Ara karar bugün açıklanıyor

Bu haber 11 Mart 2017 - 0:25 'de eklendi ve 420 kez görüntülendi.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün ( FETÖ) darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ve iki polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin 3’ü firari, 44’ü tutuklu 47 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Sanıklardan Zekeriya Kuzu, “Kaderin cilvesiymiş, bunu yaşayacakmışım” derken, Şükrü Seymen, darbe dışındaki tüm suçlamaları kabul etmedi. Gün boyu süren davanın ardından 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin ara kararı bugün vermesi bekleniyor.

Kadir Tamer

Fetullahçı Terör Örgütü’nün ( FETÖ) darbe teşebbüsü sırasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ve iki polisin şehit edildiği saldırıya ilişkin 3’ü firari, 44’ü tutuklu 47 sanığın yargılandığı davanın görülmesine devam edildi. Sanıklar, sabah saatlerinde yoğun güvenlik önlemleri altında davanın görüldüğü Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’na getirildi. Yargılamada mahkeme heyeti, avukatları gelmediği için ek savunmalarını yapamayan sanıkları ve avukatların taleplerini dinledi.

‘Yurtta Sulh Konseyi’ üyesi olduğu iddia edilen ve 15 Temmuz’da Ankara Kara Havacılık Okul Komutanı olarak görev yapan Ünsal Çoşkun, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davaya müdahil olmasını kabul ettiğini belirterek, “Harekat kontrolü verdiğimiz hava araçlarının görevine karışmıyoruz. Sadece personel ve yakıt ile lojistik anlamda bakımlarına karışıyoruz. Genel Kurmay’a tahsis edilen 4 helikopter söz konusu. Göreve müdahil değilim. İddianamede azmettirici suçlaması benim için siyah beyaz bir konum. Yapılan görevi bilmiş olsam Cumhurbaşkanımızın gece saat 03.00 sıralarında televizyonda açıklama yapacağını öğrendiğim anda bunu bildirir ‘orada ne işiniz var’ derdim. Bu açıdan iddianamede yer almam mümkün değil. Şu anda Ankara’da hakkımda açılan ayrı bir dava var. O nedenle Ankara’ya tahliyemi talep ediyorum” dedi.

Daha sonra talebi sorulan MAK Timinden Zekeriya Kuzu, kendisini FETÖ’cü olarak suçlayan kişilerin mahkemede dinlenmesini talep ederek, “Hakkımda daha önceden başlatılan soruşturma kapsamında çıkan kararların incelenmesini talep ediyorum. Kaderin cilvesi, bunu yaşayacakmışım. Astsubay rütbesinde hiçbir şeyde yetkisi olmayan, milliyetçi düşünceleri nedeniyle ceza almış biri olarak bugün tam tersi olarak suçlanıyorum. Zekeriya Kuzu adında hain terör örgütü yaftası yakama asılmış. Eski asker olarak, 12 Eylül’ü yaşamış biri olarak 52 yaşında bir insanım. Muhsin Yazıcıoğlu’nun kurtarılmasına gitmediğim için suçlandım. Sayın hakimim ifadelerim sırasında sebebi ne olursa olsun yanlış zamanda yanlış yerde olan biri eşi ve çocukları ile tehdit edilirse ‘Roma’yı da ben yaktım der’. İfadelerimde polisin ağzından çıkan ifadeleri kullandım. Herkesin birbirinden kaçtığı, avukatların bile beni savunmak istemediği bir dönemde benim FETÖ üyesi olmadığımı söyleyecek kişilerin tanıklık yapmasını istemiyorum. FETÖ’den zarar gören insanlar kandırıldığını söylüyor. Operasyonla ilgili ben de kandırıldım. Huzurunuzda her zaman tahliye talebim var takdirini size bırakıyorum” dedi.

Şehit polisin ölüm raporu

Mahkeme’de bazı sanık avukatlarının 15 Temmuz gecesi askerlerle giren çatışmada şehit olan polis memuru Nedip Cengiz Eker’in ölüm raporunda hastaneye getirildiği saatin yanlışlığın gündeme getirilmesi üzerine duruşma savcısı, “Kuşkuyu gidermek için şehit polis memurunun hastaneye getirilişi ilgili kamera görüntüleri ile protokol defteri dosyaya eklendi. Sürekli bunun gündeme getirilmesini iyi niyetli bulmuyorum. Şüpheli ölüm olaylarında önce muayene, sonra otopsi, en sonunda rapor hazırlanır. Vücuttaki morluklar dahi belirtilir. Raporda da şehit polis memurunun ölüm sebebinin ateşli silahla olduğu kesin başlıklarla belirtilmiştir” dedi.

 

 

 

 

Seymen darbe dışındaki suçlamaları kabul etmedi

Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Özel Kuvvetler timinin başındaki Binbaşı Şükrü Seymen, “Darbe dışındaki bütün suçlamaları reddediyorum” dedi.
Davanın önemli isimlerinden sanık Özel Kuvvetler Komutanlığı timinin başında olduğu ileri sürülen sanık Binbaşı Şükrü Seymen, darbe dışındaki tüm suçlamaları reddettiğini, helikoptere ateş etmediğini, ateş edip de isabet ettirmemeyi de kendisine hakaret sayacağını açıkladı.
Sanık Seymen ara ifadesinde, mahkemede adil yargılanma prensibine uyulmasını, her sanık için görevlendirilen avukat sayısının üç olduğunu ve müşteki tarafının da üç avukat ile sınırlandırılmasını istedi. Seymen, “Müşteki avukatları kendilerine algı oluşturmaya çalışıyorlar. ‘Tek ağızdan ifade verilmiyor’ iddiasına katılmıyorum. Benim verdiğim ifade kimsenin ifadesine benzemez. Sırf birileri mutlu olsun, siyasi malzeme çıksın diye, FETÖ suçlamasını kabul etmeyeceğim” dedi.
İddianamenin özensiz ve yetersiz hazırlandığını ileri süren Seylen, “Eski mesleğimdeki tecrübelerime dayanarak söylüyorum ki, böyle iddianameyi ben hazırlasaydım kendimi beceriksiz sayardım. Müşteki avukatları ‘tarihe tanıklık ediyoruz’ dediler. Sadece bu cümlelere bütün samimiyetimle katılıyorum. Demokrasi, hukuk ve özgürlüğün dip yaşandığı bir zamandayız. Ne olmamasını bilen gençler ve aydınlar iyi bir gelecek kuracaklardır. Sağ kalırsam ben de ileride torunlarıma elimden geleni yaptığımı söylerim. Marmaris’te helikoptere ateş etmedim. Kurşun yağmuru altında bile telefon ile konuşuyordum. Benim için o anda infiala kapıldığım söylenmiş. 16 yıldır savaşıyorum. Hiç infiale kapılmadım ve bundan sonra da İnşallah kapılmam. Helikoptere ateş etmedim. O kadar ateş edip de bir mermi isabet ettirmemeyi kendime hakaret sayarım. Abdestimden, namazımdan eminim.
Darbeci olduğunun altını çizen sanık Binbaşı Şükrü Seymen, “Darbe dışındaki bütün suçlamaları reddediyorum. Eğer buradan sıvışmak isteseydim, darbeyi reddeder, diğer suçlamaları kabul ederdim. Hakkımda sahte ve hatalı rapor düzenleyen polis ve savcılar hakkında hukukun egemen olduğu zaman davacı olacağım” dedi.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.