Arı Ölümleri Önlenemezse…

Bu haber 27 Mart 2017 - 1:37 'de eklendi ve 719 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozcanozgur@hamlegazetesi.com.tr
Özgürce

 “Arılar yok olursa, insanların yalnızca dört yıl ömrü kalır

Sözün sahibi ünlü bilim insanı Albert Einstein

Bu ayın ilk günlerinde basında Muğla’da arı ölümlerine dair haberler ile karşılaşırken Einstein bu sözü anımsadım.

Peki Einstein’in dediği mi olur? İnsanların ömrü dört yıl mı kaldı?

Yok, hayır.

İnsanların ömrü dört yıl kaldı diyebilmemiz için arıların Muğla’dan değil, yeryüzünden yok olması gerekiyor…

 xx        xx        xx

Haber basına “Muğla’da Arı Ölümleri Arttı başlığı ile yansıdı.

Haberlerde Muğla’da arı ölümlerinin nedeni olarak küresel iklim değişiklikleri gösterildi.

Amerika’da olsa kıyamet kopardı.

Ya arı ölümleri devam etseydi… Ya tekrarlarsa? Nedense bu olasılık üzerinde durulmadı.

Haberler ise şöyle devam ediyordu:

… arı ölümlerinin artması, bal üreticilerini çıkmaza soktu.”

Haberlere göre Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birlik ve Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ziya Şahin, “400 bine varan arı kaybı için devlet arıcılara destek eli uzatmalı” demiş. Şahin kilogramını 11.40 liraya mal ettikleri balı, 7- 7.5 liraya satmak zorunda kaldıkları için zarar ettiklerini ifade etmiş.

Arıcılar elbette desteklenmeli. Arı ölümleri ne olacak?

 xx        xx        xx

“Ecologist” adlı dergi bundan 10 yıl 6 ay önce bütün bu teorilerin temelinde arıların bağışıklık sisteminin bozulması olduğunu yazmıştır.

Dünyada endüstriyel tarımın az geliştiği yerlerde çöküş hastalığının görülmemesinin de bu açıklamayı desteklediği ifade edilmekte…

Albert Einstein’ın “Arılar Yok Olursa, İnsanların Yalnızca Dört Yıl Ömrü Kalır” sözünün devamı ise şöyle:

Arı olmazsa, tozlanma olmaz, bitki olmaz, hayvan olmaz, sonunda da insan olmaz.

Arılar yaşamımızda bu kadar önemli…

xx        xx        xx

Dokuz yıl önce 2008’de ülkemizde arılarda kitlesel ölümler olmuştu. Ancak asıl büyük kayıplar ABD ve benzeri ülkelerde yaşanmıştı. Arı sayısı ABD’de 2006’da yüzde 32 düşmüştü. 2007’de ise düşüş yüzde 36 olarak gerçekleşmişti. “Çöküş Hastalığı” denen bu olay 2007/2008 kışında İngiltere’de yüzde 30 arı kaybına yol açmıştı.

1. Uluslararası Muğla Arıcılık ve Çam Balı Kongresi de 2008’de Muğla’da yapılmıştı. Burada yerli, yabancı bilim insanları bu sorun hakkında fikirlerini açıklamışlardı.

Değişik nedenler ortaya konmuş, Varroa denilen ve arı üzerinde yaşayan parazitlerin dayanıklılık kazanması, virüsler, tarım ilaçlarının kullanımı gibi nedenler ileri sürülmüştü…

Bu konu “Seedling” adında derginin Ocak 2009 sayısında incelenmiş. (www.grain.org)

Orada “Koloni çöküş hastalığı” şu veya bu şekilde endüstriyel tarımın hızlı gelişimi ile ilgili bulunmuş. Çöküşün en fazla olduğu ülkelerin ABD ve İngiltere olmasının da bu ilişkiyi desteklediğine dikkat çekilmiş.

xx        xx        xx

Endüstriyel tarım için “Tarım ilaçları, kimyasal gübreler vb. sanayi girdilerinin yoğun kullanıldığı tarım sistemidir.” tanımı yapılıyor.

Bu tarım sistemi ülkemizde ve her yerde çiftçiyi pahalılaşan girdilerle soyarken, aynı zamanda artık hayatı kökünden denebilecek şekilde yok etme gücünü de kazanmaya başlamış bulunuyor.

