Anayasa Mahkemesi’nde neler oluyor?

Bu haber 05 Temmuz 2010 - 0:00 'de eklendi ve 871 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

Tırmanan terör, anayasa
değişikliği paketinin ele alınacağı Anayasa Mahkemesi üzerindeki kuşatmayı
gölgede bıraktı. Hedeflerinden biri, demokratik açılım çerçevesinde yargı
reformunu akamete uğratmak olan terör eylemleri, bu yönüyle kısmen başarıya
ulaştı. Mahkeme üyesi Fulya Kantarcıoğlu’nun anayasa değişikliğiyle ilgili
Adalet eski Bakanı Seyfi Oktay’la yaptığı görüşmede “taktik” içerikli ifadeler
kullanmasının ortaya çıkması karşısında başlayan “ihsas-ı rey” tartışması
unutuldu. Bu arada iş dünyası, bürokrasi, asker ve yargı çevreleri, Anayasa
Mahkemesi etrafındaki “iptal kuşatmasını” yoğunlaştırdı, bu hafta, en geç
gelecek hafta iptal kararının verilmesi için bastırmaya başladı. TÜSİAD Üyesi
Mustafa Koç’un böyle bir ortamda “Referandum ülkeye yarardan çok zarar getirir”
demesi, tesadüfi değildir. Paketle ilgili incelemesini sürdüren Raportör Ali
Rıza Çoban da raporunu kısa sürede tamamlaması için yoğun baskı altında.
Baskılar sonuç verir ve rapor bu hafta tamamlanırsa karar için gün sayılacak.
Kritik denge CHP’nin iptal başvurusunun ele alındığı toplantıda ortaya konan
görüşler, CHP’li Ahmet Tan’ın açıkladığı gibi eski ve yeni Anayasa Mahkemesi
üyeleriyle yapılan görüşmelere dair gözlemler, başkent kulislerinde güvenilir
kaynakların verdiği bilgiler, paketin şekilden girilip esastan bozulacağı
iddiasını güçlendiriyor. Mahkemede de saflar netleşiyor. Şu anda 6 üyenin iptal
yönünde kararını netleştirdiği konuşuluyor. İptal için nitelikli çoğunluk, yani
en az 7 oya ihtiyaç var. İptalcılar ortada duran 2 üyeden birini ikna ederse
amaçlarına ulaşacak. Aksi halde, 6-5 üstünlüğü ele geçirseler bile iptal kararı
çıkaramayacak. Bir yerde “bıçak sırtı” durumu… Kavganın şiddetini arttıran da
budur aslında, muhtemel oylamanın kritik noktada seyretmesidir.  Nihai karar için daha masaya oturmadan
görüşlerini ortalığa savuran üyelerin ibretlik hali bir tarafa, iptalcilerin
baskısını yoğunlaştırdığı isimler, renklerini belli etmeyen bu 2 üye. Pazarlık
maddesi Yoğunlaştıkları alan ise Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun yeniden
yapılandırılmasını öngören düzenleme. İptalci üyelerin talepleri ile HSYK,
Yargıtay ve Danıştay’ın talepleri örtüşüyor. Anayasa Mahkemesi’nin iptalci
üyeleri, HSYK’ya 10 üyenin birinci sınıf hakim ve savcılar arasından seçimle
belirlenmesi, 4 üyenin yükseköğretim kurumlarının hukuk, iktisat ve siyasal
bilimler dalında görev yapan öğretim üyeleri, üst kademe yöneticileri ile
avukatlar arasından cumhurbaşkanınca atanmasını öngören 2 düzenlemeyi,
anayasanın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen “hukuk devleti” ilkesine
aykırı görüyor. Hatırlayacaksınız, HSYK Başkanvekili Kadir Özbek, hakim ve
savcıların kendi aralarından üye seçimine tepki göstermişti. Hakim ve
savcıların kendi aralarından HSYK’ya üye seçebilmelerinin, hukuk devleti
ilkesine aykırı olduğunu söylemek için herhalde “hukukçu” olmak gerekiyor.
Çünkü sıradan her okuryazar bile anayasaya aykırı olmadığını bilir. HSYK ile
ilgili düzenlemeye dair hassasiyetlerini ortaya koyan iptalci üyelerin, Anayasa
Mahkemesi’nin yeniden yapılandırılması ve diğer maddeler üzerinde tavır
geliştirmemesi, ilginç. Kimileri bu durumu, iptal kararının sadece HSYK ile
ilgili olacağı şeklinde yorumluyor. Gerekçe olarak, Anayasa Mahkemesi ile
ilgili düzenlemenin üyelerin eski talepleri doğrultusunda gerçekleştirildiği,
itiraz edebilecekleri noktaların bulunmadığı görüşüne gönderme yapıyorlar.
İptalci üyelerin kararı sadece HSYK ile sınırlı tutmalarını, “Biz Anayasa
Mahkemesi’nden vazgeçelim, siz HSYK’dan, orta yolda buluşalım” şeklinde
pazarlık marjı olarak yorumlayanlar da var. Top başkanda367 kararına tanıklık
etmiş bu coğrafyanın insanları, bir hukuk davasının pazarlık merhalesine
sürüklenmesini skandal olarak görse de Türkiye’nin absurd gerçekliği olarak
kabullenmek durumunda. Anlaşılıyor ki, masaya oturulduğunda ortadaki üyelerden
biri ikna edilirse iptal kararının çıkması kesindir. Şu anda sadece HSYK
düzenlemesinin iptal edileceği yönünde kanaat var, ancak toplantıya
geçildiğinde makasın nerede duracağını kestirmek güçtür. HSYK maddesine Anayasa
Mahkemesi, hatta askere sivil yargı yolunu açan düzenleme bile eklenebilir,
kimbilir… Belki de fazla ürkütmemek için ellerindeki tek kartı gösteriyorlar.
Malum, toplantı saati ve gündemini belirleme yetkisi, Başkan Haşim Kılıç’ta.
İsterse, referandumun yapılacağı 12 Eylül’e kadar gündemi öteleyebilir. Karşı
tezi savunanlar, anayasa değişiklikleri üzerindeki görüşmelerin “öncelikli”
olduğunu, gündem ötelenirse başkanın suç işleyeceği iddiasındalar. Yetkileri
olmadığı halde şekilden girip esastan çıkarak anayasayı ihlal suçu işlemeyi
göze alanların, gündem ötelemeyle ilgili en nihayetinde disiplin suçuna
gönderme yapmaları, komiklik olsa gerek. Anayasa Mahkemesi’nde durum özetle
böyle. Bir iki hafta içinde iptal kararı çıkartmak isteyenlerin baskısı giderek
artıyor. Yukarıda ifade ettim, mahkeme tam bir kuşatma altında. Artan terör
onlara ilaç gibi geldi, baskılar kamuoyu gündeminden uzak kaldıKarar çıkana kadar
kan akmaya devam etsin diye ellerini ovuştururlar mı bilmem ama kaos ortamından
yararlandıkları ortada. Süreci daha iyi okumak isteyenlere Seyfi Oktay ile
Fulya Kantarcıoğlu arasındaki mahkeme kararıyla tutulmuş dinleme kayıtlarını
okumalarını tavsiye ederim. Geri sayım başladı.

 ŞAMİL TAYYAR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.