AKP şimdi samimiyet sınavında

Bu haber 15 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 694 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Dünkü yazımda, “Türkiye karanlıktan aydınlığa mı, aydınlıktan karanlığa mı çıkıyor?” ve “AKP iktidarı güvenoyu mu aldı?” sorularının yanıtını bulmaya çalıştık.
Dün de vurguladığım gibi, ilk sorunun yanıtını Temmuz’da yapılacak genel seçime veya Mayıs’ta yapılabilecek erken genel seçime kadar geçecek sürede aydınlığa mı karanlığa mı çıkıyoruz hep birlikte yaşayıp, göreceğiz…
AKP en büyük sınavını önümüzdeki aylarda verecek. Çünkü AKP kurmayları da biliyorlar ki, sandıktan çıkan yüzde ‘58 Evet’, AKP’nin oyları değil… O oyları AKP’de kalıcı kılmak ta elden kaçırmakta AKP’nin elinde…
Yani dün de vurguladığım gibi Pazar günü “güven oylaması” değil, “Anayasa değişikliği oylaması” yaptık. Asıl güven oylamasını Mayıs veya Temmuz’da yapacağız.
O zamana kadar geçecek sürede AKP’nin “samimi olmadığını” göreceğiz veya “samimi olduğunu” görüp, seçimde oylarımızı ona göre vereceğiz.
 
xx      xx      xx
Doğrusu ben bu günden AKP’ye karşı önyargılı davranmamamız, 12 Eylül 2010 tarihini “milat” kabul edip, geçen 8 yılı elbette yok saymadan, 11, bilemedik 9 ay daha kredi verilmesi gerektiğine inanıyorum…
Kim bilir belki yüzde 58 doğru görmüş, yüzde 42 kuşkulu davranmış olabilir!
Şimdi kuşkuları gidermek AKP iktidarının, kadrolarının görevi…
AKP’nin referandum ile yüklendiği yük oldukça ağır… Bakalım taşıyabilecekler mi?
İzleyip, görelim…
 
xx      xx      xx
Ben referandum sürecinde en çok “Evetçiler” ve “Hayırcılar” diye yeni bir kamplaşmayı yaşar hale gelmenin endişesini yaşadım.
Bu endişem hala geçmiş değil…
Başbakan Erdoğan, Pazar akşamı, 2007 genel seçimi sonunda yaptığı ‘balkon konuşmasının’ bir benzerini yaptı. Pazar akşamı TV ekranlarından Başbakan Erdoğan’ın konuşmasını izlerken, 2007 konuşmasını izlerken duyduğum “takdir ve umut duygularını” yaşadım…
Başbakan Erdoğan geçen üç yılda, 2007 konuşmasına bağlı bir davranış ve tutum içinde olamadı. Ama ben Pazar günü yaptığı konuşma ile “Kaybeden darbeci anlayış” sözüne takılıp kalmadan yine “umutlu” olmak istiyorum.
 
xx      xx      xx
2007 seçiminin sonuçlandığı gün yaptığı balkon konuşmasında “Bu başarı bizi şımartmak yerine omuzlarımızdaki sorumluluğu daha da arttırmıştır. Sizin sandıkta verdiğiniz mesajı anlıyoruz. Kime oy vermiş olursanız olun oylarınız bizim için önemlidir. Tercihlerinize saygı duyuyoruz. Farklı tercihlerinizi demokrasinin gereği olarak görüyoruz. Herkesi bu yeni sayfanın gerekleriyle hareket etmeye davet ediyorum. Ben kimseye kırgın değilim.” diyen Başbakan Erdoğan Pazar günü yaptığı referandum konuşmasında, “Bugün evet diyenler de, hayır diyenler de kazanmıştır. Ben de gerçekten birilerini incittiysem özür diliyorum. Artık geçmişe takılıp kalmadan ileri bakalım” diyerek şöyle devam ediyordu:
“Başımız, alnımız dik olarak diyoruz ki; halk oylamasında milletimizin iradesi tecelli etmiştir. Evet diyenlerin iradesi de hayır diyenlerin iradesi de, sandığa gitmeyenlerin tercihi de saygıya değerdir. Hiç kimsenin bu iradeyi küçümseme, yok sayma, görmezden gelme hakkı yoktur; olamaz.”
Evet, bu sözlerin ardından insan bir kere daha “umutlu” olmak, endişelerin, kuşkuların giderileceğine “inanmak” istiyor…
O nedenle bu günden AKP’ye yüklenmek yanlış olacaktır. Referandum sürecinde anlattıklarını hayata geçirme fırsatı verilmeli…
Çünkü ben bu güzel ülkede yeni bir “kamplaşma” yaşanmamasını diliyorum…
 
xx      xx      xx
Önceki gün internet haber sitelerinde “Kenan Evren yargılansın başvurusu” haberleri uçuştu. Dün de gazetelerde vardı.    
Aralarında BDP Milletvekili Ufuk Uras’ında bulunduğu “Yetmez Ama Evet Platformu” üyeleri başta, ÖDP, BDP, İstanbul Tabip Odası, 78’liler, İHD ve Mazlum-Der,  “12 Eylül darbesini yapan Kenan Evren ve yönetiminin yargılanması” için savcılıklara başvurdu…
Aradan 30 yıl geçti. Yargılanmaları’nın önünün açıldığını söyleyenler var, ama ben yasaların geriye işletilemeyeceği için yargılamanın zor ve hatta mümkün olmadığı kanaatindeyim…
Yargılansalar ne olacak?..
5 generalden 2’si ölmüş, 3’ü 85 yaşın üstünde.
Mümkün olsa asılmalarını ister misiniz?..
Ben istemem. Allah onlara daha çok ömür versin!…
Referandum sürecinde, Anayasa’ya ‘Evet’ denilmesi ile 12 Eylül “zedelerin”, mağdurlarının itibarlarının iade edilmiş olacağı ortaya kondu.
Ben 12 Eylül 1980 mağdurlarından biri olarak iade-i itibar istemiyorum. Çok şükür 12 Eylülcüler vicdanlarda yargılanalı çok oldu ve hepimizin itibarı yerinde…
Gelin bir “Hükümet kararı” ile sadece Kenan Evren ve 4 arkadaşını değil, Kenan Evren’den bu gün üzerinde kıyametler kopardığımız 82 Anayasası’nı yapan Prof. Dr. Orhan  Aldıkaçtı’ya ve Prof. Dr. İhsan Doğramacı’ya kadar tüm 12 Eylülcüleri “itibarsız” ilan edelim…
Gelin Kenan Evren’in adını verildiği yerlerden kazıyın. YÖK’ü kapatın!.. Sendikaların el konulan mal varlıklarını iade edin…
Lafla hesaplaşma olmuyor…
 
xx      xx      xx
Bu gün, “Kürtler ‘ayrılıkçı’ iradelerini ortaya mı koydular?” ve “Yüzde 58 “Evet” ile onaylanan bu Anayasa, Türkiye’nin Anayasası mı?” sorularının yanıtını arayacaktık.
12 Eylülcülerin yargılanmaları için Savcılıklara yapılan başvurulara kayıtsız kalamadım.
Bu soruların yanıtlarını artık yarın arayalım.
 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.