Albayrak ve Doğan’dan müdahillik talebi

Bu haber 27 Nisan 2017 - 1:21 'de eklendi ve 519 kez görüntülendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele 15 Temmuz darbe girişimi gecesi baskın düzenlenmesine ilişkin 3’ü firari 44’ü tutuklu 47 sanığın yargılandığı davanın görülmesine Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Davanın bugün yapılan oturumunda Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ve Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, avukatları aracılığı ile davaya müdahil olmak için dilekçe verdi. Müdahillik talebiyle ilgili kararın cuma günü verilmesi beklenen ara kararda açıklanması bekleniyor.
Kadir Tamer
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Marmaris’te kaldığı otele 15 Temmuz darbe girişimi gecesi baskın düzenlenmesine ilişkin 3’ü firari 44’ü tutuklu 47 sanığın yargılandığı davanın görülmesine Muğla 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Davanın bugün yapılan oturumunda Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ve Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, avukatları aracılığı ile davaya müdahil olmak için dilekçe verdi. Müdahillik talebiyle ilgili kararın cuma günü verilmesi beklenen ara kararda açıklanması bekleniyor.
‘Hulusi Paşa Yönetime El Koydu’
Daha sonra 15 Temmuz’da Imsık Hava Meydan Üs Komutanlığı’nda görevli olan Yarbay Fethi Şahbaz, mahkem de tanık olarak dinlendi. İfadesinde darbeyi televizyondan öğrendiğini belirten Yarbay Fethi Şahbaz, “Bir süre sonrada hazırlanan darbe mesajı geldi. Ankara’yla temas kurmaya çalıştım ancak kimseyle görüşemedim. Ardından Mehmet Şahin ile telefonla görüştüm. Kendisi telefonda bana ‘Hulusi Paşa yönetime el koydu, birlik emniyetinizi alın başka bir şey yapmayın’ dedi. Biz de gerekli önlemleri aldık. Odamda televizyondan haberler izlemeye devam ettim. Saat 04.20’ye kadar kimse ile görüşmedim. Saat 04.24 gibi Yücel Ekizoğlu, telefonuma ‘yakıt ikmali için geliyoruz’ diye mesaj attı. Kısa bir süre sonra Ege Ordu Komutanlığı’ndan ve Ünsal Coşkun telefonla aradı ve gelen helikoptere yakıt vermem istenildi. Daha sonra ben de Bahattin Akgül’ü telefonla aradım ve neler olduğunu sordum, durumu anlattım. O da bana ‘onlar bir şeyler karıştı yakıt verme, kalkışlarına izin verme, dikkatli olun’ dedi. Bunun üzerine ben de arkadaşlarıma gelen helikoptere yakıt vermeyeceğimizi, tankerlerin lastiklerini indirmelerini, bataryaları sökmelerini ve müdahale edeceğimizi söyledim. Bu arada bir de acil müdahale ekibi istedim” dedi.
‘Neye Karıştığınızın Farkında Mısınız?’
