Anılarda Kalan Tebessümler

Bu haber 27 Şubat 2018 - 0:16 'de eklendi ve 907 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

İsmail Zorba

 

“İzin ver arkadaşım güneşe,
değsin tenine.
Bırak yağmuru,
Temizlesin ruhunu…

Koşma arkadaşım koşma,
Yürü.
Sen koşunca daha hızlı dönmüyor Dünya.”

Dr. Seray SARI

 

Kalemimden dökülen cümleler önceleri Muğla Turgut Reis Lisesinden öğrencim aynı zamanda doktor, şair, fotoğraf sanatçısı gibi daha bir sürü ünvanı üzerinde hakkıyla taşıyan Dr. Seray Sarı üzerine sıralanacaktı ama; hayat farklı akışlara çekebiliyor insanı maalesef.

Gurur ve onuru bir arada yaşadığım sevgili öğrencimin yaşattığı duygulardan bir anda sıyrılmama sebep aldığım bir haberle sanki elimden düşen bir aynanın yerdeki kırk parçaya ayrılmış parçaları gibi pare pare olmuş duygularımın etkisinde dudaklarımda dualar ve içimdeki isyanları bastırdığım teslimiyetimle ruhum sükuna eriyordu. Sükuna ermekle kalmıyor, mum gibi dalga dalga eriyordum.

Sen ki her anımızda bize umut vermiştin. Kainatın kasırgalarının insanı dağıttığı anlarda, haksızca yerlere düşürülüp arsızlığın iştihasıyla ters yüz edilmeye çalışıldığın anlarda bile nurlu yüzündeki o insanı aydınlatan tebessümünle  hep dimdik durmuştun. Zorlukların engereğinde bile her şeyi bir sınavın olarak görmüş, sabrın ve tevekkülünle bizlere örnek olmuştun.

Doğadaki renkleri ruhundan yansıyan sevginle kucaklıyor, bir çerçeveye sığdırılamaz dediğimiz dünyayı her kesitinde farklı bir bakışta tamamlıyordun. Her şey aslında bir hiçten başlıyor, bir hiçle başlayan her şeyde kainat tamamlanıyordu. Ekmeğini, aşını sevginle harmanlayıp dost sofralarına sunuyordun. Kimler yoktu ki o sofralarda. Hep içimizde bir yerlerde yarım kalmış, tamamlanamamış hikayelerin insanlarından tutun da geleceğe ilk kez kanat çırpma deneyimlerinin heyecanındaki gençlere kadar. Biz sana her ne kadar bir takılma ile hep “ihtiyar” diye seslensek de içimizde kaçtığımız ihtiyarlara ihtiyaten genç kalan hep sen oluyordun.

Ne de güzel anlatırdın kainatı, insanı ve de Yaradan’ı.. Saflığın en tabi masumiyetinde yüzünde aydınlanan hatta nurlanan o tebessümde “her bir” diye başladığın misalli cümleler birer kanat takmış bize rehberlik ediyordu. Öyle insanlar vardır ki duruşlarıyla, bakışlarıyla ve de Hz. Mevlâna’nın ifadesiyle “olduğu gibi görünen, göründüğü gibi olmaya” eren halleriyle “insan” olmanın ibretlik canlı misalleridir yaşayan. Bir yerlerde güzelce söylenmiş kalmış bir söz değildir onlar; ya da bir yazının en etkili cümleleri. Halleriyle, tavırlarıyla, zora karşı sabırlı duruşlarıyla, insana gösterdikleri merhametleriyle içimizde yaşayıp giden belki fark etmediğimiz, fark edemediğimiz; fark ettiğimizde de bu dünyada nefes alabildiğimiz, nefes bulduğumuz insanlardan biridir belki de..

“Yürürken bak çevrene,ne kaçırdığına,
Ne olmaya çalışırken,
ne olamadığına.

