Annemin Melamin Tabakları « Hamle Gazetesi

Annemin Melamin Tabakları

Bu haber 14 Haziran 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.591 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Çocukluğumda mahalle aralarında dolaşan “eskiciler” vardı. “Eski alırım. Eskiler alırım. Eskici…” diye bağırırlardı. Eskileri para ile almazlardı. Karşılığında yeni bir şeyler olurdu. O “yeniler” de genellikle mutfak eşyaları olurdu.

Günlerden bir gün rahmetli babam işten döndü, akşam yemeğe oturduk. O yıllarda melamin tabaklar yeni çıkmış, pek modaydı. Annem yer sofrasına o tabaklardan koyunca babam şaşkın bir ifade ile “Bunlar nereden çıktı?” dercesine baktı. Annem bakışı anladı tabi. Soruya izin vermeden, gülerek iyi bir alış veriş yapmış gibi anlatmaya başladı:

Nasıl güzel değil mi? Takım bu. Yanında bir takım da çay bardağı var. Senin damatlık takımı verdim. Nasıl olsa giydiğin yok.

Babam deliye döndü. Sonra ne oldu, anlatmaya gerek yok…

xx        xx        xx

Geçtiğimiz günlerde malum Cumhurbaşkanı Abdullah Gül Bodrum’a geldi.

Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü Emel Özkan ne de olsa kadın olduğu için “konukseverliği” tutmuş, kalenin duvarlarının bazı bölümlerini badanalatıp, tarihi topları yağlı boya ile boyatmış! Olayı duyunca annemin melamin tabakları aklıma geldi…

Babamın takım elbisesi kullanmadığı, eskittiği bir takım elbise olsa neyse…

Damatlık bu… İnsanın hayatta kaç damatlığı olur ki? Manevi değeri maddi değerinden daha önemli… Öyle tabak çatala değiştirilecek bir şey değil…

Oysa o değişimi babam yapıp, annemin kıyametleri koparması gerekirdi… (!)

xx        xx        xx

Meğer annem gibi başka kadınlar da varmış.

Örnek mi?

İşte size Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü Emel Özkan…

Allahtan O hiç değilse annem gibi iki melamin tabağa değişmemiş.

Bodrum’a 4.Türk Konseyi Zirvesi kapsamında gelen Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e temiz görünsün diye kalenin girişindeki kaç yüz yıllık topları yağlı boya ile boyatmış. İddia bu…

Emel hanım hızını alamamış, tutmuş bir de galiba kalenin duvarlarının bir bölümünü badanalatmış.

Bodrum ayakta, arkeoloji dünyası ayakta…

xx        xx        xx

Bodrum Kalesi dendi mi ilk aklıma gelen Rodos Şövalyeleri ve Bodrum’da ceza olarak “Kalebentliğe” gönderilen Cevat Şakir Kabağaağaçlı (Halikarnas Balıkçısı) gelir. Sonra o Ortaçağ Kalesi’ni yeniden kale yapan Sualtı Arkeoloğu Bodrum Kalesi eski Müdürü Oğuz Alpözen gelir…

Bundan sonra da her halde Emel Özkan olacaktır!

Bir ortaçağ kalesinin duvarları içerisinde yer alan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesini gezen ziyaretçiler Akdeniz’deki antik dönem denizciliğine ait kalıntıları görerek bu konuda bilgi sahibi olurlar.

Bodrum Müzesi St. Jean Şövalyeleri’nin inşa ettiği St. Peter Kalesi içinde geniş bir alanda yer almaktadır. Kalenin tüm kuleleri bugün dönemin Müdürü Oğuz Alpözen sayesinde Bodrum Müzesinin bir sergileme alanı olarak hizmettedir. 1950’lerin sonlarında sünger dalgıçları tarafından toplanan amphoraların depolandığı yer olarak kullanılan Bodrum kalesi, 1960’lı yılların başlarında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müze haline getirildi.

Bodrum Müzesinin ilk müdürü olan Haluk Elbe 1963 yılında kalenin restorasyonuna, bahçe ve alanların düzenlenmesine başlamıştı. Daha sonraki müdürler; Nurettin Yardımcı (1973-1975), İlhan Akşit (1976-1978), Oğuz Alpözen (1978-2005), Yaşar Yıldız (2005-2014) yılları arasında görev yaptı.

Bu isimlerin içinde iki isim çok önemlidir; Haluk Elbe ve Oğuz Alpözen….

