ARASTA´DA HAYAT VAR MI?

Bu haber 02 Ekim 2012 - 0:00 'de eklendi ve 1.093 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Muğla hanlar, hamamlar, meyhaneler, mescitler ve Tabakhane Meydanı’na adını veren “tabak –debbah- lar” ile “Ahiliğin” yaşandığı, kültürünün yaşatılmaya çalışıldığı bir “şehir” idi…
Arasta da o şehrin kalbinin attığı merkezdi.
O şehir daha yaşıyordu, farkında değilmişimdir, belki can çekişiyordu, çocuktum…
Ama hanların en büyüğü, en görkemlisi ve tarihi, sosyal, kültürel anıların yüklendiği Koca Han’ı görmek nasip olmuş olanlardandım. Kuzey kapısındaki Dondurmacı Yalabık’tan dondurma, oradaki dükkânlardan birinden kar karması yediğimi unutmadım… Kebapçı Süreyya’nın çeyrek ekmek içinde “sac kavurmasının” tadı hala damağımda…
Koca Han’ın nasıl ortadan kalktığının farkına varamadım, çocuktum…
 
xx     xx     xx
O ortadan kalkıveren Koca Han’ın yerinde bu gün (Yapıkredi Bankası önü) İnsan Hakları Parkı var. Keşke hanlarında han olma, han olarak kalma hakları olsaymış!
Ve keşke hiç değilse, parkın bir köşesine Koca Han’ın bir maketi yapılmış ve altına “İşte burada böyle bir han ve bu hanın şöyle şöyle önemi vardır” diye not düşülebilmiş olsaydı.
Bir gün o da olur inşallah!
Bu sene 21’ncisi yapılan Geleneksel Muğla Kültür Şenliği’nin kalbi adeta burada attı…
Sanırım bunda yeni kurulan “Muğla Arastasını Yaşatma ve Geliştirme Derneği”nin etkisi büyüktü. Derneğin Kurucu Başkanı Ömer Karaca’yı kutluyorum…
 
xx     xx     xx
Eski Koca Han alanı 21. Muğla Kültür Şenliği’nde panayır yeri gibiydi. Gadın Molamın kadınları el işi göz nuru ürünleri ile evde yapıp geldikleri Muğla tatlarını sergilemişlerdi. Alanın bir köşesinde bakırcı bile vardı.
“Muğla Arastasını Yaşatma ve Geliştirme Derneği” mi, Muğla Belediyesi mi bulup gelmişti, yoksa şenliği duyup kendileri mi gelmişti bilmiyorum; karşınıza bir tarafta macuncu çıkarken, bir başka tarafta düdükçü (çocukluğumuzda testiciler yapardı), bir tarafta genç kızlara taç yapanlar, baloncular, bir başka tarafta tavşanlarıyla kader çektirenler çıkıyordu…
 
xx     xx     xx
Şenlikte tarihi Arasta sanki ayağa kalkmıştı! O gün gazeteci-yazar dostum Nejat Altınsoy ile Muğla’nın seçkin mutfaklarından Muğla Lokantası’nda “Muğla sac kavurması” yedik. Garsonların tişörtlerinin arkasında “Arasta’da hayat var” yazılı idi… Nejat, “Arasta ayağa kalkmış isyan ediyor.” dedi. Gülüştük… Böyle dediğime bakmayın, ikimizin de gülüşünde burukluk, mavrılıg, acı vardı…
İnsan Hakları Parkı’nda Muğla’nın bülbül sesi Erol, yine Muğla’nın yerel sanatçıları ile bir araya geldi. Muğla’nın ünlü seslerinden rahmetli Memiş Günüç anısına çalıp söylediler…  
Belediye Başkan Osman Gürün burada yaptığı konuşmada, Memiş Günüç’ü, hatta rahmetli Bandocu Kamil’i andı…
Geç kalmadık mı?.. Rahmetli Memiş’in, rahmetli Kamil amcanın adını nerede, nasıl yaşatıyoruz?
 
