Aman kalbiniz teklemesin!!!

Bu haber 31 Ocak 2014 - 0:00 'de eklendi ve 1.002 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Gülten Şimşek
Ekonomi kuralları içinde tam rekabet piyasası en istenen piyasa şeklidir. Tam rekabet piyasalarının kısmen ve tamamen işlemediği, eksik rekabet piyasaları ise en çok rastlanan piyasalardandır…
Sağlıkta rekabet piyasaları nasıldır? Tabi olmalı mıdır diye de sorular aklınıza gelebilir.
Yaşamda tam rekabet piyasası en arzu edilen piyasalar olmakla birlikte gerçekte var olan piyasalar, tekelci, monopolcü, oligopolcü ve diğer var olan eksik rekabet piyasalarıdır.
Tam rekabet piyasası olmazsa olmaz bir piyasadır. Kısaca referans bir piyasadır. Eğer gerçekte tam rekabet olsaydı, alıcılar için ya da tüketiciler için, satıcılar için ve toplumun refahı için çok önemli katkılar yaratırdı, ama gerçek yaşamda tam rekabet piyasası çok az rastlanan piyasadır.
Aslında bu piyasalar fiyat belirleyicidir.
Tam rekabet piyasasından söz etmek için öncelikle hem işletme sayısının hem de alıcı sayısının, piyasada çok fazla olması gerekir.
Çok firma ve çok alıcı olması gerekir ki alıcının ve satıcının tek başına piyasa fiyatına etkisi olmasın.
Şimdi bir piyasa düşünün ve bunun tam rekabet piyasası olabilmesi için gerekli koşullar nelerdir?
Öncelikle çok fazla alıcı ve satıcı olmalıdır. Çok sayıda alıcı ve satıcı derken burada herhangi bir alıcının piyasada oluşacak fiyat üzerinde hiç bir etkiye sahip olmamasıdır.
***
Tam rekabet piyasası dışında tüm firmalar ya da alıcılar mutlaka piyasa üzerinde bir güce sahiptir. Tekelci piyasada bu güç, firma için %100 dür. Eğer ki il merkezinde tek bir tane özel hastane var ise emeğini arz eden sağlık çalışanı için bu işveren ( özel sektör ) %100 tekelci bir yapıya sahiptir. İstediği fiyat üzerinden emek arz edenlerin emeğini çalıştırır. Alternatifler olmayınca burada iş gücü ederini bulamaz, işveren lehine çalışır. Yani emeğini arz edenler aleyhine çalışır.
Tam rekabet piyasası ise tekelci bir ortam yaratmıyor ve piyasa kendi fiyatını belirliyor. Yani piyasada oluşacak fiyatı arz ve talebin çalışması belirliyor.
Gelişen Tıp Bilimi karşısında sağlık sistemi hızla büyüyen bir bilim haline geldi ve burada çok uluslu, çok şirketli bir büyüme olması öngörüldü. Ve bunun önündeki en önemli engelde kamunun sağlık hizmeti sunması idi. Bir şekilde bu durum bertaraf edilmeliydi. Kapitalist hizmet sunum anlayışına uymayan bir hizmet sunumudur kamudaki hizmet sunumu.
Kamu hizmetleri hantaldır ve bütçe sınırlamaları, bürokratik engeller ve siyasal manevralar, siyasetçilerin çarkları, elit olmayan yöneticilerle sistem daha bir kof hale gelmiştir.
Özellikle bunların düzeltilmesi ve nitelikli hizmet verilmesi gerekli iken, sağlık hizmeti arzları piyasalaştırılmıştır.
Hizmet sunumu özel sektöre açıldı.
Bu arada hizmet sunumunda albenili otelcilik hizmeti var.
Ve tabi ki de fark ücreti hizmeti satın alacak cepten vererek hizmet almaya başladı. Sağlıkta piyasalaşma oldu ve tam gaz gitmekteyken, kamu kurumları da buraya itildi.
Daha felaketi de özel sağlık hizmet veren kurumlarda yaşanmaya başladı. Kar maksimizasyonu ana amaç olunca daha az çalışanla verimlilik ön plana çıktı.
