Angara’nın Havası / Muğlamız Gelin Kalsın

Bu haber 03 Eylül 2015 - 21:08 'de eklendi ve 945 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Hayat başlı başına öğretilerle dolu bir yol.

Ailede büyükler olunca hastalıklar olmakta. Darda kalınca, aile kavramının önemini, dayanışma ve desteklemenin yüceliğini anlıyorsun.
Annemin yıllardır zaman zaman tetiklenen çarpıntı şikayetleri vardı.
Sağlıklı kalpler 60-80 arasında atar iken, annemin kalbi son zamanlarda dakikada 170’lere çıkmakta ve sıkıntı yaratmaktaydı. Kaçış yoktu artık. Kardiyak ablasyon tedavisi yapılmalıydı.
Kalpte ekstra elektrik akımı yaratan bölge tespit edilip yakılması işlemine, kardiyak ablasyon denilmekte. Ablasyon tedavisinde, kasık veya kol toplardamarı yoluyla kalp içine kateter ile girip, kateterin kalbin neresinde olduğu x ışınları yardımıyla (floroskopi) izlenerek, kateterlerin ucu kayıt cihazına bağlanarak, kalp içi EKG kayıtları alınırak, düzensiz uyarı yapan bölge radyofrekans enerjisi verilerek tahrip edilir ve böylece sorunlu odak ortadan kaldırılır.
Anneminde çarpıntıları sıklaşınca, Antalya Eğitim Araştırma Hastanesi’nde yoğun bakım ünitesine yatışı yapıldı ve sonrasında da, kardiyak ablasyon yöntemi ile kalbinde rastgele uyarı yapan bölgesi yakıldı.
Dayım da bir turizmci. Memuriyet bana göre değil deyip kamu görevinden istifa edip Kaş’ın ilk turizm işletmelerini kuran kişilerden. Annemin hastanede yattığını öğrenince, Kaş’tan Antalya’ya koştu geldi. Rabbim bize hep destek olduğu gibi burada da desteğini eksik etmedi. Başarılı bir Kardiyak ablasyon yapıldı. Anneminde işlemleri yolunda gidince keyfimiz yerine geldi ve haydi yemeğe gidiyoruz dedi dayım: Sıcak bir öğle arasında yemek yemek için hastaneden uzaklaştık.
Antalya’nın yerlisi keçi eti yer. Keçiyede davar derler. Davar eti olmayan lokantaya pek gitmezler. Koyun eti alışkın olmadıkları bir tat. Lakin keçi eti nefis. Keçi etinden kebab ve piyaz, yöresel ve çok sevdiğimiz bir tat. Piyazımız ise tahinli.
Leziz yemekler eşliğinde yemekte sohbet ediyoruz. Dayım anlattıkça anlatıyor. Birden söz turizmden açıldı ve anılara kaydı.
Dayım anlatıyor “Demirel Başbakan iken, Antalya ve Alanya’daki sıcak ve bunaltıcı havadan sonra partililere sorar ‘Yahu şöyle havadar, derya gibi bir yer yok mu?’ der.
Bunun üzerine partililer Kaş’a program yaparlar. Oraya gidilir. Hava serin ve diri. Kaynaktan çıkmış buz gibi deniz. Başbakan Demirel Kaş’tan etkilenmiştir:
– Yavuuu, bu hava Angara’da olsa, canıma can gatar. Hayat iksiri, keşke Angara’da olsa diye söylenir.
Halkın Babası bunu der de, Kaş’lılar durur mu?
İlk solukta Angara’nın yolunu tutarlar. Bir pet şişeyi, kapağını kapatıp yanlarına da alırlar. Kaş Turizm Derneği üyeleri kalabalık bir heyet olarak Merhum Demirel’in yanındadırlar.
Heyet görüşmede, yanlarında getirdikleri şişenin kapağını açıp, size Kaş’ın havasını getirdik deyiverir.
Demirel; Kaş’ın havasını istedik emme, hava gözle görülüp elle tutulmaz, keşke suyunu getirseydiniz deyince, herkes yelkenleri salar ve gülüşülür. Ya sizde bir karar verin, ne istediğinizi derler. Çok sempati dolu anlar yaşadık” diyor dayım ve yengem. Mizahı siyasetin içinde yaşatan siyasetçiydi diye belirtiyor.
