Akillere muhalefet neredeydi? « Hamle Gazetesi

Akillere muhalefet neredeydi?

Bu haber 31 Mayıs 2013 - 0:00 'de eklendi ve 1.160 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Akil İnsanların son durağı Muğla oldu. Önce Muğla il merkezinde Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde, ardından Akyaka’da Yücelen Hotel’de insanları dinlemeye, süreci anlatmaya, karşı düşüncede olanları ikna etmeye çalıştılar.

Keşke anlamaya da çalışsalardı…

Örneğin beni anladıklarını sanmıyorum.

Üniversitede yapılan toplantının açış konuşmasını Başkan Yardımcısı Avni Özgürel yaptı. Özgürel, “Türkiye’de barışı ve huzuru en fazla talep etmesi gereken yer Ege. En fazla şehit vermiş coğrafya. Türkiye Cumhuriyeti’nin inşaasına en fazla zemin oluşturmuş bu topraklar. Burasının karşı çıkması elbette düşünülemezdi. Görüştüğümüz her kademedeki insandan, bunlara şehit aileleri de dahil olmak üzere herkesin, Türkiye’de huzur ile ortak hedefe yürümenin temennisi içinde olduklarını gördük.” diyordu.

Yalan söylüyor.” diyebilir misiniz?

xx        xx        xx

Akillerin son durağı Muğla’da da son durak Bodrum oldu… Bodrum’da da açış konuşmasını Avni Özgürel yapmış. Orada da “Dün Muğla’da, Akyaka’da idik… Oralarda da herkes barışı ve huzuru talep ediyor.” diyebilirdi. Dememiş…

Evet, Egeli, Muğlalı barışı ve huzuru talep ediyor. Savaşı ve huzursuzluğu biz çıkarmadık ki… Bir insanın silahların bırakılmasına, huzurun gelmesine karşı çıkması için aklından zoru olması gerekir.

Akyaka’da Muğla Basını’nın yerel temsilcileri ile buluşmalarında ilk sözü ben aldım. Söze, “Kimsenin silahların bırakılmasına, barışa, huzura, sürece karşı çıktığı yok. Biz süreci anlamaya çalışıyoruz. Marmaris’e gidin bakın, sektörün büyük bölümü Diyarbakırlının elinde. Onlara hiçbir şey denilmedi. Ama ben Diyarbakır’a gidip bir iş yeri açabilir miydim? Silahların bırakılmasını barış olarak niteleyebilir miyiz? Dün benim Kürt arkadaşlarım vardı. Bu gün yok. Silahlar bırakıldı diye hemen arkadaş mı olacağız? Toplumsal algıyı anlatmaya çalışıyorum. Toplumsal barış nerede?

Tatmin edici bir yanıt alamadım. Üstelik beni anladıklarını sanmıyorum…

Doğrusu önümüzdeki günlerde Başbakan Erdoğan’ın önüne koyacakları raporda Muğla’ya dair ne yazılacak çok merak ediyorum…

xx        xx        xx

Meslektaşlarımdan Temel Irmak, “Savaşı biz çıkarmadık. Elektrik her yerde özelleştirildi. Doğu’da özelleştirilmedi. Elektrik parası, vergi ödedikleri yok. Ben Lazım. Biz de Lazistan mı diyelim, dağa mı çıkalım?” diyordu. Temel’i de anladıklarını sanmıyorum. Yanıtı Fadime ÖztürkYok, herkes vergisini, elektrik parasını ödüyor.” diye geçiştirdi. Benim soruma da, “Doğu illeri şu anda yatırım bekliyor. Ciddi işsizlik var. Gidin istediğiniz yatırımı yapın.” diye veren Öztürk’e, “Doğu’ya ciddi teşvikler yapıldı. Parayı alan fabrika kuracağına, tarımı, hayvancılığı geliştireceğine geldi Marmaris’te turizm yatırımı yaptı.” demem üzerine “Eh öyle bir yanlış da oldu.” demekle yetindi…

xx        xx        xx

Bir güzel soru da Mustafa İnci arkadaşımdan geldi; “Şemdinli’de PKK bayrağı asılsaydı silahlar bırakılır mıydı? Silahlar bırakıldı bundan sonra ne olacak?

