ARASTA VE SABURHANE’Yİ GELECEĞE TAŞIMAK(I)

Bu haber 06 Ekim 2009 - 0:00 'de eklendi ve 964 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz hafta içerisinde “Mimarlık haftası” nedeniyle, Muğla merkez ilçede bir dizi etkinlikler vardı.
Asıl önemlisi, Muğla Mimarlar Odası Başkanı Sinan Akyurttaklı ve yönetim kurulu tarafından organize edilen “Yerel Yönetimler Gözüyle Muğla Kentsel Sit Alanına bakış, Sorunlar ve Çözüm Önerileri” başlıklı söyleşi.
Vali Ahmet Altıparmak, Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, Üniversite Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Atilla Yücel ve daha birçok katılımcının iştirak ettiği oturumun onur konuğu, Gazeteci-Yazar, aynı zamanda Mimar Aydın Boysan.
Neresinden bakarsanız bakınız, sıradan bir toplantı olmaktan uzak.
Her ne kadar değişik konular adına ülke genelinde olduğu gibi Muğla’da da benzer birliktelikler sergilense bile olayın özü, geçmişe sahip çıkmak ve bugünü geleceğe taşımak adına ortaya çıkarılan eserlerdi.
Siz ne denli geçmişin izlerini korudunuz, gelecek adına çok daha güzel estetik özelliğe sahip eserler meydana getirdiniz.
Gelecek kuşak, bugün olduğu gibi sizi saygıyla yad ederdi.
Yok eğer, yüzyıllar öncesinde meydana getirilen eserleri kâle almaz, üstüne üstlük iz bırakan bir takım yeni yapıtlar oluşturamazsanız, yaşamınız ve de yaşadığınız dönemin hiçbir kıymeti yoktur.
İşte Muğla Mimarlar Odasının hareket noktası buydu.
Bugün Muğla kent merkezinde yaşayan ilgili ve sorumlular olmak üzere halkın bakış açısı neydi?
Ortada bir takım sorunlar var mıydı?
Varsa, bunlara ilişkin çözüm önerileri neydi?
Genel perspektif itibariyle Muğla, neredeyse yarım asra yakın bir süre sosyal demokrat bir görüşün temsilcileri tarafından yönetildiği için, aynı görüşün izlerini taşıyan bir yerleşim birimi hüviyetinde.
Bunda korumacılık esas.
Bu yüzden, dünyanın hiçbir kentinde olmadığı ölçüde 6 mahalleyi içine alan “Eski Muğla” bütünüyle sit kapsamı içerisinde.
Ne var ki bazı kesimler tarafından yıllarca tartışılan bir ayrıntıydı bu.
Şimdi değil ama çok önceleri aynı görüşü paylaştığım, bu genişlikte bir kesim sit kapsamı içerisinde olur mu?
Madem ki korumak düşüncesi egemen. O zaman tarihi değere haiz olanlar sit kapsamına alınarak tescillenir.
Bugün ise gelişmeler karşısında gördüm ki, bizleri esasta var eden geçmişi sahiplenmek.
Siz bunu yapamazsanız, gelecek kuşak da sizleri yok farz eder.
***
Tabi burada irdelenmesi kadar çözüm gerektiren temel nokta, sit kapsamı içerisinde yer alan kesimlerin korunması.
Kent olarak, bütünüyle sit kapsamı içerisine alınan “Eski Muğla’yı”  koruyabiliyor muyuz?
Korumak için nasıl bir çalışma içerisindeyiz?
Önemli olan yaşayarak koruma olduğuna göre, iskân sahiplerinin imkanları buna elveriyor muydu?
Değilse, başta belediye olmak üzere bir takım kurum ve kuruluşların yardımı var mı?
Şimdi…
Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse, söz konusu sit alanı içerisinde yaşayan Muğla halkının önemli bir kesimi, korumak adına gerekli imkanlardan yoksun.
Her ne kadar, yaşayarak koruma esastır eğilimi geçerli olsa da, hane halkının, istenilen düzeyde koruma ve düzenleme yapması, ne yazık ki mümkün değil.
İşte bu bilinçle hareket eden Muğla Valiliği ve Belediye Başkanlığının harekete geçme düşüncesi, olayın özü itibariyle takdire değer bir yaklaşım.
Gerçi aynı kurumlar ve bazı sivil toplum kuruluşları, kendi imkanlarıyla kentin muhtelif kesimlerinde konuşlanan tarihi değere haiz yapıları, aslını korumak suretiyle restore ederek örnek oldular.
Muğla Kültür Evi, Hacı Kadı Evi, Özbekler Evi ve İnşaat Mühendisleri Odasının Hizmet Binası bunlara örnek teşkil eden tarihi mekanlar.
Her kim olursa olsun bunları gördükten sonra imreniyor.
Bir çoğumuzun, keşke benimde böyle bir evim olsa dediği rivayet değildir.
Zira, bu tür evler, gerçekten her yönüyle yaşamaya en elverişli yapıtlar.
***
Peki, önümüzdeki tablo tüm çıplaklığıyla böyle iken, Mimarlar Odası tarafından düzenlenen oturumda, katılımcılar nasıl bir görüşün sahibiydi.
İlk konuşmayı yapan Vali Dr. Ahmet Altıparmak.
Özlem ve sitem içeren sözleriyle başlayan vali;
İnsanların kimliği, bölgenin geçmişi, yaşadıkları kentin kültür varlıkları ve değerleriyle şekillenir.
Buna karşın, geçmişte mimaride sergilenen estetik, günümüzde yansıtılmıyor. Onca mimarlık fakültesi ve mimar varken, geleceğin kültür varlığı olabilecek yapılar, maalesef ortaya konamıyor.
Apartmanlar arasında birbirine benzer yapılar içerisinde yetişen çocuklarımızda estetik duygular nasıl gelişir?
Vali Altıparmak için özlem ve sitem içeren sözlerle konuşmasını başladı derken, vurgulamak istediğim ayrıntı buydu.
O da görüyor ve biliyor ki, geçmişin hayranlık uyandıran yapıtları, günümüzde yok.
Bu şartlar altında olması da mümkün değil.
Vali Altıparmak başkaca neler söylemedi ki…
(Devamı Var)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.