Anadolu Partisi’nden Muğla Milletvekili olmak

Bu haber 01 Mayıs 2015 - 1:27 'de eklendi ve 1.087 kez görüntülendi.

ebiztunca7 Haziran Genel seçimlerinde Anadolu Partisi’nden birinci sıra milletvekili adayı gösterilen Mimar Eniz Tunca, hedeflerini, nasıl aday olduğunu, Muğla için neler yapılması gerektiğini istediğini Hamle Gazetesi’ne anlattı.
Muğla’da siyaset yapmanın zor olduğuna dikkati çeken Eniz Tunca, yaşanılan sorunların aşılmasında planlamanın olduğunu, partisi tarafından kurulacak olan Anadolu Enstitülerine bu nedenle büyük görevler düştüğünü söyledi. Eniz Tunca ile ilgili merak ettiklerinizi ‘Anadolu Partisi’nden Muğla Milletvekili olmak’ isimli söyleşimizde bulabilirsiniz…
Hazırlayan: Kadir Tamer
Anadolu Partisi’ne sizi çeken neydi?:
Kasım sonuydu sanırım. İki hafta önce Emine Ülker Tarhan Ve Kurucular Meclisi Anadolu Partisini kurmuştu. O andan itibaren ulaşabildiğim her kaynaktan kurucuları ve genel başkanı tanımaya çalıştım. Kurucular arasında Emine Ülker Tarhan’dan başka hiç kimseyi daha önce duymamıştım. Zaten Genel Başkan Emine Ülker Tarhan’ın dinlediğim bütün konuşmaları, okuduğum bütün röportajları (kendi içimde siyasete katılmak istemememe, olumsuz bir söz, bir tavır aramama rağmen ) ben gibiydi.
Anadolu Partisi’ne katılmaya nasıl karar verdiniz?:
Çok kısa bir süre siyasette bulunmuş olmanın bana kazandırdığı tecrübe en büyük ve önemli bir kısmını ‘erkek siyasetinin’ ya da başka bir deyişle ‘takım elbise, kravat’ siyasetinin gücünü, ayak oyunları, rakip olabileceklerin bir an önce önünün kesilmesi, gizli delege ittifaklarından oluştu. Anadolu Partisine katılırken o alışılmış siyaset yapma virüsünün buraya da nüfuz etmeye çalışacağını düşündüm. Kendi içimde süren ‘ne işin var siyasette’ çatışmasına rağmen üye olmaya karar verdim. Nasıl yaşayacağımıza, ne giyeceğimize, ne içeceğimize, karar verebileceğini sanan o zihniyete karşı, gezi olayları ile doruğa çıkan isyanımız, klavye başında değil artık aktif olarak mücadele etmemiz gerektiğini, biraz daha oturursam kendime olan saygımı yitireceğimi, özellikle bir kadın olarak elimden kayıp gitmekte olan, varoluş nedenlerim için, onları korumak için, ayağa kalkmam gerektiğini düşündüm.
Milletvekili adaylığı süreci nasıl gelişti?
Siyasi bir partinin kalesi gibi görünen bir kentte, örgütlenmenin kolay olmayacağının farkındaydım. Ancak ‘kömürcüler, makarnacılar’ diye yoksul insanlarımızı aşağılayan zihniyetin, iktidarın onayını bekleyen (gerek yerel yönetim iktidarı, gerekse hükümet) dosyaları, imar planları, ruhsatları gibi konuları, korkuları sebebiyle ‘destekleriz ama görünmeyiz’ sözleri önceden hiç farkında olmadığım bir toplum profilini serdi gözümün önüne.
