Allah Layığımızı Versin…

Bu haber 27 Eylül 2015 - 22:40 'de eklendi ve 1.311 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Partilerin 1 Kasım Tekrar Genel Seçim milletvekili adaylarının kesinleşmesinin ardından kaleme aldığım “AK Parti Herkesi Şaşırttı” başlıklı yazımı şöyle noktalamıştım:

Gerçi zaman dar, ama bakarsınız Nihat Öztürk “milletvekili olma sevdası” ile kırıp döktüklerini tamir eder, gönülleri alır… MHP ile AK Parti arasındaki makası kapatır.

Kapatamazsa ne olur? Kimsenin bayramının tadını kaçırmayalım. Sorunun yanıtını bayramdan sonra ele alırız.

Bu yazımın ardından gelen günlerde şaşırtıcı olaylar gelişti. Bir şaşırtıcı olayda “AK Parti Herkesi Şaşırttı” başlıklı yazımdan ve hatta 1 Kasım milletvekili adayları kesinleşmeden bir şaşırtıcı olay yaşadık. Önce o şaşırtıcı olaylara bakalım. Sonra AK Parti’nin herkesi şaşırtmasını irdeler, yukarıdaki sorunun yanıtını veririz…

xx           xx           xx

Haber Muğla’nın haftalık gazetelerinden “Şehir” de yayınlandı. Gazetenin haber portalında da yer aldı. “Kayacık: Soylu’ya Siyaseti Biz Öğrettik” başlığını taşıyordu. Görünce şoke oldum. Haber başlığını okurken aklıma sarı basın kartı sahibi arkadaşlarımızdan Halil Eğriboyun geldi. O’da sağ olsun benim için “Özcan Özgür’e gazeteciliği ben öğrettim” der…

Ben Halil’e aldırmam… Evvelsi gün DP Genel Başkanı, dün AK Parti Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve bu gün AK Parti MKYK Üyesi ve Trabzon Milletvekili Süleyman Soylu da acaba Yusuf Kayacık’a aldırmazlık eder mi?

xx           xx           xx

Şehir Gazetesi”ndeki haberi köşeme almakta acele etmedim. “Maksadı aşma durumu” olabilir diye düşündüm. Üzerinden bayram geçti, yalanlama, düzeltme olmadı.

Haberin spotunda “AK Parti’nin 7 Haziran aday adaylarından Yusuf Kayacık, 1 Kasım’da neden aday olmadığını anlattı. 7 Haziran’daki aday adaylığı döneminde Süleyman Soylu’nun desteklediği isim olarak gösterilen Kayacık, ‘Bir gün bile O’nun makamına gitmedim’ dedi.” deniliyordu.

Soylu’nun dostu olduğu söylenen Kayacık, O’nun makamına gitmiş olsaydı bugün Hasan Özyer’in veya Hasan Kökten’in yerinde olur muydu?

Bilmiyoruz… Bildiğimiz kendisi ile ilgili önce sosyal medyada, ardından yerel basında yapılan belden aşağı paylaşımların kurbanı olmuş olması!

xx           xx           xx

Gazetede haberi yapan Selda Öztürk arkadaşımıza Kayacık, 1 Kasım yarışına neden girmediğini şöyle anlatmış:

Aday olup olmama konusunda çok düşündüm. Olsaydım yine en güçlü isimlerden biri olurdum. Ama birinin iki dudağının arasında olmak kadar kötü bir şey yok. Bana desinler ki, ‘git bir milyon seçmeni ikna et, önseçime gir, 600 bin oy al’. Alırım. Ama iki genel başkan yardımcısının kapısında yatıp beklemem.

Bu sözlere AK Parti Milletvekillerinin ve adaylarının bir sözü olmalı, ama ne demişler?

Söz gümüş ise, sükut altın!

xx           xx           xx

Haberde “Seçim döneminde bir kez bile Süleyman Soylu’nun yanına gitmedim, makam odasına girmedim” diyen Veteriner Hekim Yusuf Kayacık’ın Soylu ile ilgili şaşırtıcı sözleri ise şöyle olmuş:

Ben siyasete başladığımda Süleyman Soylu henüz yoktu. 2007’de delege bile değildi partide. Biz ondaki cevheri gördük ve ortaya çıkardık. DYP’de Mehmet Ağar’ın ekibine karşı kongre kazandırdık. Nerede durulacağını, nerede isyan edileceğini ve nasıl siyaset yapılacağını O’na biz öğrettik

xx           xx           xx

Olur böyle şeyler… Kimi öğretir bir şey olamaz, kimi öğrenir bir şey olamaz.