Oğuz Alpözen zamanında müzenin adı “Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi” olarak değiştirildi. 1995 yılında Avrupa‘da Yılın Müzesi yarışmasında 44 müze arasından 12 finalist arasında yer alarak “Yılın Müzesi Özel Ödülünü” almayı hak kazandı.

xx        xx        xx

Haluk Elbe’yi okuduklarımızdan biliyoruz. Kalede müzenin kurucusu… Halen kalede adı ile anılan bir sergi salonu bulunmakta. Oğuz Alpözen’in adının da yakıştığı salonlar olmalı… Alpözen her sene bir sergi salonu açardı. Onlardan Doğu Roma Batığı sergisini dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel yapmıştı. Alpözen sayesinde müze uluslararası üne kavuşmuştu. Alpözen yurt dışından çeşitli nişanlar almıştı. Kale gerek içindeki etkinlikler ve gerekse açılışları ile her yaz basının gündeminden düşmezdi.

Oğuz Alpözen haksız suçlamalarla, dramatik bir şekilde müzeden ayrılmak zorunda kaldı. Doğrusu topların yağlı boya ile boyandığında ne hissettiğini çok merak ediyorum. Muhtemelen acı hissetmiştir!

Alpözen’den sonra Yaşar Yıldız döneminde kaleden ve müzeden söz eden olmadı. Çünkü Yıldız bürokrattı”… Bürokrat başka “müzeci” başka…

Meğer müzenin müdürü değişmiş ondan bile haberimiz olmamış…

Müze yeni müdürü Emel Özkan sayesinde yine anılır oldu!

xx        xx        xx

Bodrum Kalesindeki tarihi topları yağlıboya, tonozlarını plastik boya ile boyatarak büyük bir skandala imza atan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü Emel Özkan‘ın görevden alınması için change.org.da kampanya başlatılmış. Hemen ilk iki günde bin kişi imza atılmış. Bu imzalar Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik‘e ulaştırılacakmış…

Emel Özkan bu sene müdür olmuş… Toplanan imzalar görevden alınmasına neden olur mu?

Olmalı…

xx        xx        xx

Basında yer alan iddialara göre Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürü Emel Özkan‘ın topları “Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e temiz görünsün.” diye boyatmış! Mübarek sanki bahçe saksısı boyuyor…

Ama Emel Özkan hanım kendisi, Muğla İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nün desteği ile kalede restorasyon yaptıklarını söylemiş. Ancak 26 Mayıs 2014’da görevli bir uzmanın rapor hazırlayarak, tarihi topların bilgisi dışında boyandığını belirtmiş. Müze Müdürlüğü’ne gönderilen bu rapora rağmen uygulamanın devam ettirildiği ileri sürülmüş. Oysa 600 yıllık tarihi mekanda tadilatın uzmanlara danışılmadan yapılması tarihi ve kültürel değerlerin korunması, kollanması anlayışına tamamen aykırı…

Bu arada Kalenin tonozlarına sürülen sarı renkli plastik boya ciddi bir şekilde sırıtıyormuş.

Hadi bu bir biçimde halledilir. Ya toplar?

Bodrum Kalesinde yağlıboya ile boyanan topların ancak kimyasal işlemle eski haline getirilebileceğini söyleyen uzmanlar bu işlemin toplara zarar vereceğini ilave ediyorlar.

Olan olmuş mu diyeceğiz?

Umarım o hanımefendinin kalede elinin değdiği bir başka yer yoktur!

xx        xx        xx

Meğer Emel Özkan arkeolog bile değilmiş. “Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü” mezunu bir “Sanat tarihçisi” imiş…

Annem gibi… O tarihi topları “Bunların burada ne işi var? Eskimiş, küflenmişler.” deyip, eskicilere vermediğine mi şükredilmeli…

Ve duyduk ki Emel Özkan hala görevinin başında imiş.

Kimsenin ekmeği ile oynanmasına tahammülüm yoktur. Yanlış anlaşılmasından korkarım. Kimsenin Emel Özkan’ın ekmeğinin elinden alınmasını istemesine de seyirci olamam. Zaten kimsenin de böyle bir isteğinin olduğunu sanmıyorum.

Ben Emel Özkan’ın kabahati olduğunu da sanmıyorum. Bence kabahat bir “sanat tarihçiye” o 600 yıllık kaleyi ve içindeki uluslararası ödül sahibi müzeyi teslim edende!

Umarız en kısa sürede işi ehline verirler…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.