Muğla siyasetini nasıl değerlendiriyorsunuz?:
Muğla’ da siyaset yapmak gerçekten de zordur. Bu kadar farklı sorunları olan, kültürel, doğal zenginlikleri dolayısıyla talan için bekleyen bir sürü talepkara karşı, sistemli bir mücadeleye kalkışabilmeli. O cesarete sahip, konulara vakıf, çözüm üretmek için farklı inisiyatifleri işin içine katarak, kişisel egolarından sıyrılıp, eş güdümlü bir mücadeleyi yapmaya, bunu siyasetin ucuz gösterişine döndürmeden ya da ne şiş yansın ne kebap tavrıyla ‘aman oy kaybetmeyelim de’ aymazlığına kaçmadan ayağa kalkmak gerekir. Denir ki ” Muğla Kaledir”.. Evet, Muğla gerçekten de kaledir. Ama neyin kalesi… Muğla cumhuriyet kazanımlarının kalesidir, Laikliğin, çağdaşlığın, medeniyetin kalesidir. Muğla bağnazlığa karşı akılcı insanların kalesidir. Muğla tüm bu değerler için bir duruş sergiler, kimin gerçekten oy ve koltuk savaşı yaptığını, kimin cumhuriyetin değerlerine, Muğla’nın değerlerine sahip çıktığını izler. Muğlalıyı demagoji yaparak kandıramazsınız. Usul usul başını sallar, bilgece güler içten içe. Muğlalı bir istatistiğin parçası ya da oy yüzdesi değildir. O yüzdenin içinde bir bireydir, fikri olan, tavrı olan, inisiyatifi olan bir birey. Hiç çaba göstermeden, onu size, koltuklarınıza oy taşıyacak bir oy pusulası olarak görürseniz hata edersiniz. Fethiye’yi, Milas’ı, Bodrum’u sadece Muğla ilçelerinin en çok oy potansiyeli olan ilçeleri olarak görüp seçimden seçime oy istemek için hatırlarsanız çok yanılırsınız.
Büyükşehir Yasası’nı nasıl değerlendiriyorsunuz?:
Muğla milletvekilinin, Büyükşehir yasasıyla oluşturulmuş olan süper başkanlık sistemine karşı durması gerekir. Öyle yetkiler verilmiştir ki süper başkanlara, ilçe belediyelerine sadece mezarlık tesis etmek ve işletmek, yolcu yük terminali yapmak, köy ilçe arası otobüs işletmek ve mezbaha kurmak yetkileri kalmıştır. Yaz ve kış nüfusu onlarca kat farklı olan neredeyse tüm ilçelerimiz bu süper yetkili başkanın insafına kalmıştır. Fethiye gibi hektarlarca ormana sahip bir ilçenin itfaiyesi bu tek kişinin yetkisindedir. Bu hantal ve bürokrasi karmaşası yönetim tarzı, ilçelere ve köylere hızlı ve yeterli düzeyde hizmet gitmesi önünde engeldir. Derhal Büyükşehir Belediyesi iptal edilmeli, ilçe ve belde belediyeleri yetkilendirilerek yeniden yerel yönetimlere dönülmelidir.
Muğla’nın sorunları konusunda neler yapılmalı?:
Muğla’nın 1484 kilometrelik kıyı şeridinin zenginlik olduğunun farkında olmanız önemli değildir. Böyle bir zenginliğe sahip olmak beraberinde birçok çözüm bekleyen sorunu da getirir. Sorunları bilmeniz de yetmez, çözüm önerileriniz olmalıdır. Mesela Bütünleşik Kıyı Alanları Yönetimi’nden, uluslararası anlaşmalardan, yükümlülüklerden haberdar olmanız gerekir. Siz yeterli değilseniz bu konularda ki bu çok doğaldır, farklı insiyatifleri harekete geçirebilme yeteneğine ve arzusuna sahip olmanız gerekir. Ama en azından; kıyı ve etkileşim alanını bir bütün olarak tüm yönleriyle ele alan, kavrayan ve gelecek için çok sektörlü, çok disiplinli öngörülerde bulunan bir yaklaşıma sahip olmanız gerek. Dinamik ve katılımcı bir planlama yapmak gerektiğini, ilgili kesimlerin katılımını, amaçların koordinasyonunu, gerekli politikaları ve eylemleri sağlayacak kurumsal ve yasal araçlara olan gereksinimi karşılayabilmeli. Tüm sorunları, tüm çevre bileşenleri ile ele alacak, kıyı alanlarından sağlanacak faydayı en çoğa çıkarmayı, faaliyetlerin birbirleriyle olan çatışmalarını ve bunun doğal kaynaklarla ve çevre üzerinde ki olumsuz etkilerini bertaraf ederek, bütünsel ve kapsamlı bir planlamayla ve yaklaşımlarla yapılabileceği inancı ve bilinciyle hareket etmelisiniz.
