Anayasa ve Başkanlık Tartışmaları « Hamle Gazetesi

Anayasa ve Başkanlık Tartışmaları

Bu haber 07 Mart 2016 - 0:29 'de eklendi ve 989 kez görüntülendi.
Ünal Bozyerunalbozyer@hamlegazetesi.com.tr
Sosyolojik Bakış

Anayasa ve Başkanlık sistemi uzun süredir ülke gündeminde olmasına rağmen bir türlü doğru bir zeminde tartışılmamış genellikle kişiler üzerinden veya konjonktürel olarak tartışılmıştır. Siyasi kriz dönemlerinde tartışmaların yoğunlaştığına şahit olduğumuz gibi önemli siyasi liderlerin de zaman zaman konuyu gündeme taşıdıklarını biliyoruz. Parlamenter veya başkanlık sistemlerinden hangisinin Türkiye için daha uygun olacağı, mevcut uygulamalardan hangisinin ülkemize yakın olduğu bir türlü gündelik siyasi hesaplardan bağımsız tartışılamamaktadır.

Seçim sistemindeki barajlara rağmen Meclis’te temsilin yükseldiği dönemlerde dahi siyasi partilerin konuyu esastan tartışamadıkları hepimizin malumudur. Sivil toplum kuruluşları bağlamında da hangi noktada olduğumuz göz önünde bulundurulduğunda, sivil toplum kuruluşlarının konuyu tartışmaları da hep yüzeysel ve sathi kalmıştır.

Anayasa tartışmalarında anayasa yapmanın kolay olmadığı, geniş uzlaşma aranması gerektiği yıllardır dile getirilir ama mevcut anayasaların darbeler döneminde hiçbir uzlaşma aranmadan yapıldığı ya da yaptırıldığı nedense unutulur. Şimdi özetle 61 ve 82 anayasası oluşum süreçlerine göz atalım;

Dönemin iktidar partisi Demokrat Parti’nin baskıcı politikalarını gerekçe göstererek 27 Mayıs 1960’da, 37 subay yönetime el koydu. 1921 Anayasası ve TBMM feshedildi; başbakan, cumhurbaşkanı, genelkurmay başkanı dahil olmak üzere pek çok kişi tutuklandı. 23 subaydan oluşan Milli Birlik Komitesi kuruldu. Komite hem yasama hem de yürütme yetkilerini üzerine alarak anayasa yapılana dek geçici yasalar çıkardı. İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Sıddık Sami Onar ve öğretim üyeleri Ankara’ya getirilerek yeni anayasa çalışmaları başlatıldı. Bu komisyonun hazırladığı anayasa tasarısı yürütme organının yetkilerini azalttığı için tepki alması üzerine 6 Ocak 1961’de MBK ve Temsilciler Meclisinin üyeleriyle Kurucu Meclis oluşturuldu. Temsilciler Meclisi üyelerinin bir kısmı çift dereceli seçim sistemi ile; bir kısmı siyasi partilerin vekilleri ile; bir kısmı da gazeteler, barolar, sendikalar, yargı mensupları, öğretim görevlileri ve üniversiteler, gençlik ve esnaf dernekleri, ticaret ve sanayi odalarının temsilcilerinden oluşuyordu. Daha sonra Enver Ziya Karal ve Turhan Feyzioğlu başkanlığında Kurucu Meclis’e bağlı 20 kişilik bir anayasa komitesi kurularak yeni anayasa çalışmaları başladı. Komisyon’da Emin Paksüt, Muammer Aksoy, Turan Güneş, Tarık Zafer Tunaya, Coşkun Kırca, Amil Artus, Doğan Avcıoğlu, Münci Kapani, Mümin Küley, Ragıp Sarıca, Bahri Savcı, Celal Sait Siren, Mümtaz Soysal, Cafer Tüzel, Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Abdülhak Kemal Yörük, Sadık Aldoğan, Nurettin Ardıçoğlu, Hazım Dağlı görev aldı. Altı ay gibi kısa bir sürede yeni anayasa 9 Temmuz 1961’de halkoyuna sunuldu ve %61,5 oyla kabul edildi.

82 Anayasası ise 12 Eylül 1980 darbesi sonrası askeri yönetimin emriyle kurulan Danışma Meclisi tarafından hazırlanmıştır. Danışma Meclisi 1961 Anayasasını hazırlayan Kurucu Meclis’in tersine tümüyle atama ile oluşturulmuş, Lahey Adalet Divanı Daimi Hakem Mahkemesi üyesi Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı Anayasa Komisyonu Başkanlığı’na getirilmiştir. Ülkenin darbe ortamına sürüklenmesinde suçlu bulunan 61 Anayasası özellikle temel hak ve özgürlükler bakımından daraltılarak 12 Eylül 1980’de halkoyuna sunuldu. Referandum %91,4 gibi yüksek oranda kabul edildiğinden 82 Anayasası yürürlüğe girmiş oldu.

Bu iki Anayasa deneyimimiz de gösteriyor ki olağanüstü şartlar söz konusu olduğunda istersek özgürlükçü istersek yasakçı Anayasa yapabiliyoruz ve halkoylamasıyla da meşruiyet kazandırıyoruz. Bir diğer ilginç nokta ise askeri darbe sonrasında oluşturulan Anayasa 20 yıl sonra yine askeri darbecilerce ülkeyi yönetilemez hale getirdiği, halkımıza bol geldiği gibi gerekçelerle eleştirilerek yeni Anayasa hazırlanmasıdır. İyi analiz edilmesi gereken bir diğer nokta da özgürlükçü kabul edilen 61 Anayasasının %61,5 oy almasına karşın 82 Anayasasının %91,4 oyla kabul edilmesidir. 1980 yılının şartları değişmiş, iki kutuplu dünya küreselleşme sürecine girerek yeni bir yapıya bürünmüş, AB gibi oluşumlar egemenlik kavramını değiştirmiştir. Görüldüğü gibi ülkemizin olağan şartlar altında geniş bir uzlaşmayla, günümüz ihtiyaçlarına ve koşullarına uygun, toplumsal barışa hizmet edecek yeni bir Anayasa’ya ihtiyacı vardır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.