Ali Rıza Bey’in Atatürk ‘e öğütü

Bu haber 02 Mart 2017 - 23:52 'de eklendi ve 475 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Atatürk ‘ün evrensel olarak kabul görülmesinde; askeri dehası, devlet adamlığı ve yanında bir düşün adamı olmasının da büyük payı vardır.

Atatürk okuyarak fikirlerini zenginleştirerek bir ulusun kaderini yazmıştır. Yüksek onurlu milletin özgür ve bağımsız ülke olmasını sağlamıştır.

Atatürk’ün hayatı boyunca neler okuduğunu, nasıl okuduğunu ancak, yakın çevresindekilerden ve kendi anılarından öğrenebiliyoruz.

Okuma çağına gelince babası Ali Rıza Bey, “Adam olmak için okumak, öğrenmek şarttır. Başka çaresi yoktur.” sözleriyle, O’nu okumaya özendirmiştir.

Belki de bu sözler, çocuk Mustafa’da okuma ve öğrenme merakının uyanmasında önemli bir etken olmuştur. Daha ilkokul öğrencisi iken, kitap okumayı, sokakta oynamaya yeğlediğini öğreniyoruz.

Askerî Lise’ye devam ederken, dersleri dışında, vatan ve özgürlük kavramlarını işleyen Namık Kemal’in eserlerini Mehmet Emin (Yurdakul) in ve Tevfik Fikret’in şiirlerini durmadan okuyup hatta ezberliyordu. Öte yandan, çok iyi Fransızca bilen arkadaşları yardımıyla, Voltaire, Rousseau, Montesqiue gibi Fransız İhtilâlini hazırlayan düşünürlerin eserlerini okuyor ve fikirleri üzerinde tartışıyorlardı.

Mustafa Kemal, yabancı dil bilmenin gereğini ve değerini daha o zaman anlamış olduğundan, okulda öğretilen Fransızca ile yetinmeyip, yaz tatillerinde Selânik’e gittiğinde, özel kurslarına devam ederek Fransızcasını geliştirmiştir.

Askerî Lise’deki öğrenimi sırasında tarih öğretmeninin, derslerinde, Fransız İhtilâlinden, dünyadaki başka olaylardan ve düşün hareketlerinden söz etmesi, tarihe karşı ilgi ve sevgi uyandırmıştı. Bu ilgi, artarak ömrünün sonuna kadar sürmüştür.

Atatürk bence tarih de ki en büyük düşün  insanıdır..

Tanınmış tarihçi Prof. Enver Ziya Karal der ki: “Atatürk’ün tükenmez enerjisinin ilk aşaması, yetişme tarzında görülür. Kendi çabası ile Fransızca öğrenmiş ve bu dilde yazılmış, askerlik eğitimi ile ilgili olduğu kadar, siyaset, hukuk ve edebiyat üzerine yazılmış eserleri de okumuştur. Atatürk’te okuma, öğrenme merakı hayatı boyunca sürecektir diye belirtir..

1914 Mart’ın da yarbaylığa yükseltilen, daha sonra, Anafartalar Komutanı olarak Çanakkale Savaşlarına katılan Mustafa Kemal, cephede ateş altında bile okumaktan vazgeçmemiştir. Savaşın bütün şiddetiyle sürdüğü günlerde, kendisi ile, görüşen bir gazeteci Mustafa Kemal’in Karargâhtaki odasını anlatırken, “… Masasının üzerinde, Balzac’ın Colonel Chabert’i, Maupassant’ın “Boule de Suif’i, Lavedan’ın “Cervir”i duruyordu. Şüphe yok ki, Paşa, durgun dakikalarının boşluğunu edebiyatla dolduruyor” diyordu. Mustafa Kemal’in yine bu günlerde, yakın arkadaşı Yzb. Ömer Lütfü Bey’in eşine yazdığı bir mektupta, kendisine uğrayacak olan Karargâh Kâtibi’ne, satın alıp getirebilmesi için kitaplar önermesini rica etmektedir. O’nun en güç koşullarda dahi okuduğunun bir başka kanıtıdır.

Mustafa Kemal’in 16. Kolordu Komutanı olarak Doğu Anadolu’da bulunduğu sırada tuttuğu anı defteri (7 Kasım – 25 Aralık 1916)O’nun okuduğu kitapları ve okuma tutkusunu gösteren temel kaynaklardan biridir. Buradaki kayıtlardan, o günlerde felsefe ve Doğu sorunu konularında, örneğin, Ahmet Naim’in, Georges Fonsgrive’den dilimize çevirdiği “Meba-di-i Felsefe”sini, Şehbenderzade Ahmet Hilmi’nin “Allah’ı İnkâr Mümkün Müdür?” okuduğunu görüyoruz.

Atatürk’ün, Kurtuluş Savaşı yıllarında, daha çok İslâm tarihi ile ilgili eserler okuduğu dikkati çekmektedir. 1920 yılı ortalarında, İstanbul Hükûmeti’nin, Kurtuluş Savaşı’nın engellenmesi amacıyla, ayaklandırdığı gerici âsi güçlerin Ankara’ya yaklaştığı ve çoğunluğun korku ve heyecan içinde yaşadığı günlerde, O’nun gayet sakin olduğu ve İslâm tarihi okuduğunu anlatmaktadır.

Karargâhında görevli olarak bulunan Halide Edip (Adıvar), Kurtuluş Savaşı günlerini anlatan romanında, şöyle anlatıyordu; “ …Önünde İslâm tarihinin ilk sayfaları, yani demokrasiye en yakın olan, yirmi dört seneyi ihtiva eden kısmı okuyordu. Emeviye Hükûmeti’nin kudretli nüfuzunu tetkik ederken, belki Ankara’daki din unsurlarını nasıl elde edeceğini düşünüyordu”.17 Prof. Âfetinan da, Kurtuluş Savaşı yıllarında Atatürk’ün bu yöndeki okumalarından bir örneği, Mareşal Fevzi Çakmak’ın tanıklığından vermektedir, “Başkumandan Mustafa Kemal, Sakarya Meydan Muharebesi ile Büyük Taarruz arasındaki zamanda, İslâm tarihi okumaktadır. Her vesile ile rastladığı hocalara bu tarihten sualler sormakta ve umumi efkârı hazırlamaktadır”

Atatürk vatanı düşman istilâsından kurtardıktan ve Türkiye Cumhuriyeti’ni kurduktan sonra, daha yoğun ve daha rahat bir şekilde okumaya koyulmuştur. Artık O, savaş alanlarında kazandığı zaferlerini, kültürel, sosyal, ekonomik alanlarda yapmayı tasarladığı reformlarla sağlam temellere oturtmak istiyordu. Bunun için de yapacağı devrimler üzerinde, öncelikle kendisinin yeterli bilgi edinmesi gerektiğine inanıyordu. Bu nedenle de, o güne kadar okuyamadığı bazı kitapları yurt dışından getirtiyordu. Bunlardan önemli bulduklarını veya bilmediği bir dilde yazılmış olanlarını en kısa zamanda Türkçeye çevirtiyordu.

Atatürk ülkemizin kaderini okuyarak, engin zekası ile inşa etmiştir.

Atatürk en büyük yurt severdir.

Atatürk tarihteki en büyük dehadır.

Atatürk benliğimizde yaşayan en büyük değerdir.

Gelin kitap okuyalım..

Gelin bu ülkenin aydınlık yüzü olalım.

Ali Rıza Bey’in dediği gibi; Adam olmak için okumak, öğrenmek şarttır.

Not: Bir makaleden alıntı ile oluşturduğum köşe yazımdır.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.