Bu planlama nasıl gerçekleşmeli?:
Kıyı ve etkileşim alanının kapsamında, ikinci konut, turizm, balıkçılık, deniz taşımacılığı, yat turizmi, enerji santralleri, askeri alanlar, doğa koruma, deniz koruma ve SİT alanları, tarımsal faaliyetler, ormancılık, serbest bölgeler, lojistik merkezler, gibi çok çeşitli faaliyetler bulunur.
Tüm bu talepler planlama dahilinde yapılmayıp, kıyılar ve etkileşim alanları birkaç kişi ya da kuruluşun kısa süreceği kesin olan para kazanma faaliyetine dönüştürülmesinin önünde özellikle sivil toplum kuruluşları, halkla birlikte, halkı yanına alarak bir direnç sergilemelidir.
Çevresel sorunlar nasıl önlenmeli?:
Tüm çevresel sorunlarımızın önünde ki en büyük engel, STK’ların halkla birlikte hareket edememesi, halkın yeterince bilgilendirilememesidir. Çalışma alanlarının sanki birbirleriyle çatışıyormuş gibi algılanması, aslında aynı amaç için bir arada olabilecekken bir türlü bu ortamın sağlanamamış olması en büyük engeldir çevre sorunlarının çözümünde. Oysa STK’lar çok uzun yıllardır fedakârca sahip çıkarlar doğal değerlerimize, bu uzun soluklu mücadele onlara eşi bulunmaz bir tecrübe kazandırmıştır, üstelik de içlerinde konusunda uzman kişileri de barındırırlar, yapılması gereken halkla buluşmalarını ve birlikte hareket etmelerini sağlamaktır.
Çözüm önerileriniz nedir?:
Kurulacak olan Anadolu Enstitülerinin en önemli görevlerinden biri de budur. Halkın daha rahat yaşamasına engel olarak gördüğü oluşumların aslında tam tersine bindikleri dalı kesme, varoluş sebeplerini ortadan kaldırma, dededen, atadan kalan topraklarını rant için peşkeş çekenlere dur diyebilecek, omuz omuza savaşacakları dava arkadaşları oldukları konusunda bilgilendirmek. Bu konuda özellikle STK’lar ve partimizin kuracağı Anadolu Enstitülerine çok iş düşmektedir.
Muğla turizmi için neler yapılmalı?:
Projeler gerçekleştirilirken özellikle kalifiye eleman yetiştirilmesi, turizm bölgelerine lojistik destek sağlayıcı planlamalar da beraberinde yapılmalıdır. Örneğin tüm sektörlerin emekçilerinin sorunu olan sosyal güvence ile ilgili yasal düzenlemeler gerçekleştirilmelidir. Turizm sektörü emekçileri maalesef her sezon sonunda işten çıkarılmaktadır, turizmi tüm yıla yaymak evet bir çözümse de uzun soluklu bir çalışmadır. Bu nedenle turizm çalışanlarının sezon sonunda işsiz kalmaması, sosyal güvence primlerinin 12 ay boyunca devamı için işverene vergi indirimi getirecek yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Yat acentaları ve yat sahipleri için TURSAB benzeri bir birlik kurulmalı, bu birlik sektör sorunlarıyla birlikte fiyat politikalarını da düzenlemeli ve fiyat rekabetini azaltıp herkesin kazanacağı düzenlemeler yapmalı, pratik çözümler üretebilecek, bürokrasiyi ve zaman kaybını ortadan kaldırarak, belli denetimleri gerçekleştirerek, politikalar üretmelidir. Turizm bakanlığı şu anda belge ücretini yatıran herkese Yat İşletme Belgesini yeterli olsun ya da olmasın vermekte, bu da Yat Turizminin belli standart ve kalitede yapılmamasına ve haksız rekabete sebep olmaktadır. Yabancı bayraklı tekneler sadece sahipleri yabancı ise kiralama yapmalıdır. Bu tekneler de 4 liman çıkışıyla sınırlandırılmalı, yabancı bayraklı ve sahibi Türk olan yatların kiralama yapmaları kesinlikle yasaklanmalıdır.