xx     xx     xx
Geçte olsa bu sene Kültür Şenliği’nde “kültür” vardı, tarihi Arasta’da “hayat” vardı…
Ama neden bu kadar geç kalındı?.. Hafta sonunda yaşadığımız güzellikleri (ki onların bazılarını yarın paylaşacağım) yaratmanın, yaşamanın önünde engel mi vardı? “Yapamazsınız, Muğla’ya, Muğlalılara dokunamazsınız.” diyen mi oldu?
Şenliğin son günü Belediye Başkanı Osman Gürün Karabağlar Yaylası’nda yapılan geleneksel Yayla Kavunu Yarışması’nda “Karabağlar Yaylası’nı Geliştirme Güzelleştirme Derneği”ni 1985’lerde kurduklarını anımsatıyordu. Orada yoktum. O yıllarda derneğin gündeminde “Kireç Sanayi’nin kapanması veya taşınmasının” olduğunu anımsatan olmamış. Derneğin bir dönem başkanlığını yapan Başkan Gürün bu gün Muğla Belediye Başkanı… Kireç Sanayi de yerli yerinde! Hem de etrafındaki koruma bandı kaldırılmış, ortaya çıkan araziye Yaylaya, Muğla’ya yakışmayan yapılar kondurulmuş…
“Muğla Arastasını Yaşatma ve Geliştirme Derneği” ne yapacak?
Arasta’yı meyhaneleriyle, kebapçı, köfteci, helvacıları; semercileri, saraçları, tenekecileri, kalaycıları, bakırcıları ve de kıraathaneleri ile geri getirebilecek mi?
 
xx     xx     xx
Bu şenlikte Arasta’da yaratılan güzellikler, atmosfer “Muğla Arastasını Yaşatma ve Geliştirme Derneği”nin eseriydi. Yöneticilerini kutluyorum. Arasta esnafını da kutluyorum. Neydi o öyle; birinden pilav, “Köfteci Kemal’in anısına” birinden çeyrek ekmeğe köfte, ötekinden şerbet, Helvacı Tahsin’den ekmek arasında helva geliyordu…
Ama bir de sanki derneğin üzerinde Arasta esnafından (tüccarı demek doğru olur) Belediye Meclis Üyesi Hilmi Giresun’un gölgesi var gibiydi. Neydi o öyle; derneğin her organizasyonunda öne çıkarılıyordu. Sanki unutulmuş da anımsatılıyordu!
Şaşkınlığımızı ve merakımızı gören bir Muğlalı “Hazır olun. Osman Gürün Büyük Şehir, Hilmi Giresun Muğla Belediye Başkanı adayı.” deyiverdi!
21’ncisi yapılan şenliğin, neredeyse 10 yıl aradan sonra Muğla’ya, Muğla kültürüne dokunması bundan mıydı?!
Bir başkası da “Hilmi Arasta’ya yeni mi gelmiş, yeni mi keşfediyor?” diye soruverdi…
 
xx     xx     xx
Şenliğin ilk günü kortejin belediye önünden hareket etmesinden önce “Muğla Bacası” tüttürülmesi ritüeli güzeldi. Kim düşündüyse iyi düşünmüş, ama tenekeden yapılması manidardı. Belediye’nin restore ettirdiği tarihi hamamın bacası gibi görkemli bir bacanın daha yükseği orada kalıcı olarak inşa edilebilirdi…
Muğla Bacası’nın tüttürülmesinin ardından harekete geçen şenlik yürüyüş korteji, Cumhuriyet Meydanı’na ulaşırken geçtiği Arasta’da tam tarihi Yağcılar Hanı önüne geldiğinde caddede “Arastamızı anlayalım, anlatalım, tanıtalım…” afişi asılıydı ve handaki Muğla’nın Muğlalı ticarethanelerinden “Güzelce”nin vitrininde “Kapatıyoruz” yazılıydı.
Şu gadın Molam’da “şaka” gibi yaşıyoruz…
Arasta’da hayat var…
Arastalı ve kaç dönemdir Belediye Meclis Üyesi olan Hilmi Giresun Arasta’dan ne anlıyor, bu güne kadar nasıl anlattı, tanıtımı için ne yaptı bilmiyorum, ama Arasta çığlık çığlığa haykırıyor, feryat ediyor…
Hilmi Giresun Arasta’ya hayırlı olsun…
02.10.2012

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.