Arada Kalanlar

Bu haber 07 Şubat 2018 - 0:31 'de eklendi ve 649 kez görüntülendi.

İdris Koç

Geçen hafta, iş hayatında meslekî bilgi ve deneyim kazanma yöntemlerinden biri olan usta-çırak ilişkisini; meslekî gelişim için yetişkinlerin gençlere “ustalık” yapması, gençlerin de yetişkinler için “kolaylaştırıcı” olması gerektiğini yazmıştım.

İş hayatında ustalar ve çıraklar dışında üçüncü bir grup daha var:

İletişimden, değişimden ve gelişimden uzak duran, kurum içindeki karşılıklı bilgi ve deneyim paylaşımından rahatsız olan ve bu usta-çırak ilişkisi içerisinde yer alamayan grup…

Genç veya yetişkin çalışanların oluşturduğu bu grup, arada kalanlar; daha doğrusu arada geçinenlerdir.

Arada kalanlar, yeterli eğitim almadığı ya da meslek hayatı boyunca kendisini geliştirmediği için geride kalanlardır. Yeterli teknik/meslekî bilgileri olmadığı için onlarda meslekî deneyim ve ustalık da yoktur.

Arada kalanlar, değişime ve yenilenmeye kapalıdır. Duygusal davranırlar. Bir tür kaybetme korkusu ile eski bilgi ve anlayışları terk edemez; sosyal ve meslekî yaşamında yeni bilgi, deneyim ve anlayışlara yer açamazlar. Meslekî körlük ve kalıplaşmış düşünceler en önemli özellikleridir.

Arada kalanlar, işini sevmeyen, mesleğe adapte olamayan, kurumsal kazanımları ve değerleri küçümseyen kişilerdir. Ancak hak ettiğinden fazlasını isterler. Sahip olunan imkânları her zaman yetersiz görürler. Hep suçlayan ve şikâyet eden onlardır. Bu açıdan kurumsal ilişkilerde yaşanan sorunların kaynağı ve bir tarafı her zaman arada kalanlardır.

Arada kalanlar, iletişimde sürekli sorun çıkaran taraftır; muhatabı bekletir, azarlar ve aşağılar. Selam vermekten, dinlemekten, cevap vermekten, özür dilemekten ve teşekkür etmekten kaçınır.

Arada kalanlar, her şeyi iyi biliyormuş gibi davranır, ulu orta ahkam kesmeyi sever. Ancak sorumluluk alma vakti geldiğinde onlar “bana ne?” diyerek kaçan kişilerdir. Onlar işler yolunda iken her yerdedir; ancak işler yoğunlaştığında ya da kriz durumlarında çoktan ortadan kaybolmuştur.

Arada kalanlar, ustaları ve çırakları enayilikle suçlarlar. “Bu kurumu sen mi kurtaracaksın?” diyerek etrafındakilerin motivasyonunu düşürürler. Onlara göre ne öne çıkmalı, ne de geride kalmalı; arada kaybolmalıdır. Teknik puanları düşük olmasına rağmen artistik puanlar ile dereceye girme telaşındadırlar.

Arada kalanlar, kendisi genç ise emekliliği hak edenlerin bir an önce emekli olmalarını ister. Eğer kendisi yetişkin ise gençlerin yeteneksizliği, onlarla bu işlerin yürümeyeceği ve bu mesleğin genç nesillerin elinde toz duman olacağı düşüncesindedirler.

Özetle, usta veya çırak olamayanlar ve arada geçinenler; ya uzun yıllar önce aldığı diploma ve edindiği sınırlı bilgi ile yetinenler, ya çağın gerektirdiği bilgi ve kültürü edinmeden ucuza diploma ve iş sahibi olanlar, ya da emek vermeden, hak etmeden kazanmaya ve yaşamaya alışanlardır.

Oysa usta veya çırak olabilenler ise, eğitimin ve gelişimin önemini kavrayan, kendini yenileme ve geliştirme inancına sahip; kurumunu ve mesleğini seven, emek veren, sorumluluk alan, “biz” bilinci ve kurumsal aidiyeti oluşmuş kimselerdir.

Usta veya çırak olabilenler, paylaşımcıdır; iletişimin ve deneyim sahibi olmanın gücüne inanır. İşinde ve ilişkilerinde bu güçten yararlanır. Selam verir, takdir eder, özür diler, teşekkür eder; sorumluluk alır. İş bitiricidir, bekletmez, aşağılamaz, hakaret etmez.

Bana ne?” yerine “Benim de yapabileceğim bir şey var mı?” der.

Bir insanın dört-beş yılda bir meslek değiştirdiği, her birkaç yılda bir üretilen bilginin ikiye katlandığı bilgi ve teknoloji çağında; iş hayatı ve buna bağlı dinamiklerin, anlayışın ve kültürün de değişmesi çok normaldir. Önemli olan kişinin/çalışanın, bu değişime ayak uydurabilme becerisinin var olup olmadığıdır. Bu da kişisel potansiyel ve yeteneklerin geliştirilmesi, iş hayatında ve kurumsal ilişkilerde sağlıklı bir usta-çırak öğrenmesinin sağlanması ile mümkün olacaktır.

Usta olmak da güzel, çırak olmak da…

Vay arada kalanların haline!

Vay “arada kalan”ların arasında kalanların haline!

 

İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.