Daha az çalışan personelle işi götürme yanında bir de hastane sahipleri personel alımlarında ciroyu yükselten yani SGK’nun ödeyeceği bedeli arttıran sağlık hizmeti sunucularına yöneldiler ve cirolar üzerinden anlaştıkları hizmet sunucularını kurumlarına almaya başladılar..
***
Burada en tehlikeli olanını etik çalışmayan kişiler yaratıyor.
SGK’nun içine ediyorlar. Dövülmüş harmana çeviriyorlar.
Hastalar gereksiz ameliyatlar olmakta. Gereksiz protezler takılmakta. Gereksiz tetkikler istenmekte. Gereksiz anjiolar olmakta ve saymakla bitmeyecek ciro yükseltici faaliyetler yaşanmakta.
Etik çalışmanın hiç bir önemi yok!.. Başarılı olmanın da önemi yok…
Ciroyu artırıp SGK’nun içine ne kadar başarılı edersen burada en makbul sağlık hizmeti sunucusu oluyorsun!
Özel Sağlık Hizmeti sunucularının karşısında dişli kamusal hizmet veren kamu kurumu yok ise kendisini Abdurrahman Çelebi sanıyor. Hoş geldin Abdurrahman Çelebi!
Sağlıkta tekel piyasası olmamalıdır.
Hastalar verilen hizmetleri kıyaslayabilmelidir.
Sağlık hizmeti sunumunda etik değerler çok önemli. Bunların önemi var mı? Yok diyeceğim.
Etik çalışan sağlık emeği arz edicileri de var. Özel sağlık kurumları da var. Lakin kendini Abdurrahman Çelebi sananlarda var… Abdurrahman Çelebiler kar maksimizasyonuna takılı kalınca, gözleri dönmüş şekilde kapitalist olmuşlar.
Kamusal alanda da hizmet sunumu eksik olmamalıdır ki hastalar tekelci Abdurrahman Çelebi’ye metazori olarak gitmek zorunda kalmasın…
Ki Muğla Sıtkı Koçman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin Kalp Merkezi yok!!!
Hastalar çaresiz, metazori bir yerlere gidiyorlar…
Bundan önceki köşe yazımda da yazmıştım. Bana ulaşıp bu konuda bilgi ve planlama bildirirlerse köşemde yer veririm diye belirtmiştim, herhangi bilgi veren olmadı.
Kime ve neye hizmet ediyorlar da demiştim.
Yine diyorum; Kamu hastanesi birliklerinin Muğla’da kalple ilgili merkezi yok. Olmalı…
Bunları planlamış ve yerine getirmiş olması gerekli iken bu konuda herhangi bir çalışması yok.
Buradan Dekan Bey ‘e, Genel Sekretere ve Tıbbı Hizmet sorumlusuna soruyorum neden açmıyorsunuz?
3. Basamak Hastane de hizmet tam değil… İvedilikle swot analizi yaptırıp zayıf ve eksik yönlerini görüp düzeltmeli ve hizmet kalitesini artırmalıdır.
Ben yazacağım. Açtırana kadar. Muğlalı bu hizmete erişene kadar…
Bu arada aman kalp krizi geçirmeyiniz. Kalbinize bu durumu anlatınız. Dayan kalbim demelisiniz çünkü Muğla’da Kamu Hastane Birliklerinin Kalp Merkezi yok diye, O’na ( kalbinize ) bunu anlatınız ki teklemesin. Sevdikleriniz uzaklardaysa gönlünüz viran olabilir, dayanmasını söyleyiniz.
Sağlıkta emeğe saygı çok önemli…
Akılları kar maksimizasyonundan sürmenaj olmuş maskeli kapitalistler çok tehlikeli. Hizmet etmek te çok önemli. Normal bir kar bile yeter. Muğla’ya hizmet bahane, kar maksimizasyonu şahane dememeli yani…
Jilet gibi keskin bir bilinçle idrak etmeliyiz ki kefenin cebi yok.
Maskeli sosyalist olup, yutucu bir kapitalist davranışı sergilemek, yakışıksız bir durum.
Yakışanda onurlu haysiyetli yaşamaktır…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.