Dayım; Kaş ‘ın ilk turizm işletmecileri arasında olunca, istiyor ki, Kaş halkı, turizm pastasından en büyük dilimi alsın. Konuştukça konuşuyor. Anlattıkça anlatıyor. “Turizm güven işidir. Temiz olacaksınız. Yöresel özgünlükleri sunacaksınız. Özel olacaksınız. Hizmet anlayışınız gelişecek ve gelişmeli” diyor. Turizm kırılgandır diyor. Ülkenin nabzından çabuk etkilenir diyor. Doğayı koruyacaksın diyor. Turizm bindiğin dalı kesmemektir diye üstüne basa basa belirtiyor… Öğretilerle dolu bir sohbetti.
Sohbette aklım Muğla’ya kayıyor. Düşündüm; yıllık, 3 milyon 300 bin olan yabancı turist sayımız ne oldu acaba? İlerimi gittik gerimi? Sayın Vali Hüseyin Aksoy, 3 milyon türist hedefliyoruz dediğinde, ütopik gelmiş ve sonrasında da hedeflere ulaşılmıştı.
Derin bir sessizlik var ilimizde. İl turizm müdürlüğümüz neler yapıyor ki?
Ve ben geçen hafta sonu Fethiye Saklıkent’ te idim. Gidişim ilk değil. Dünya harikası bir yer. Memleketim Kaş olunca güzergahımda kalmakta. Saklıkent Antalya-Muğla sınırını çizen Eşen Çayı’nın kolu olan Karaçay’ın oluşturduğu kanyondur. Doğa muhteşem. Sular çağıl çağıl. Vadi serin mi serin. Lakin bir şeyler ters. Kirli. Düzensiz. Vadiyi korumak ve güzelleştirmek adına zerre kadar bir çalışma yok. Burası Avrupa’da bir yer olsa, adamlar nasıl korur, nasıl mekanları güzelleştirir. Doğa bize çömert, fakat bizler kadir kıymet bilmiyoruz. Kirletip yok ediciyiz. Etrafta çöpler var. Keşmekeş. Ve burası doğayla uyumlu ve standartlar getirilerek cennettin bir parçası olan kanyonu daha bir güzelleştirebilirisiniz. Hatta Muğla Üniversitesi bile; bu kanyon ve tesisleri için bir proje hazırlayıp korunmaya, düzenli olmasına, güzelleşmesine ve gelecek kuşaklara bozulmadan aktarılmasında etkin görev alabilir. Kanyondaki köprüler bile çok kötüydü. Görsel, ruhu okşayan, alt yapı ve çevre düzenlemesi ile harikalar yaratılmaz mı? Dünyada tek olan bu kanyon yok olmasın. Valilik, Büyükşehir Belediyesi, Kaymakamlık ve Sıtkı Koçman Üniversitesi katkı sunabilir.
Gelin bu kanyonu korumak için bir kurul oluşturalım ve Rabbin bize bağışladığı cenneti titizlikle koruyalım. Gelin kirli ve derbeder olmasını önleyelim.
Anlayacağınız top yekün burasını koruyup güzelleştirmeliyiz.
Evet Muğla’nın her yerini güzelleştirelim.
Seviyorum Muğlam Seni. Muğlam sen bir gelinsin, fakat biz seni yaşlandırıyoruz hızla.
Bu kentte her şey şiir gibi olsun istiyorum.
Sağlık hizmetlerine tam erişim istiyorum.
Daha neler istiyorum neler….
Çok konuşmuyorum. Bekliyorum. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi inşaatınında tüm bölümlerin olmasını ve sonrasında da Muğlalının hizmete erişiminin sağlanmasını istemekteyim. Kardio vascüler cerrahi bölümünün unutulduğunu ve sonrasında tekrar onay ile projeye dahil edildiğini biliyoruz. Çok şükür.
Yeni yapılan hastanemiz hayata geçtiğinde; kardiyak anjio yapılmasını, stent takılmasını. Kardio vascüler cerrahi yapılmasını dört gözle bekliyoruz. Kardiyak Ablasyon tedaviside olsun. Muğlamızda halk tüm hizmetlere erişsin.
Muğlamız Gelin. Muğlamız Güzel. Bizler hantalız.
Sayın Özcan Bey; güzel insan olan anacığını uğurladı. Buradan tekrar başsağlığı dilerim. Güzel İnsanları uğurlar iken, ki yazısında bana meslektaşım olarak hitap etti. Çok teşekkür ederim. Beni onurlandırdı. Hayatımın her alanında ilkeli durdum. Yazılarımlada her zaman ilkeli bir duruş sergileyeceğim. Galiba bu mesleğide sevdim ben.
Gelin Muğlamız Gelin Kalsın.
Hürmetlerimle…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.