Allah Diyeni Bile Tutukladılar

Bu haber 04 Ekim 2018 - 0:14 'de eklendi ve 922 kez görüntülendi.
Hüseyin Nizamoğluhuseyinnizamoglu@hamlegazetesi.com.tr
Nerede Kalmıştık

GÜRKAN TUZLU İSTANBUL

EMEKLİ ASKERİ HAKİM 28 ŞUBAT’TAKİ İRTİCACI AVI’NI ANLATTI:

28 Şubat süreci sadece siyasi hayatı baskı altına almadı. Türk Silahlı Kuvvetleri içinde de derin yaralar açtı. Orduda başlatılan ‘irticacı avı’ sonucunda trajikomik sebeplerle birçok subay âşık olduğu üniformasından koparıldı. Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) kararıyla ordudan ihraç edilen emekli Askeri Hâkim Yusuf Çağlayan da onlardan biri. O dönemde en çok ‘irticacı avlayan’ komutanın terfi ettirildiğini belirten Çağlayan, evinde “Allah” diye bağıran astsubayların bile tutuklandığını belirtiyor. Tutuklama kararı vermek zorunda kalan savcıların vicdan azabı çekerek bizzat itiraz dilekçesi doldurduğunu ve dosyanın incelenmek üzere kendi önüne geldiğini kaydeden Çağlayan, “Dosya geldiğinde inceledim. Astsubayın sivil bir mahalledeki evinden komşusuna ‘Allah’ diye bir ses gelmiş. Oradaki komutanlığa ‘alt katımdaki astsubay Allah diye bağırıyor’ diye dilekçe vermiş.

Komutan da dosyasını hazırlayarak ‘tutuklansın’ diye bir talimat vermiş. Bu şekilde oradaki hakimler tutuklamak zorunda kalmışlar. Çünkü tutuklamasalar kendileri de suçlanacak. Bunu inceledim ve olayın bu şekilde olduğunu gördükten sonra tahliye kararı verdim.” diyor.

Çağlayan, bir başka astsubayın ise birlik komutanına ‘selamünaleyküm’ dediği için mahkemelik olduğunu anlatıyor. Astsubayın dosyasına ‘komutan tutuklanmasını talep ediyor’ diye not düşüldüğünü ifade eden Çağlayan, “Ancak olayda askeri mahkemeyi ilgilendiren bir suç söz konusu değil. Tamamen disiplinle alakalı bir durumdu ve bu kişi mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Bu karar üzerine komutan hakimleri yanına çağırarak ‘Tutuklanması için ne yapılması gerekir?’ diye sordu. İtirazla en yakın askeri mahkemeye tutuklama kararı verdirdiler.” diyor.

YOLSUZLUK DAVASINDA ‘BERAAT’ EMRİNE UYMAYINCA İLK ŞÛRADA TSK’DAN ATILDI

Emekli Askeri Hâkim Yusuf Çağlayan, TSK’la ilişiğinin nasıl kesildiğini anlatırken askeri mahkemelerin ne kadar bağımsız olduğunu da gözler önüne seriyor. Kıbrıs Askeri Mahkemesinde kıdemli hakimken yolsuzluk davasıyla ilgili bir baskıya maruz kaldığını ifade eden Çağlayan, Genelkurmay Adli Müşavirinin kendisine dönemin TRT Genel Müdürü’nün oğlunun yargılandığı bir davada ‘beraat’ talimatı verdiğini söylüyor. Çağlayan, süreci şöyle anlatıyor: “Dosyayı inceleriz bakarız, gereğini yaparız’ şeklinde, herhangi bir taahhüt vermeyen bir cevap verdim. Telefonla görüşmeden sonra dosyayı araştırdım, başka bir hâkim arkadaşta olduğunu gördüm. Kendisine bilgi verdim. Hatta raporun temin edilmiş bir rapor olduğunu ve sıhhatini araştırmasını tavsiye ettim. O da duruşmada raporun durumunu araştırmak üzere ara karar alıp talimat yazdırdı. Beraat kararı bekleyen Genelkurmay Adli Müşaviri, duruşmadan birkaç gün sonra aradı ve bu kez ‘fırça vari’ bir üslupla neden beraat kararı çıkmadığını sordu. Kendisine ‘Ben talebinizle ilgili olarak davaya bakan hâkim arkadaşı bilgilendirdim.’ dedim. Telefonu yüzüme kapattı.” Çağlayan, bu olayı takip eden ilk şûrada Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişiğinin kesildiğini vurguluyor.

ORDUMUZ BU GÜNKÜ DURUMA NASIL GELDİ

Ak Parti 2002 de iktidar olunca, Komuta kademesi Başbakanı tebrik etmediler. Törene gelmediler ve kukla olmuş Adalete emirler verdiler ve başbakan seçilmemiş sayıldı. Belediye reisi iken söylediği bir şiir vatana ihanet sayılarak hapsettiler. Bugünkü Devlet bakanımız 2004’de millete yol haritasını şöyle anlattı;

1- IMF’ye olan borç derhal ödenmeli.

2- Orduyu kışlasına, yüksekokul talebesi, idarecisi ve öğretenlerin cümlesini kampüs sınırları içine almak zorundayız dedi…

3- Hukuk, guguk olmuş bu böyle gidemez diyordu. Şimdi 2018 yılındayız. Objektif şekilde bakınca halâ kalan suçlular adeta sırıtıyor. Bunlar, parlamento ve basın şemsiyesi altındadır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.