AKYAKA KARAR VERMELİ

Bu haber 04 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 617 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Geçmişi,
tarihin derinliklerinde saklı olsa da son yılların gözde turizm merkezlerinde
biri, Gökova havzası içerisinde yer alan
Akyaka.

Yazılıp
çizilmeler üzerine, herkesin görmek istemesinden öte yerleşmeye can attığı kıyı
kentidir bu dünya cenneti.

Aslında
anlatmaya kelimeler yetmez.

Ne denli tarife
yeltenseniz de kifayetsiz kalırsınız.

Yüce Yaratan, öylesine özenmiş bezenmiş ki, bir
görenlerin mest olması, gözünü ayıramamasının başkaca açıklaması yok.

İster, Sakartepeden Körfeze bakın, isterseniz
sazlıkların arasından yılan gibi uzanıp denize ulaşan Azmağı.

Yanı sıra Körfezi çepeçevre saran, çam ağırlıklı orman
örtüsü.

Gözünüzü
alamazsınız.

Ayıramazsınız,
dünyanın çok nadir yerinde böylesine bir Panorama hakimdir.

Bu doğallığa, örtüşen yapılaşma da eklenince,
Fransa’nın Cot d’azur, İtalyan Riviera’sının çok daha fevkinde, sayfiye kentine
bürünmüştür.

***

Akyaka’yı cazibe merkezi haline getirenlerin başında,
tartışmasız rahmetli Nail Çakırhan gelir.

Diplomasız mimar
olarak her kesimin haklı takdirini kazanan Çakırhan, Akyaka’nın sembolü haline
gelen bir mimarinin öncüğünü yapmamış olsaydı, belde bugün çok daha farklı
görünüm alırdı.

Belki değil mutlak
surette, belirgin bir özellik ve ayrıntıya sahip olmayan gelişigüzel yapılar,
Akyaka’yı sıradan hale getirirdi.

Onun için,
Çakırhan’ın herkesin örnek aldığı bir mimari yapıyı yerleştirmiş olması,
beldeyi geleceğe gururla uzanabilecek bir konuma eriştirmiştir.

Bu haliyle, belde
sakinleri ve aynı yörenin insanları Akyaka’ya sahip olmanın haklı gururunu
taşımaktadır.

Ancak…

Bu özellik ve
güzellikler, ister istemez bir takım soruları beraberinde getiriyor.

Akyaka, imrenilen bir yapılaşmayı ödün vermeden devam
ettirebilecek mi?

Beldeyi farklı kılan mimari yapı, zaman içerisinde bir
takım güçlerin etkisine girerek, özelliğini yitirir mi?

Kısaca Akyaka, sahip olduğu değerleri koruyan bir
sayfiye beldesi olarak mı kalacak?

Yoksa, birçok turizm beldesi gibi keşmekeşliğe teslim
mi olacak?

İşte şu aşamada başta belediye Başkanı Ahmet Çalca
olmak üzere belediye meclisi, bugünü kurtarmaktan öte Akyaka’nın geleceğe
taşınması için bir takım radikal kararlar zorundalar.

Onlar gelişigüzel turizm faaliyetleri yerine, kalıcı,
özellik arzeden ve tasvip gören bir turizm adına hareket etmeliler.

Aksi halde, turizm
olsun, dolayısıyla bir şekilde para gelsin de nasıl gelirse gelsin zihniyeti
hakim olursa!

Yani Akyaka, bazı
değerlerin sekteye uğramasını göz yumarsa!

Unutulmasın ki
bunun vebali çok ağır olur.

O takdirde değil
başkan, hiç kimse bu sorumluluğun altından kalkamaz.

***

Gözlemlediğimiz
kadarıyla şu sıra, beldenin kanaat önderlerinin kafası karışık.

Bir aklı, beldenin büyümesi, dolayısıyla daha çok
girdi sağlansın diyor.

Bir yanı, gelişim gelişigüzel olursa, dolayısıyla ipin
ucu kaçırılır, geçmişi arar hale gelirsek diyor.

Sonuçta, hiç kimse Akyaka’nın sağlıklı bir şekilde
büyümesinden rahatsız olmaz.

Ana yapı ve mimariyi bozmadan, aşırı yapılaşma ve
doğayı tahrip etmeden gerçekleştirilecek gelişim, beldeyi ebediyete kadar
taşır.

Yok eğer, günü
kurtaralım politikası egemen olur, bir takım güçlerin etkisinde kalarak,
korumak ve kollamak adına belirlenen kriterlerden ödün verilirse, yöneticiler
şunu akıldan çıkarmasınlar.

Gelecek nesil
elbette sizin için okuyacak bir dua bulur!

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.