M. Ali Köseoğlu’ndan Muğla’yı Okumak

Bu haber 12 Şubat 2019 - 1:37 'de eklendi ve 1.219 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Namık Açıkgöz

 Muğla, kendini yazdıran bir kenttir. Eli kalem tutup da Muğla’da yaşayan ve yazmayan insan pek bulunmaz. Tabii  “nitelikli yazma”dan söz ediyorum. Sallama ve saldım çayıra türü yazmalardan veya bilginin ruhunu yansıtamayan basit derlemelerden söz etmiyorum. Bakan değil gören gözlerden; gördüklerinin farklılığını fark eden ve özgün şekilde yazanlardan yani… Yazmanın getirdiği büyüye kapılıp kalemine her ne gelirse yazanlardan da söz etmiyorum… Bir de şu “yazdıkları insanı kabız edenler” var; onlardan hiç söz etmiyorum.

Muğla ile ilgili ilk okuduğum metin Ertuğrul Aladağ’ın yazdıklarıdır. Kentimin Öyküsü meselâ… Hani şu “kantarın topuzunun Rumlardan tarafa biraz kaydırıldığı” kitap… Bilinçli bir okuyucu için kantarın topuzu mesele olmazdı…  Benim için de olmadı…

Sonra Erman Şahin’in Muğla Yazıları… Ne tatlı anılardı onlar!… Bir şehrin kalp atışlarını yansıtan metinleri bir oturuşta okuyuvermiştim.

Sonra sevgili Özcan Özgür’ün Gadın Molam kitabı çıktı. Onu da bi oturuşta okuduk… Sanki Erman beyin kitabının mütemmimi, yani tamamlayıcısı gibi idi. Şahit olduğu yıllar Erman beyi takip ediyordu.

Ben bir türlü “Süheylâ’ya Muğla Mektupları”nı derleyemediğim için Muğla ile ilgili yazdıklarım gazete yazısı olarak duruyor hâlâ…

Biz tembelliğime devam ede duralım, Muğla Basın İlan Müdürü sevgili kardeşimiz Mehmet Ali Köseoğlu, “kendini yazdıran kent”in yazdırma  cazibesinden kutulamadı ve Muğla ile ilgili denemelerini “Menteşe’deki Muğla” adıyla kitaplaştırdı. Çizgi yayınlarının neşrettiği kitap piyasaya geçen hafta çıktı.

Kitapta 30 deneme var. Yüzeysel bir gözlem, basit bir derleme veya kuru tarih belgelerinden ibaret değil kitap. Muhtevası, üslubu ve metin yapısı itibariyle tam bir deneme türü…

Sevgili Köseoğlu Muğla’ya geleli 3 yıl olmuş. 3 yıldan beri şehre iyi kulak vermiş ve şehrin kalbini iyi dinleyerek Muğla’ya farkındalık katan değerleri gözüne kestirmiş ve bilgisayarın başına ona göre geçmiş.

Dikkatleri güzel. Çünkü nereden ve kimlerden başlayacağı konusunda iyi bir eleme yapmış. İlk başvurduğu kişi rahmetli Ünal Türkeş (1942-30 Eylül 2017). Yani Muğla’nın yakın zamana kadar yaşayan canlı hafızası. Sonra Özcan Özgür ve Nejat Altınsoy’un tespitlerine eğilmiş. Buna Hüseyin Atılgan da eklenince gazeteci katmanı tamamlanmış. Köseoğlu bu katmana fakiri de ekleyerek çemberi tamamlamış. Bu kişiler Muğla’nın  özüne vakıf kişiler olduğu için, Köseoğlu’nun bilgi derleme süreci açısından tuttuğu yöntem doğru; dolayısıyla alacağı sonuç da doğru olacaktır.

Kitaptaki 30 yazıda, Şahidî de var, çay tarımını  Türkiye’ye getiren Zihni Derin (1880-1965) de var, Şemsi Ana da, 9 Şubat 2018günü ölen Serpil (Dağdelen) aba da… Kitaptaki Serpil aba fotosu, belki rahmetlinin son fotosu. Fotoğraftaki duruşu ile Serpil Parkı’ndaki heykelinde elinde çay bardağı ile duruşu aynı.

Muğla’nın sarnıçları, zeytinleri, tarhanası, mimarî özelliği, arastası, yağmurları, zeybek kültürü,  Karabağlar yaylası, gazeteleri ve gazetecileri, çeşmeleri ile bir” Muğla çeşitlemesi” ve daha çok “Muğla güzellemesi”.

Üslubu da iyi sevgili Köseoğlu’nun. Kolay okunuyor; adamı sıkmıyor. Bi oturuşta bitirirsiniz.

Yaaa…. İşte böyle Süheylâ!… Güzel, kendini yazdırınca daha da bir güzel ve daha da bir değerli oluyor. Tıpkı Muğla gibi.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.