Anadolu’yu Mayalayanlar

Bu haber 28 Ekim 2014 - 0:36 'de eklendi ve 843 kez görüntülendi.
İsmail Zorbaismailzorba@hamlegazetesi.com.tr

“Özü bulmak için indim derine;
Geç değdi ellerim dost ellerine.
Salınca gönlümü mahşer yerine,
Dünyayı dünyada yitirdim anam ”
Abdürrahim Karakoç

Anadolu’yu Mayalayanlar

Ey bağrı yanık, çilekeş Anadolu! Senin uğruna ne mısralar yol aldı, duygu köprülerinden geçildi. Sırra mana buldu, yediveren hükmünce susuz toprakları vahaya dönüştürdü. Çatlamış dudaklarda duaya durdu, teslim oldu, şükre vardı. Sen nicesin, hallice misin denmedi, başını okşayanı, sırtını sıvazlayanı olmadı. Sert rüzgarlı yalçın bayırları, aşılmaz dağları yurt edindin. Yurt edinmekle kalmadın nişaneni imanınla donattın. Anadolu’yu vatan edindin, gökyüzünü çadır edinirken kendine Anadolu’yu kaynak ettin. Sevgini, sabrını, erdemini, ahlakını her deminde medeniyetini mayaladın. İnsanla insan oldun, insanda Hakk’ı gördün, Hakk’a vardın.
Mayanın hükmünde çile çekmek vardı, bedel ödemek vardı. Gök ekinken biçilen, tertemiz alnından vurulan nice güneşlerinle bu topraklara bedel oldun. Haktan, adaletten, sabırdan, tevekkülden, sevgiden ayrılmadın. Bunu çilekeş gönlünde imanınla besledin. Asırlar hükmüne mayaladın çilelerini. Asırlar asırlara bedeldi. Adlı küffar oldu, Moğol oldu, Haçlı oldu, Yunan oldu, Rus oldu, Ermeni oldu. Fani düşman hem içten hem dıştan saldırdı, için için tüketmeye durdu seni. Sen her düşüşünde yeniden daha güçlü kalktın ayağa. Her tükendin dendiğinde bir nefes verdin hayata, yeni umutlara. Her deminde yeniden doğdun. Canlar canını buldum, bu canım yağma olsun dedin. Sana tepeden baktılar, küçük gördüler sen özündeki imana dayandın, mayandan sır vermedin. Baş eğmedin, diz çökmedin, sükut ettin, sabrettin. Anadolu mayasında saklı “ana” hükmünce şefkatinle, merhametinle, imanınla affettin, insan oldun, insan yetiştirdin, insanlığa timsal oldun.
Bilirim ki gözyaşların dinmeyecek, gözyaşlarını silenin de olmayacak. Ama; yine bilirim ki bağrında mayaladığın evlatların insan özünde ayağa dimdik kalkacak, olgun başaklar eğik başında irfan ehli olacak. Senin pınarlarından, dağlarından, bayırlarından, ovalarından, yaylalarından seslenecek. Senin sazında, senin sözünde dile gelecek. Gelecek nesillerine ses olacak, rehber olacak.
Zaman, zamanın hükmüne varacak. Bizlere ibretlik dersler verecek. Her ne zaman oldum desek, olmak ne demek? Daha hamsın, çok pişmen gerekecek diyecek. Yüzlerce, binlerce kitap okusan da ilminden sual olmaz arifin diline düşecek, cehaletin yüzünü kızartacak. Kendi özünde beslenmeden gözünü diktiğin, sevdalandığın yabancı diyarların kötü bir kopyası olacaksın. Caz diyeceksin, rock diyeceksin, hip-hap diyeceksin. Hepsi kendi içinde güzel de kendi özüne yabancıyken ne caz, ne rock ne de hip-hap manasını bulamayacak. Sende kötü bir kopyası kalacak.
*Herkes önce kendi sesini bulmalı, kendi sesini tanımalı. O seste anlamalı. Türküsünde, masalında, ninnisinde, destanında, efsanesinde hatta Hocasının nüktesinde bulmalı. Ne Anadolu evlatsız, kimsesiz kalmalı ne de evlatları yetim öksüz. En zoru da analı babalıyken hem yetim hem öksüz olmak.
Anadolu’nun sesi, Anadolu’nun mert yüreği, Anadolu’nun çilekeş, babacan nefesi Abdürrahim Karakoç’ta söz şimdi. Buram buram hasret, buram buram aşk! Biz ona muhtacız, onun sesine hasretiz, biz onun sözüne gurbete düştük. Boynumuz bükük kaldı. Onun sözünde başımız dikti, güvenimiz, umudumuz tamdı, baş eğmezdik başımız dikti. Onunla haykırırdık haksızlıklara, onunla merhamet damarımız titrerdi, onunla ağlar, onunla gülerdik.
Onlarla mayalandı Anadolu’m, Anadolu’mun evlatları. Her dem acıyla yoğrulsak, kalleşçe sırtımızdan vurulsak da, her dem gök ekinler Anadolu’nun garip yuvalarından çıkıp şehadete erse de acımızda biriz, birliğiz, güçlüyüz. Korkutamazlar gücümüzü, sindiremezler, yıldıramazlar bizi. Biz her deminde yeniden doğarız hem de daha güçlü, daha umutlu, daha can dolu.
Teşekkürler Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Manisa Şubesi yönetim kuruluna, gönüllülerine, gençlerine. Bize doyumsuz bir Abdürrahim Karakoç gecesi yaşattılar. Türküler, şiirler, anılar, sözler doyurdu yüreklerimizi. Çocukları, sevenleri tek yürek oldu bu gecede. Ama; bir şey var ki her şeyin üstünde Abdürrahim Karakoç’un yüzünden yansıyan çilenin, cefanın, garipliğin, yiğitliğin, bereketin, imanın izleri sözün çok çok üstündeydi. Özümüz, birliğimiz için Karakoçlara, Mahsunilere, Veysellere, Ertaşlara, Yunuslara dönmemiz gerek yüzümüzü.
“Ölçtüm ve düşündüm inceden ince;
Sıyrıldı kılıftan “son” ile “önce”
Mânâlar zihnimde şekillenince,
Ben beni aynada yitirdim anam.

Önce kökü dalda, dalı çiçekte;
Çiçeği meyvede, meyveyi renkte;
Var olan herşeyi bir çekirdekte,
Onu da Mevla’da yitirdim anam”
Abdürrahim Karakoç

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.