Başka ne türlü çalışmalar yapılmalı?:
Turizm Lojistik destek merkezleri kurulmalıdır. Ham madde, sağlanmasında özellikle yöre üreticileri desteklenmelidir. Böylece nakliye bedelleri de düşeceğinden, hem ucuz, hem denetlenebilir hem de direk turizm sektörü ile ilgili olmayan üreticilerin de desteklenmeleri sağlanmış olur. Bu noktadan yola çıkarak, ilçelerimize, hatta köylerimize birer şubelerini açan büyük süper marketlerin de öncelikle yöresel ve organik ürünler satması zorunlu hale getirilerek başta organik tarım, yaygınlaştırılarak desteklenmelidir. Yerel tohum kullanımından, modern tarım teknolojileri kullanımına kadar devlet desteği sağlanmalı, yöre üreticisinin sağlıklı koşullarda ve kaliteli olarak ürettiği, bal, zeytin, zeytinyağı, süt ürünleri markalaşarak, organik ürünlerle birlikte raflarda ki yerini almalıdır. Yerel yönetimler tarafından desteklenmeli, organik ürün satış noktaları belirlenerek sağlıklı beslenme için, organik üreticisinin önü açılmalı, gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Son olarak Muğla seçmenine neler söylemek istersiniz?:
Biz Anadolu Partisi olarak, Genel Başkanı’mız Emine Ülker Tarhan’ın önderliğinde yaşanan tüm sorunlara parmak basmak, çözüm aramak için yola çıktık. Sesi olmayanların sesi olmak, söylenmeyenleri, söyletilmeyenleri söylemek için. Kadın cinayetleri, kadına yönelik şiddet, pozitif ayrımcılık da dahil olmak üzere her türlü cinsiyet ayrımcılığına karşı ayağa kalktık. Bu şiddet ve tecavüzlere karşı her türlü mücadeleyi, erkek kadın yan yana, gerekli yasal düzenlemeleri de yaparak gerçekleştireceğiz. Herkesin yaşamda ki, duruşu, giyimi, tercihleri kendisini ilgilendirir ve bu tercihleri ve düşüncelerini ifade etme özgürlüğünü kimse ama hiç kimse kısıtlayamaz, engelleyemez. Her yerde ve zamanda bu ülkenin oğulları ve kızları, şiddete karşı, bağnazlığa karşı omuz omuza duracak, doğal, tarihi, kültürel değerlerimize karşı yapılmak istenecek tüm saldırı ve tehditlere geçit vermeyecektir. Bize ulaşan her sorun için çözüm üretmeye, müdahil olmaya çalışacağız. Muğla da biliyorsunuz 6 milletvekili adayımızdan 4’ü kadın, Kayseri’de 9 adayın tümü kadın, kısaca çözüm üretmek için kadınlar hiç olmadığı kadar ön saflardalar. Artık oyalanacak zamanımız yok, top yekûn mücadele içinde olmalı, yeni bir şeyler söylemeliyiz. Sürekli aynı şeyleri yaparak farklı sonuçlar bekleyemezsiniz. Herkesi Anadolu Partisinde, çağdaş bir yaşam, adil bölüşüm ve eşitlik için birleşmeye çağırıyoruz. Aklın yolu Anadolu…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.