İki helikopterin Imsık’a saat 04.42 gibi indiğini belirten Yarbay Şahbaz, ifadesine şöyle devam etti: “Ben o esnada odamdaydım. Fatih Yüzbaşı yanıma gelerek helikopterin indiğini ancak helikopterde bulunanların kendilerini yaklaştırmadıklarını söyledi. Odamdan çıktığımda helikoptere bulunanların çevre güvenliğini sağladığını gördüm. Bir süre sonra helikopter motor susturdu. Zeki Göçmen ve Murat Dağlı, yanıma gelerek helikoptere yakıt istediler. Ben de kendilerine tankerin birinin arızalı olduğunu diğerinin şoförünün dışarıda olduğunu ve gelmesinin biraz zaman alacağını belirterek ikisini odama davet ettim. Sonra daha önceden tanıdığım Yücel Ekizoğlu’na mesaj atarak yanıma gelmesini istedim. Yücel Ekizoğlu, Haydar Murat Özden ile birlikte odama geldiler. Onlara ‘neye karıştığınızın farkında mısınız?’ diyerek televizyonu gösterdim. İzledikleri karşısına şaşkına döndüler. ‘Kendilerine sizi alacağız’ dedim. İkisi de tamam dediler ve itiraz etmediler. Kimsenin haberi olmadan yanlarına refakatçi vererek nizamiyeye gönderdim. Daha sonra dışarı çıktım. Odama Zeki Göçmen ve Murat Dağlı’nın geldiğini öğrendim. Odaya gittiğimde karşılıklı oturuyorlardı. Ben de kendilerine ‘ne yaptığınızı bilmiyorum ama yalvarırım, çocuklarınızın hatırı için vazgeçin’ dedim. Her ikisi de telaşsız bir durumdaydı. Murat Dağlı, bana ne yapmışız ki diye cevap verdi. Televizyonu göstererek, havada uçaklar var sizi düşürecekler havalanmayın dedim. O esnada odaya tanımadığım üzerinde hücum yelekli olan bir kişi geldi. Bu kişi ‘ne oluyor neden gecikti’ diye sorunca Zeki Göçmen, komutanım havada uçaklar var bizi düşürecekler dedi. Bende bunun üzerine bu kişinin rütbeli biri olduğunu anladım. Sonradan bu kişinin Gökhan Sönmezateş olduğunu öğrendim. Zeki Göçmen’in bu sözü üzerine Sönmezateş ‘öyle bir şey olamaz’ diye cevap verdi. Bir ara odamdan dışarı çıktım. Bu esnada Süleyman Yüzbaşı beni telefonla arayarak Gökhan Sönmezateş’in helikopterde bulunanlara jandarma geliyor, çatışmaya hazırlıklı olun diye talimat verdiğini söyledi. Bunun üzerine bende jandarmayı aradım ve durumu anlatarak gerekirse nizamiyeden gelmemelerini bir süre beklemelerini söyledim.”
‘Yanlış Koordinat Verdim’
Gökhan Sönmezateş ile birlikte tankerlerin bulunduğu depoya gittiklerini anlatan Şahbaz, “Depoda çalışanlar vardı. Sönmezateş’e tankerin birinin arızaı olduğunu, diğerinin freni boşaldığı için kullanılamadığını söyledim. Tankerin frenini daha önceden kullanılmaması için biz arızalı hale getirmiştik. Bunun üzerine Sönmezateş, tankere bindi ve çalıştırdı. Hareket ettirmek istedi ancak başarılı olmadı ve tankeri stop ettirdi. Hava aydınlanmak üzereydi. Sönmezateş bana ilk yardım ekibini sordu. Nedeni sorunca bir yaralının olduğunu söyledi bende gerekirse 112’ye haber vereceğimizi söyledim. O ana kadar havada başka bir helikopterin olduğunu bilmiyordum. Ben yaralıyı yere inen helikopterde olabileceğini düşündüm. Sönmezateş havadaki helikopter için meydan koordinatını sordu. Ben yanlış bir koordinat verdim. Sonra bu ortaya çıktı. Bir süre sonra havadaki helikopter piste indi. Helikopterde Davut Uçum’un bulunduğunu öğrenince yanlarına gittim. Davut Uçum’a ‘Ne yapıyorsun daha akıllanmadın mı?’ dedim. O da bana ağlamaklı bir şekilde ‘Komutanım bu şerefsizler bizi kandırdı’ dedi. Bana kalamam artık dedikten sonra helikoptere yöneldi. Ben helikopter kalkmadan önce onları tekrar tekrar uyardım. Marmaris’te bir saldırı olduğunu, Cumhurbaşkanı’nın Marmaris’te bulunduğundan haberim yoktu” dedi.
Duruşma, avukatların ve sanıkların soruları ile devam etti.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.