Anneler, Sevgililer ve Muğla

Bu haber 10 Mart 2017 - 0:40 'de eklendi ve 804 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozcanozgur@hamlegazetesi.com.tr
Özgürce

Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü her yıl 8 Mart‘ta kutlanan ve Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış uluslararası bir gündür. Ülkemizde de önceki gün değişik etkinliklerle ve mesajlarla kutlandı.

Peki, kendisine verilen karanfili alan kadın, o karanfili veren erkek neyi kutladıklarını biliyorlar mıydı?

Bu yıl 7 Mart’a kadar 67 kadın öldürülmüş. Geçen yıl 328… Ondan önceki yıl 300’ün altında değil… 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde de bir kadınımız eski kocası tarafından öldürüldü. Bu sene 8 Mart’a kadar öldürülen kadınlarımızın sayısı 68’e ulaşmış oldu. Anayasa Değişikliği için Nisan ayında referanduma gidiyoruz, ama neredeyse 3 yıldır kadına şiddete yönelik caydırıcı cezaların yer aldığı “Özgecan Yasası”nı çıkaramadık…

Nedir bu erkeklerin kadınlardan alıp veremedikleri? Nedir bu kadınların erkeklerden çektikleri?

xx           xx           xx

Kadın hakları dünyanın dört bir yanında büyük etkinliklerle gündeme geliyor. Peki “Dünya Kadınlar Günü” nasıl ortaya çıktı? Bu bir kutlama mı, yoksa protesto mu?

Bu sorunun yanıtını kaçımız veya kaç kadınımız biliyordur acaba? Bu konuda bir anket yapılmasında yarar var. Dikkat edilirse önceki gün ülkemizde Dünya Kadınlar Günü, hem de Emekçi Kadınlar Günü neredeyse büyük bir kesim tarafından “Sevgililer ve Anneler Günü” gibi kutlandı. Eşlere, annelere ve sevgililere hediyeler alındı.

Doğrusu bizim sulandıramayacağımız bir şey var mı çok merak ediyorum…

xx           xx           xx

8 Mart 1857 tarihinde New York’ta 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başlar. Ancak işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 120 kadın işçi can verir.

Ağustos 1910’da Danimarka Kopenhag’da 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, o yangında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını önerir. Öneri oybirliğiyle kabul edilir

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Türkiye’de ise ilk kez 1921 yılında “Emekçi Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya başlar…

xx           xx           xx

Neyse biz kadınlara dönelim…

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Muğla’da önemli bir etkinlik yoktu. Benim 3 haber dikkatimi çekti. Onlardan birisi “Büyükşehir Belediyesi’nde 3 Kadın 3 Hayat Hikayesi” başlığını taşıyordu.

Muğla Büyükşehir Belediyesi bünyesinde çalışan 648 kadın personelden 3’ü verdikleri yaşam mücadelesi ile hem örnek oluyorlar hem hayallerini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorlar.” diye başlayan haber şöyle devam ediyordu;

Muğla Büyükşehir Belediyesi bünyesinde değişik birimlerde görev yapan ve hayat mücadelesi veren 648 kadın personel, hem sahada hem de büro personeli olarak Muğlalı vatandaşlara büyükşehir hizmetlerinin ulaşımında önemli rol oynuyor. Kadınlardan 3’ü, Muğla’nın büyükşehir statüsüne geçmesinden sonra belediye personeli olarak işe başladı. 3 kadın personelden Kısa Mola’da engellilere hizmet veren engelli personel, ulaşımda hizmet veren otobüs şoförü ve yine engelli bir personelde tesisler dairesi başkanlığında iletişim ve evrak kayıt işlemlerinde hizmet veriyor. 3 kadının yaşam mücadelesi ve hayata tutunma hayalleri Büyükşehir Belediyesi ile gerçekleşti.

xx           xx           xx

Keşke o haberde, “taşeron işçi” olarak hemcinslerinin içinde en düşük ücreti alıp, en az haklara sahip olarak Muğla’nın çöpünü temizleyen temizlik işçisi emekçi kadınlarımızda ifade edilseymiş!

Eğer 8 Mart’ın sorgulandığı bir anket yapılırsa, sorular özellikle Belediye’nin ORTEM kadın işçileri ile masa başı kadın işçilerine sorulmalı…

Yinede Büyükşehir’de 644 kadına iş verilmiş olması önemli. Elbette Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde bir tek kadın üyenin olmaması da önemli…

Neredeyse son 50 yılda Muğla’dan bir kadın milletvekili de çıkmış değil…

Şöyle bir çevrenize bakın, kadın il başkanı, ilçe başkanı, belediye başkanı var mı?

xx           xx           xx

Üç haberden ikincisinin başlığında da Muğla Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Sevinç Göçügenci Muğla ilinin Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi Sıralamasında ilk 10 da olduğunu da endişe ile gözlemlemekteyiz” demiş

Av. Göçügenci, Başkan Yardımcısı Fatmagül Evren ve Muğla Barosu Kadın Hakları Komisyon Üyeleri ile birlikte “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” nedeniyle toplantı düzenlemiş. Dünya Kadınlar Günü’nü kadın avukatlarımız da kutlamış!

