ANAP TARİH OLMUYOR, TARİH YAZIYOR

Bu haber 03 Kasım 2009 - 0:00 'de eklendi ve 736 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçtiğimiz hafta sonu Ankara’da gerçekleştirilen DP-ANAP bütünleşmesine ilişkin birleşme hareketi, Türkiye siyasetinde bir ilk olmanın ötesinde, zaman zaman duygusal anların yaşandığı bir kongreydi.
Türk siyasetinde ilk diyorum.
Zira bugüne değin, bir döneme damgasını vuran iki siyasi teşekkülün aynı çatı altında birleşmesine tanık olmadık.
Elbette zaman zaman bazı marjinal partiler bir araya gelerek birliktelik oluşturdular.
Ne var ki böylesine köklü 2 siyasi teşekkülün bütünleşmesi görülmedi.
Dolayısıyla bu hareket, her iki parti genel başkanlarının ifadesine göre, sıradan bir olay değildi.
Bu, vatandaşı kamplara ayırmayan, dolayısıyla her düşünceden insanı bir araya getiren bir büyük hareketti.
İlişkin olarak, her iki parti genel başkanı bakınız neler söylüyor.
DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk;
Bu bütünleşmeyle yeni bir Türk siyaseti ortaya çıkıyor.
Olmaz diyorlardı oldu.
İşte DP, İşte Alternatif .
Dolayısıyla bu bütünleşme hareketini tarih bir gün yazacaktır .
ANAP Genel Başkanı Salih Uzun ise;
DP ile ANAP’ın bir araya gelmesi Türk Demokrasisinin en büyük buluşmasıdır.
Birleşmenin özünde barış ve kardeşlik yattığı için bu birliktelik Türkiye için bir umuttur.
Bu birleşme, Türkiye’nin önünü açacaktır.
Zira bugün insanlarımız kamplara ayrılmıştır.
Ülke siyaseti Moğol istilasına benzer bir dayatmanın etkisindedir.
Şu aşamada neden birleşme gereği duyulduğunun başlangıç ifadeleri bu şekildeydi.
Baktığımızda, onları bu yöne iten, siyasi bir birliktelik sağlamak altında yatan temel kriterler olduğu ortada.
Her ne kadar, siyasi bir güç yaratmak adına yola çıkılmış olsa da ülkenin geldiği nokta, özellikle iktidar partisi AKP’nin içte ve dışta izlediği politikanın tutarsızlığı, bu tür bir girişimi zorunlu kılmıştı.
Kim ne derse desin, iktidar kanadı karşı çıkmaya çalışsa bile realite o ki, Türkiye sancılı.
Ekonomi, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar sıkıntı içeriyor.
Bugün her önüne gelen, ekonomiden dert yanıyor, gelecek adına endişe taşıyorsa, kimse kalkıp ülkemizin dikensiz gül bahçesi olduğunu söyleyemez.
Ekonomide yaşanan açmazlar yetmezmiş gibi terörün önlenmesi adına hükümetin izlediği açılım politikası, şu anki görüntüsüyle piyasko.
Yargı deseniz, tam bir üzüntü kaynağı.
Eğer, insanoğlunun dayandığı temel noktalardan kurum olarak yargının bağımsızlığı üzerine gölge düşürülmüşse, daha başka ne söylenirdi.
İşte bu ve benzer alanlarda yaşanan sıkıntılar, her kesimden insanı harekete geçiriyor.
Bunun göstergesi de DP Genel İdare Kurulunu teşkil eden isimler.
Bu isimler her düşünceden kişileri temsil ediyorsa, ki liste onu gösteriyor.
2 partinin tek çatı altında yola çıkması boşuna değildir.
2 genel başkanın, Türkiye’nin bugünü ve geleceğine ilişkin dikkat çeken konuşmalarını kaleme almadan önce, birleşme anında neden duygusal anlar yaşandığını vurgulamak istiyorum.
Duygusallık doğaldır ki ANAP kanadındaydı.
Her ne kadar, genel başkan Salih Uzun, ANAP tarih olmuyor tarih yazıyor dese de, parti ismi yok oluyordu.
İşte buna duyguluydular.
ANAP kanadını oluşturan delegeler, tüzük gereği tüm işlemleri tamamlayıp, DP çatısı altında birleşmenin oylandığı süreçte, gözyaşlarını tutamadılar.
Genel Başkan Salih Uzun dahil.
Uzun, tüm işlemler tamamlanıp, partinin tek isim altında birleşmesine ilişkin konuşma yaparken, gözyaşlarını kuruluyor ve şöyle sesleniyor.
Ben ANAP bahçesinde büyüyen ve onun çatısı altında yetişen birisiyim. Bugünkü konuma erişmem, bu parti sayesinde olmuştur.
Her şeye karşın mutluyum.
Bugün için istenen noktada olamasalar bile zamanla bu ülke için çok şeyler yapan bir misyonun, birlikte yeniden harekete geçmesini sağladık.
İnanıyor ve güveniyorum ki, bugünden tezi yok DP, Türkiye’nin yeni yol haritasını çizecek bir rol üstlenecektir.
Bir kez daha altını çiziyorum.
Mensubu olmakla gurur duyduğum ANAP, tarih olmuyor, Türkiye adına tarih yazıyor.
Bu anlamlı, anlamlı olduğu kadar iddialı bir sözdü.
Şayet, her kesimden düşüncenin temsilcilerinden oluşan bu hareketi oluşturanlar, geçmişte olduğu gibi kişisel egolarını bir yana bırakır, yanı sıra her hangi bir dış engelle karşı karşı gelmezler ise ülkenin önünü açacak bir hareketin müsebbibi olurlar.
(Bir kongrede yaşananlar sadece bunlar değildi. Daha öylesine önemli gelişmeler sergilendi ki. Bir başka yazımda kaleme almak koşuluyla)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.