiş:

Yeni muhalefet 20. yüzyıl kuşaklarının anladığı mânâda bir muhalefet değildir. Bu muhalefet tek renkli değil; çok renkli ve heterojen bir muhalefettir. İktidar, yakın zamanlara kadar ‘zamanın ruhu’nu okuyarak ayakta kalmıştı. Bu okuma bu kuşakları yetiştirdi. Yani, oluşan muhalefet bile, bu iktidarın sağladığı imkânların sonucudur.  Şimdi zamanın ruhu değişti. İktidarın, artık yeni zamanın ruhunu okuması lazımdır. Yeni zamanların ruhunda, artık demokrasi seçim sandıklarına sığmayacak bir hacime kavuşmuştur. Bundan böyle, ‘seçimden seçime demokrasi’ değil, ‘her an demokrasi’ çağı başlamıştır.

Kesinlikle katılıyorum… Ancak bu yeni muhalefet iktidarın sağladığı olanakların mı, yoksa iktidarın ‘zamanın ruhunu’ okuma tembelliği veya “gereksizliği” içine düşmüş olmasının ürünü müdür iyi irdelemek lazım!

Ama evet, doğrudur bundan böyle, ‘seçimden seçime demokrasi’ değil, ‘her an demokrasi’…

xx        xx        xx

Demokrasideki yeni ‘level’ı yeni kuşak gençler başardı ama tuhaftır, bu gençler ne başardıklarının farkında değiller. Çünkü onları eyleme çeken, seviyeli ve nitelikli bir bilinç değil, güdüleridir.

Namık Açıkgöz hocamın bu saptaması da müthiş.

Gerçekten de Taksim hareketinin arkasında, temelinde (hocamın kuşkularında olduğu gibi) ne bir parti ne bir ideoloji olabilir. Tribünlerden çıkıp gelen “Çarşı”nın ideolojisi mi var?

Ama ben yine de bu Taksim’in “nitelikli bilince” sahip olduğunu düşünüyorum. Yoksa orada geçen Cuma günü kılınan namazı; kılanları kılmayanların korumasını; orada yaratılan temizliği, düzenliliği, kimine göre “komünal”, kimine göre “zulme karşı İslami kardeşlik” davranışını nasıl açıklayabiliriz?

xx        xx        xx

Sevgili Hocamın yazısında iktidarın çıkarması gereken ders ile ilgili tespiti veya önerisi de “Şâyet ‘eylemsel demokrasi’ kavramının içi nitelikli bir şekilde doldurulmazsa, kolay bir şekilde ‘lümpen demokrasi’ye dönüşebilir. İktidar, oluşan belirsizliği fark edip sokakların dilini etkin bir şekilde okumalı ve demokrasiyi lümpenleşmekten kurtarıp ‘eylemsel demokrasi’ aşamasının oluşması için ortamlar hazırlamalıdır.” şeklinde olmuş.

Kesinlikle katılıyorum, ama iktidar bunu yapabilir mi?.. Kuşkularım var… İktidarın bunu yapabilmesi için “ileri demokrasi” hedefinin yerine “katılımcı demokrasi” hedefini koyması ve içini doldurması gerekir.

xx        xx        xx

Namık Açıkgöz hocam, yazısında “Muhalefet ne dersi çıkarmalı?…” diye sorup yanıtını da şöyle vermiş:
Yapılan eylemlerin genel adı ‘muhalif olmak’tır. CHP, MHP ve BDP gibi mecliste temsil edilen partiler varken, insanlar bunlara itibar etmeyip bağımsız bir muhalefet oluşturuyorlar ve Taksim’e gelen Kılıçdaroğlu’na hiç yüz vermiyorsa, eylemlerden en büyük dersi muhalefet çıkarmalıdır. Kitleler açıkça ifade ediyor: Ey muhalefet partileri!.. Sizin muhalefetinize hiç güvenmiyorum. Kendi muhalefetimi kendim yapıyorum!.. Artık CHP bitmiştir. Kim ne derse desin, sevgili Erdem Yeter’in dediği gibi, bundan kelli ana muhalefet Taksim’dir…

Muğla’da Taksim’e destek için yürüyenlerde Belediye Başkanı Osman Gürün’ü aralarına almak, en azından en önde yürütmek istemediler. Taksim parlamentoda muhalefette olan partilerin muhalefetine güvenmiyor. Bu doğru. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidarına güveniyor mu?

Ama sevgili Hocam merak buyurmayın CHP bitmez… Merak etmeyin, iktidar da düşmez.

Bundan kelli seçimle gelen seçimle gider… Bundan kelli ana muhalefet Taksim’dir… Ne zaman, nereden, nasıl çıkacağı da belli değil…

Umarım siyasiler Taksim’i hiç değilse kendi pencerelerinden Namık hocam gibi okuma zahmetinde bulunurlar.

Türkiye artık demokrasiyi hak ediyor.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
Ertuğrul ALADAĞ 11 Haziran 2013 / 07:53

31 Mayıs 2013 Taksim GEZİ PARKI DİRENİŞLERİ Türkiye ve Dünya tarihine geçeceği kesindir. Yeşil, kentleşme, özgürlük ve eşitlik gibi gelişmiş kavramlar 1990 lı kuşaklar tarafından örgütsüzce sahip çıkılıyor. Aynı amaçta toplanmış bu insanlar bir TARAFA ait değiller; en azından bunun önemi yok. Muhalefet YEŞİL,ÖZGÜRLÜK, EŞİTLİK İÇERİKLİ KENTLEŞME isteğini net görebilmeli. Yani gelişmiş ilerici hayat tarzları isteğini… Ve bu amaç o kadar önemli ki; hangi taraftan gelmiş olmanızın hiç bir önemi yok.