Toplantıda konuşmasında Av. GöçügenciYüzyıllardır eşit iş, eşit ücret, eşit hukuk ve eşit insan olmak için mücadele eden kadınlar, 2017 de hala egemen güçlerin söylemleri, kadın bedeni üzerinden yürütülen politikalar ve uygulanan savaş politikaları altında nice emekle edindiğimiz haklarımızı kaybetme tehdidi altında bırakılmakta ve biz kadınlar susturulmaya çalışılmaktadır..” ifadesinde bulunmuş.

Türkiye’nin Batı’ya Açılan Penceresi olmakla övündüğümüz MuğlaSosyal demokratların iktidarda olduğu MuğlaToplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi Sıralamasında” ilk 10 da… Av. Göçügenci’nin açıklaması bende de endişe uyandırdı.

Gözlemlemekteyiz…

xx           xx           xx

Dikkatimi çeken üçüncü haber başlığı da şöyle:

Kadın Sığınma Evi İçin Dilekçeler Tamam…

Haber “Muğla Barosu Kadın Hakları Komisyonu !Erkek Şiddetini Önlemede Kadınların Yasal Hakları Projesi’ kapsamında Muğla Büyükşehir Belediyesi Başkanı Dr. Osman Gürün ve Menteşe Belediyesi Başkanı Bahattin Gümüş’ü ziyaret etti.” diye başlıyor ve şöyle devam ediyor:

Muğla Barosu Kadın Hakları Komisyonu ve Üyeleri görüşmelerde şunları ifade ettiler:

Ülkemizde olduğu gibi, Muğla’da da kadına yönelik şiddet her geçen gün artmaktadır. Bu artışa rağmen ilimizde sadece Fethiye İlçesinde bir tane sığınma evi var. Sığınma evlerinin çoğaltılmasını istiyoruz. Muğla Merkeze yapılmasını istediğimiz Kadın Sığınma Evi için dilekçelerimizi verdik. Projelerimiz hazır. Belediyelerimizden arazi veya mekan talep ediyoruz.

Çok beklersiniz…

xx           xx           xx

Başkanların yanıtları da ilginç…

Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, “Biz bu konuda bir gün Düğerek Mahallemizde bulunan düğün salonunun orayı düşünmüştük fakat cezaevine yakın olduğu için iptal ettik. Sığınma Evi için yer bulmak önemli ve zaman isteyen bir iştir. Gereken araştırmaları ve elimizden geleni yapacağımıza emin olabilirsiniz” demiş.

Cezaevi ne alaka ise…

Büyükşehir Belediyesi Başkanı Osman Gürün de “Belediyemiz iradesinde çalışan zabıtalarımız silahsız bir şekilde sığınma evini koruyamaz. Kadına şiddet uygulayan erkek hem zabıtaya hem de kendi eşine tekrar zarar verebilir. Bu tür olaylarla çok karşılaştık. Sadece Belediyenin çözebileceği iş değil. Projenizi araştıracağız. Elimizden geleni yapacağız’’ diye yanıt vermiş!

Başkan Gümüş hadi neyse, Başkan Gürün kaç yıldır Belediye Başkanı?

xx           xx           xx

Muğla Barosu Kadın Hakları Komisyonu Başkanı Av. Sevinç Göçügenci unutmuş (!) olmalı…

Yıllar önce tarihi Sekibaşı Kahvesi dönemin Muğla Belediyesi’ne kadınlar için kullanılmak üzere hibe edilmişti. Başta sözcülüğünü Gaye Cön’ün yaptığı Kadın Dayanışma Gurubu olmak üzere herkesin beklentisi o tarihi yapıda “Kadın Sığınma Evi” açılması idi. BelediyemizKadın Dayanışma Evi”ne izin vermişti. Ne olduysa daha sonra o evde kapatılmıştı…

Bir ara Muğla Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü de “Sığınma Evi” için Başkan Gürün’den yer istemiş, olmayınca Belediye Başkanı Behçet Saatçı’nın kolaylaştırıcılığı üzerine o ev galiba Fethiye’ye mi gitmişti?

Sahi 8 Mart’ta çalışan ve çalışmak isteyen kadınlarla siyaset yapan ve yapmak isteyen kadınlar için belediyeden “kreş” isteyen neden olmadı?

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Kerim Türkoğlu 24 Ekim 2017 / 16:29

Büyükşehir belediyesinde taşeron işçi olarak çalışıyorum. 1600 tl maaş alıyorum. İkinci sınıf insan muamelesi görüyorum. Aynı işi yapan kadrolu işçi 4000 tl alıyor. Her türlü sosyal hakkı var. Taşeron işçiler ikinci sınıf insan. Hiçbir sosyal hakkımız yok. Devamlı işten çıkarma ile tehdit ediliyoruz. Taşeron işçi en ağır işlerde çalışmaktadır. Kadrolu işçi en rahat işlerde çalışmaktadır. Bazen CHP’li bir belediye de çalıştığımdan şüphe ediyorum. Aynı işe aynı maaştan vazgeçtik kadrolu işçinin maaşının yarısını alsak yeter. Kadrolu işçi yol, yemek, maaş promosyonu, işçi bayramı promosyonu ve mesai alıyor. Taşeron işçi bayramda bile mesai alamaz. Taşeron işçiliğin siyasetini yapıyorlar ama kölelik düzeni ile işçi çalışmaktadır Muğla Büyükşehir Belediyesi. Kimse sesini çıkarmıyor çıkaramıyor. Sizi Allah’a havale ediyorum