Bana gazeteciliği öğrettiğini söyleyen Halil Eğriboyun kardeşimizin adını duymamış olanlarınız olabilir. Yerel basında aktif olmadığındandır. Önemli değil… Kendisi Muğla Basınında Sürekli Sarı Basın Kartı” sahibi birkaç isimden biridir. Benim sarı basın kartım bile yok…

Ben mesleğimin “örgütsel” yanında Muğla Gazeteciler Cemiyeti’nin Genel Sekreterliği’ne kadar yükselebildim. Oradan ötesi yok! Halil öyle mi? Muğla Gazeteciler CemiyetiÜst Kurul Delegeliği”ne seçilmekle kalmayıp, Türkiye Gazeteciler Federasyonu Yüksek İstişare Kurulu Üyeliği’ne kadar yükseldi.

Halil kardeşimiz bu yeni görevi ile ilgili “Yüksek İstişare Kuruluna benim şahsımda Muğla gazetecileri seçilmiştir.” demiş. Yücelik göstermiş. Sağ olsun. Başarılı olsun. Allah bir de Federasyon Yönetim Kurulu Üyeliği nasip etsin…

xx           xx           xx

Genç gazeteci Cenk Altınsoy’un kaleme aldığı habere göre, Bayram’dan önce Ankara’da yapılan Türkiye Gazeteciler Federasyonu 8. Olağan Genel Kurulu’na üst kurul delegesi olmamalarına karşın Muğla Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Süleyman Akbulut, Ferit Topaloğlu, üst kurul delegeleri Coşkun Efendioğlu, Halil Eğriboyun ve Miyase Hakalan katılmış.

Haberi okuyup arayanlar oldu. Kendilerini tanıyanlardan Ünal Türkeş’in ardından Coşkun Efendioğlu’nun Cemiyet Başkanı olmamasına şaşıranlar olmuş. Ben de uzun yıllardır cemiyetin üyesi olmadığım ve genel kurullarında bulunmadığım için Süleyman Akbulut’un Cemiyet Başkanlığına getirilirken, üst kurul delegeliğine getirilmemiş olmasına şaşırdım.

xx           xx           xx

Neyse, Muğla Ankara’da Halil Eğriboyun tarafından temsil edilmiş, Süleyman Akbulut tarafından temsil edilmiş fark etmez… Ki, MGC Başkanı Akbulut da, Cenk kardeşimizin haberinde yaptığı değerlendirmede şöyle demiş:

Muğla Gazeteciler Cemiyeti, federasyonun kurucu cemiyetidir. Muğla olarak biz TGF’de yönetim kurulu bazında temsil edilmeliydik. Ancak kendi genel kurulumuzdaki eksikler nedeniyle (TGF) yönetim kurulunda yer alamadık. Buna karşın Gazeteci Halil Eğriboyun’u Federasyon Yüksek İstişare Kurulu’na seçtirdik. Eğriboyun’un TGF’de Muğla Gazetecilerini en iyi şekilde temsil edeceğini biliyoruz. Sayın Eğriboyun’a başarılar diliyoruz

Biz de başarılar diliyoruz. Umarız önüne gelenin sarı basın kartı sahibi olmaması, gazeteciliğin “meslek odası” olmayan tek meslek olmaktan çıkması ve gazeteciliğin sömürünün en yoğun olduğu meslek olmaktan kurtulması için bizleri temsil eder!

xx           xx           xx

Kurban Bayramı’ndan önce beni şaşırtan olaylardan biri de AK Parti Muğla Milletvekili Adayı Nihat Öztürk’ün Muğla Basını’na elektronik posta ile dağıttığı bilgi notu oldu. Benim bilgi notu dediğim “Milli Savunma Bakanlığı Askerlik Şubesi Başkanlığı Marmaris” başlıklı (antetli) ve konunun “Askerlik durumu” olduğunu belirten 19 Ocak 2015 tarihli bir belgeydi. Orada şöyle deniliyordu:

1- Aşağıda kimliği yazılı yükümlünün, askerlik işlemleri yönünden bir sakıncası yoktur. 2- Bu belge yükümlünün isteği üzerine verilmiştir. Muafiyet Bilgileri:

Muafiyet Nedeni; Bedelli Muafiyeti

Muafiyet Tarihi; 19.01. 2015.”

Anladığım kadarıyla Muğla Milletvekili adaylığına kadar iki dönem partisinin il başkanlığını yapan Nihat Öztürk bu sene bedelli askerlik imkanından yararlanmış. İyi de bize ne?

xx           xx           xx

Anımsadığım kadarıyla AK Parti İl Başkanı olduğunda Nihat Öztürk ile ilgili askerlik yapmadığı dedikoduları yayılmıştı. Kendisi de o zaman kısa dönem askerlik yaptığını savunmuştu. Bu bedelli nereden çıktı? Kafam karıştı…

Neyse canım, Öztürk’ün Ankara’da, parlamentoda bizi temsili için askerlik yapıp yapmadığının ne önemi var ki? Ki bugün kendisinin yerinde Yusuf Kayacık da olabilirdi…

Nasip, kader… Halil kardeşime de TGF’nin Yüksek İstişare Kurulu’nda Muğla’yı temsil nasip oldu.

Herkes layık olduğu gibi yönetilirmiş. Allah layığımızı versin…

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.