Algı Yanılsamaları

Bu haber 17 Mart 2014 - 20:34 'de eklendi ve 1.002 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

NAMIK AÇIKGÖZ 

Türkiye uzun yıllardan beri akıl tutulması yaşadığı için, hiç bir olayın künhüne bakılmaksızın, toplum mühendislerince oluşturulan algılar çerçevesinde düşünüyor.

Tutuklu Gazeteciler Meselesi…

Hatırlayın… Bazı sözde gazeteciler tutuklandığında, Türkiye ve dünya “gazeteciler tutuklanıyor” diye ayağa kaldırılmak istenmişti. Oysa o gazeteci görünümlü şahsiyetlerin büyük bir kısmı, gazeteci oldukları için değil, terör örgütü paralelinde çalıştıkları içindir. Mesela bir Orhan Yılmazkaya. Gazeteciliğe 1994 yılında Sabah Gazetesinde başlayan ve değişik dergilerde de gazetecilik yapan ve 2003 yılında Türk Haamamı adlı bir de kitap yayınlayan Orhan Yılmazkaya. Gündüz külahlı, gece silahlı bir tip. Şayet 2009 yılı Nisan sonunda öldürülmeyip tutuklanabilseydi, onun da gazeteci olduğunu söyleyeceklerdi. Oysa Yılmazkaya, Devrimci Karargâh örgütünün başıydı ve Kuzey Irak’taki PKK kamplarında silah eğitimi almış biriydi. Youtube’a bakın; ne haltlar karıştırdığını göreceksiniz.

Ergenekoncuların Tahliyesi

Şimdi de Ergenekon tahliyelerinde bir yanlış algı üzerinden konuşuluyor. Bu davadan dolayı tutuklu olanlar, mahkemece suçsuz bulunmadı ki… Sadece uzun süren tutuklulukların adalet duygusunu yaralamasının ortadan kaldırılması için tahliye edildiler. “Bizim millet, ‘tahliye’ ile ‘beraat’i karıştırır da, koca koca siyasîler niye karıştırır anlamak zor.” diyecektim; vaz geçtim.

Siyasilerin “tahliye” ile “beraat”i karıştırmasının anlamı açık: siyasî rant!…

Muhalifler “İktidar katilleri bıraktı.” (Bazı tahliyelere seviniyorlar ya, o yüzden sadece katilleri taktılar kafaya.) diye yaygara koparıyorlar. Toplum da “tahliye” ile beraat”in farkını bilmediği için yutuyor tabii.

Arkadaşlar, altını çize çize söyleyelim: Tahliye edilen Ergenekoncular beraat etmemişler; sadece yargılanmak üzere denetimli olarak serbest bırakılmışlardır. “Boru”cuların hesabı görülmeden bu hesap kapatılmaz.

Dindarlara Zulüm Meselesi

2013 Ağustos sonundan beri, cemaat devamlı “Dindarlara zulmediliyor. Bunu 28 Şubatçılar bile yapmadı” diyor.

Arkadaşlar, iktidarla hesaplaşmanız konusunda bir şey diyemem. O kendi aranızdaki bir mesele. İktidarla iş tutarken de haberim yoktu, olayın patlamasından da haberim yok. Ama insaf edin, şu anda kamuoyunu meşgul eden şey, dindarlığınız değil… Kimse kıldığınız namaz, tuttuğunuz oruç, düzenlediğiniz sohbet yüzünden sizi dillerine dolamıyor. Gazetelerde, eskiden olduğu gibi “Falanca yere baskın yapıldı. Şu kadar yeşil seccade, şu kadar tespih ve şu kadar şeriatçı yayın bulundu.” demiyor. Denen ne?… Devletin imkânlarını kendi mensuplarınız arasında paylaşmışsınız. Devletin hiyerarşik yapılanmasının dışında kendinize göre bir yapılanma gerçekleştirmişsiniz. Bu çerçevede devlet yöneticileri dahil pek çok insanı yasal kılıf uydurarak (Kılıfın nasıl uydurulduğunu, Hanefi Avcı kitabında ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.) dinlemişsiniz… İktidarla aranızdaki mesele bu… Dindarlığınız falan değil ki… Hiç dindar olmayan örgütlenmeler de aynı şeyi yapsa, iktidar onların da üzerine gider. Sadece bu iktidar değil, hangi iktidar olsa gider. Devlet şerîk kabul etmez arkadaşlar.

Hasıl-ı kelâm, hiç bir olayı gerçek hüviyetiyle tartışacak kadar cesur değiliz ve tribünlere oynamaktan başka bir amacımız yok.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
emrecan 85 19 Mart 2014 / 00:04

bize hep üniversitelerin ve akademisyenlerin kamuya bilim konusunda önder olduğu empoze edilidi.nolursunuz bu değerli bilgilerinizi bizimle paylaşmaktan bizleri spot ışığı gibi aydınlatan nurunuzdan mahrum etmeyin.aydınlatılmaya açız.