Çok olma kardeşim,
hiç ol.
Hiç oldukça çok olacaksın,
unutma.”
Dr. Seray SARI

Gözümün önünde gönül köpründen geçirip gönül pencereme hediye ettiğin dağların sırtlarına doğru koca çam ağaçlarının bir köşesine iliştirilmiş bir kulübenin portresi. Kulübenin ne çatısı belli, ne penceresi, ne kapısı. Bir silüet sadece ve sadece doğaya sığınmış. İnsan da doğanın bir parçasına o kulübe gibi iliştirilivermiş. Ne kadar da ruh tabiatla uyumlu. Aynı senin eşyaya, mekana, ünvana ve de maddiyata yüklediğin değer gibi. İşte o değer,  anlam katıyordu aslolan hakikatlere. O hakikat sende tevazuya dönüşüyordu.

“Bir kedinin uyumasını izle mesela
Ya da ceviz çal bir kargayla.
Sonbahar da düşen son yaprak ol,
İlkbahar da açan ilk tomurcuk.

Koca bir evren dönüyor,
Seninle de sensiz de.
Önemseme kendini.”

Dr. Seray SARI

Bir de dilinden düşürmediğin o araba sevdan!.. Bir dünyalı olma hakikatinde özünde bir makineye değil de kuşa kurda tabiata ait insandan nakşedilmiş bir parçaya dönüşüyordu bu sevdan. Aldıkların, sattıkların Nasrettin Hoca fıkralarına taş çıkartacak cinstendi. En bakımsız, elde tutulmayacak arabalara mesleğinde gösterdiğin merhamet ve sabırla davranır. Yine öğrencilerini anlatırken gördüğümüz o bakışlarındaki pırıltı arabalarını anlatırken aşka dönüşürdü. Sonra bir dostun ricası ile elinden çıkarıverirdin o dünyalık olmayan aşklarını.

Nedendir bilmem ne kadar da vefasız insanlarız. Nedir bunca telaşımız, neye yetişmeye çalışırız, hem de asıl dostlarımızı unutma pahasına. Bir telefonun tuşları kadar yakın olmalıydı aslında vefamız. Elim nasıl değmedi bir türlü. Bir kez sesini, o dost sesini duymaya. Bir kere duymaya göreyim huzura ererdi gönüllerimiz. Yüzündeki tebessüm sesine siner, bizleri de umutlandırırdı. Her bir sözünde muştulanırdı tüm umutlar.

Oysa o ayna elimizden kayıverdi yere. Kırk parçaya ayrıldı. Bilirim imtihanın çetindir. Sınavın zordur. Son hamlesinde dualarınla, şükrünle yine mütebessim duracaksın. Buna da şükredeceksin bilirim dostum. Duam yüreğince, imanınca bu çetin imtihanlardan geçmen, şifalara gark olman.

“Hep oldu zaten 
Senden evveli,
Ve hep olacak senden gayrisi.

Herkesin dünyası ömrü kadar
Ne eksiği ne fazlası.”

Dr. Seray SARI

Sevdiklerimizle bir atar yüreğimiz!.. Sevdiklerimizle şeksiz şüphesiz gönülden beraberiz. Öncelikle Yaradanım üzerimizden rahmetini, mağfiretini eksik etmesin. Biz fanilere, faniliğin idrakinde sabır, şuur ve mevcudiyetimiz hikmetince iman nasip etsin. Paylaşarak bereketleniriz. Paylaşarak kuvvet buluruz. Zor ve güç zamanlarda hep bir yüreğiz. İhtiyaç hasıl olmadan “Şifa Ya Râbbi, Ya Şâfi” manasınca dualardayız. Allah tüm hastalara şifa, dertlilere deva nasip etsin.

Ve bilirim sevgili öğrencim Dr. Seray Sarı, sen de çocuk demeden yaşlı demeden sadece insan vasfında olan herkese sevginle şifa dağıtmaktasın. Sözüm sanaydı bütün yaşattığın onurla. Söz ki başka sözlerinde buluşalım.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nilgün Açık Önkaş 28 Şubat 2018 / 10:05

Kaleminize sağlık yine duygu dolu bir payalaşım, insanlığın insanlıktan çıktığı soguk ve sıcak savasların yasandığı dünyada ne ibretlik bir yaşam hikayesi örneği…Dunyada siz ve Seray gibi iyi insanlar oldukca umutla dolar yine yurekler, cok tesekkurler. Unutmayalım dünyadan sadece geçip gidiyoruz, dünyada çakılı degiliz.