Antisosyal Kişilik Bozukluğu(ASKB)

Bu haber 09 Aralık 2014 - 22:56 'de eklendi ve 1.024 kez görüntülendi.
Bahar Erdenbaharerden@hamlegazetesi.com.tr

“Antisosyal kişilik bozukluğu (ASKB), çocukluktan ya da ergenlik döneminin ilk yıllarından başlayarak, başkalarının haklarını saymama ve başkalarının haklarına tecavüz etme davranışları ile kendini gösteren, psikopatlık, sosyopatlık ya da dissosyal kişilik bozukluğu olarak da adlandırılan yaygın bir örüntüdür” (Özdemir ve ark. 2010).ASKB gösteren kişilerde empati kabiliyeti gelişmemiştir. Oldukça kontrolsüz, sosyal ilişkilerde başarısız ve sorumsuz davranan kişiler olarak tanımlanırlar. Onbeş yaşından önce evden kaçma, kavga başlatma, silah kullanma, yangın çıkarma, başkalarına ait şeylere isteyerek zarar verme, yalana başvurma ve çalma gibi davranışlar gösteren çocuklar antisosyal kişilik bozukluğu için risk grubunu oluşturur. Daha erişkinlikte ise bir işi sürekli götürememe, sık sık tutuklanma, borçlarını ödememe ya da çocuklarına bakmama, geleceği düşünmeme, bir yıldan daha uzun süreli tek eşli ilişkiyi sürdürememe, vicdan azabı çekmeme gibi özellikler gösterirler.

Antisosyal kişilik bozukluğunu ortaya çıkartan nedenler üzerine yapılan araştırmalara baktığımızda, psiko-sosyal ve biyolojik nedenler karşımıza çıkmaktadır. Genel literatürde psiko-sosyal nedenler üzerine yapılan araştırmalar aile ve çocukluk yaşantılarını içerir. Türk örneklemde yapılan bir araştırma genel literatürü desteklemektedir ki şiddete dönük suç işleyen antisosyal bireylerde, ailenin eğitim ve ekonomik düzeyinin düşük, aile bağlarının ve aile ilişkisinin zayıf olduğu saptanmıştır. Ayrıca aile bireylerinde şiddet, ağır cezalandırmalar, ihmal ve işlenmiş suçlar bulunduğu, suç işleme yaşlarının ise 16 olduğu ve askerlik görevlerinde önemli disiplin sorunları yaşadıkları saptanmıştır.

Biyolojik nedenlere baktığımızda, ASKB olan bireylerde kaygı olmaması ile ilgili uyarılma sisteminde bir bozukluk olduğu konusunda veriler vardır. Sağlıklı insanlar bir şeyleri yapmamayı klasik koşullanma ile öğrenebiliyor verdikleri tepkiler ve korkular sonrası. Ama eğer bu insanlarda tepki o kadar olamıyorsa veya eşik çok yüksekse, o tepkiyi vermek için olayların boyutunun büyük olması gerekiyorsa öğrenmek de o kadar zorlaşıyor.

Genel literatüre baktığımızda, işlenen suç ne denli ciddi ve suç işleyen ne kadar genç ise biyolojik katkıların o denli güçlü olduğunu görüyoruz. Genetik çalışmalar ikiz, aile ve evlatlık çalışmalarında hem ASKB, hem de suçluluk için güçlü genetik yatkınlık göstermiş. Olumsuz aile ortamının da ASKB’nun biyolojik yatkınlığını tetikleyen bir stress kaynağı olabileceği üzerinde evlatlık çalışmaları yapılmış(Barlow&Durand,2009).

Sinir sistemine baktığımızda beynin executive fonksiyonlarında, özellikle temporal ve frontal lobe yapısında ve işleyişinde, tıbbi rahatsızlıklara, kimyasal zehirlenmelere ve genetik anormalliklere bağlı kusurlar bulunmus. Bunun etkilediği eylemler ise konsantrasyon, soyut sebep-sonuç çıkarma, planlama, amaç-hedef oluşturma, öz farkındalık, niyet edilmiş eylemleri başlatabilmek, ve düşük sözlü zeka.

ASKB olanlar çoğunlukla tedavi arayışına girmezler. Tanı da zaten genelde ruhsal gözleme göre değil, öyküye göre konulur. Genellikle evlilik sorunları, hukuksal meseleler, madde kötüye kullanımı sebebi ile terapiye zorla getirilirler. Hem tedavi hem de terapotik uyuşma kurmak son derece zordur. Terapinin etkinliği ümit verici değildir. Psikoterapinin amacı öfke ve düşüncesiz davranışlar üzerinde kontrol sağlamak, bunun sonucu olarak öfke yönetimi gibi spesifik davranışlara odaklanmak, alternatif baş etme stratejileri geliştirmek, başkaları üzerindeki davranışlarının neticesini göz önüne alarak kişinin empati yeteneğini arttırmaktır.

ASKB hakkında daha fazla yazılacak bilimsel veriler var. Ancak tüm detaylara girmek yerine, geçtiğimiz hafta kişilik bozukluklarından bahsettiğim için bunlarla ilgili yüzeysel bilgi vermek istedim. Merak edenler içinse literatür taraması yapmalarını ya da bilimsel dergileri takip etmelerini öneririm.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.