Sanayiye dayalı girdiler olmaksızın veya çok az kullanarak tarım yapma imkânı da var. Ancak bunun için de çaba göstermek gerekiyor, ama…

Kısmen doğal alanların sürekli azalması nedeniyle arı yemleri giderek daha çok hazırlanmakta…

Bunlar yapay katkılar, protein ve glükoz/ fruktoz şuruplarından yapılıyor… Grain adlı kuruluşun iddiasına göre ise bu yapay diyetin arıların bağışıklık sistemini zayıflattığı yönünde!

Bütün değerlendirmelerden çıkarabileceğimiz sonuç ise şu:

“Arıların bağışıklık sistemi zayıflıyor…”

Önlem alınmazsa yok olacaklar ve onların ardından dört yıl sonra dünyada yaşam sona erecek. Yoksa kıyamet arılardan mı kopacak?

xx        xx        xx

Muğla’ya gelirsek, bu ayın başlarında meydana gelen arı ölümleri Datça ve Marmaris’te gerçekleşti.

O günlerde bir haftada yaklaşık 300 bal üreticisiyle görüşerek değerlendirmede bulunan Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birlik ve Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Ziya Şahin, özellikle son zamanlardaki toplu arı ölümlerine de dikkat çekti.

Türkiye’deki 7 milyon kovan sayısının 1 milyon 280 bininin Muğla‘da olduğunu, bu seneki toplu ölümlerle bu sayının 800 binlere kadar düştüğünü söyledi.

Demek ki 480 bin kovan arı telef olmuş…

Şahin basına yaptığı açıklamada şu ifadede bulunmuş:

Buradaki ölümler küresel iklim değişiklikleri nedeniyle, arıların kışlatma döneminde bizlerin can simidi olan püren çiçeğinin kuraklık nedeniyle açmaması, arıcılarımızın yaşlı arılarla kışa girmek zorunda kalmasına neden oldu. Bu da doğal olarak yoğun miktarda arı ölümlerine neden oldu.

Yani arılar açlıktan ölmüş…

xx        xx        xx

Söz konusu haberde Birlik Başkanı Şahin şöyle devam etmiş:

Muğla il genelinde arı ölümlerinin yüzde 60’lara çıkması, bal üreticilerini de çıkmaza soktu. Muğla’daki 400 bine varan arı kaybı için devlet arıcılara destek eli uzatmalı. Taze arıyla kışlatmaya girsek bunlar olmazdı. Bu zayiatlar karşısında bakanlığın en azından gerek kredi borçları ve gerekse arıcılara arı takviyesi yapılması gerekir. Mazot ücretlerinde arıcıya özel indirimler düşünülebilir. Bir şekilde arıcılarımızın ayakta kalması sağlanmalı.

Bu sözlerden şunu anlıyoruz:

Taze arıyla kışlatmaya girsek bunlar olmazdı.” denildiğine göre, arılar çok anlamasam da sanırım açlıktan öldü…

Akdeniz bölgesinde Sonbahar mevsiminin kurak geçmesi, akabinde yağmur suyuna ihtiyaç duyan ‘Pürem’ ve benzeri bitkilerin açmaması arıların aç kalmalarına neden oldu…

Pürem çiçek açmadığı gibi, haberlerde bahsedilmedi ama galiba kovanların içinde de bal yiyeceği yoktu… (!)

xx        xx        xx

Şimdilerde arıcıların umudu “bahar yağmurları”…

Ya o yağmurlar yağmazsa?

Bu sorunun yanıtını Muğla Arı Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Üyelerinden Marmaris’te eski Osmaniye Muhtarı olan arıcı Hasan Hüseyin Aydın şöyle veriyor:

Önceki yıllarda Marmaris’te ortalama 350 ton bal üretiliyordu. Şu anda yüzde 50-60 civarında arı ölümü var, ama bu kış zayiatı. Eğer bahar aylarında yağmur iyi olursa o zaman bu 350 tonluk rekolteyi yakalayabiliriz. Ama baharda hava iyi gitmezse bu rakam kesinlikle düşer. Arı hızla yok olabildiği gibi aynı zamanda da hızla çoğalabiliyor. Bu tamamen iklim koşullarına bağlı

İlkim koşulları… Döndük dolaştık yine Einstein’ın sözüne geldik.

Neyse, Devlet elbette arıcılara destek olmalı. Ama arıların yaşamı da kolaylaştırılmalı.

Dünyanın sonunu arılar değil, aç gözlülüğümüz getirecek. Para gözlülüğümüzden iklim değişikliği ve “Koloni Çöküş Hastalığı” ile karşı karşıyayız… Pürenli, Basralı alanlar daralıyor; arıya ürettiği balı çok görüyor, kış için kovanda biraz bal bırakmıyoruz…

Salavat mı getirsek…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.