Sadece bizlerin değil, Akil İnsanların da kafaları karışık… Bundan sonra ne olacak sorusuna Baskın Oran, “Silahların bırakılması birinci evre. İkinci evrede reformların yapılması lazım. Ademi merkeziyetçi reformlar yapmalıyız. Ama kuşkularım var…” diye yanıt veriyordu.

İşin garip yanı, ikna veya “tebliğ” turlarının sonuna gelmişler, birbirleri ile söz birliği içine de girememişlerdi. Baskın Oran bu güne kadar “Kürt kimliğinin hep inkâr edildiğini, savaşın bundan çıktığını” belirtirken, Başbakan Erdoğan sayesinde inkarın sona erdiğini ve bunun üzerine PKK’nın silah bırakması sonucu sürecin başladığını söylüyordu.

Buna karşılık bir meslektaşımın sorusuna yanıt verirken Yeni Akit Yazarı Hasan Karakaya ise “O gün PKK bayrağı asılsaydı, silahlar bırakılmazdı. Şemdinli halkı PKK’ya destek vermedi.” diyordu!

Bu bir çelişki değil mi diye sormaya kalktığımda, moderatör Fuat Keyman toplantının sona erdiğini açıklayıverdi!

xx        xx        xx

Tabi bizleri asıl düşündüren bir başka soru üzerine Baskın Oran’ın “Hem Türkiye güçleniyor, hem Kürtler güçleniyor. Gelecekte bölgede Kürtler önemli aktör olacak. 10, 15 yıl sonra başka bir şey olabilir. O silahlı savaş değil, ekonomik savaştır.” demiş olmasıydı. Düşündürücü bulduk. Anlayamadık.

Zaten galiba onlarda bizi anlamadılar…

Ama ben onları bir noktada anladım. Bir soru üzerine Baskın Oran30 yıl süren savaşta Türkiye bölünmedi de, barışta mı bölünecek?” sorusunu soruyordu.

İşte bu sözleri anladım. Merak etmeyelim, Türkiye bölünmez…

xx        xx        xx

O gün Akyaka’da beni asıl düşündüren ise şu oldu:

Akyaka’da yerel basınla yapılan toplantıya gazeteciler il genelinde davet edilmiş. Çoğunluk Marmaris’ten gelen meslektaşlarımızdaydı… Biz de fena değildik, ama Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ünal Türkeş, cemiyet yöneticilerinden başta Süleyman Akbulut ve Kadir Tamer olmak üzere kimse katılmamıştı. Cem Kaytan ile mesleğimize yeni “ivme” kazandıran Kenan Gürbüz de yoktu. Kendimizi yalnız hissettik!

Biz yerel gazetecilerin dışında 56 meslek odasına ve sivil toplum örgütüne çağrı çıkarılmıştı. Bunlardan 25’i yanıt vermiş “2’şer kişi ile temsil edileceklerini” bildirmişler. Yücelen Hotel’e 50 kişi beklenirken, 16 kişi gelmiş ve onlarında 2’si Muğlalı imiş!

Gelmeyenler arasında MUTSO Başkanı Bülent Karakuş da vardı. Akyaka’da yapılan toplantının daha önce MUTSO’da yapılacağı duyurulmuştu. Belki değişikliğe tepki göstermiştir, bilemiyoruz. Anlayamadık…

xx        xx        xx

Muğla’nın gerçekten, gerçek anlamda sosyolojik araştırmaya ihtiyacı var!

Akil İnsanlar listesi açıklandığında kıyametler kopmuştu. Akyaka’da o gün gözlerim Muğla’da kıyameti koparanları aradı…

TGB’li, ADD’li protestocular ile birlikte CHP’li İl Genel Meclisi Üyesi ADD Muğla Şube Başkanı Burak Erbay, CHP eski İl Başkanı Süleyman Uslu, CHP Kadın Kolları Başkanı Belkıs Bozacı, CHP eski Kadın Kolları Başkanlarından Av. Sevinç Göçügenci oradaydı. Üstelik 56 kişi beklenirken, 16 kişi geldiğinden mi ne Akil İnsanlar otel kapısında protesto edenlerden 10 temsilci alabileceklerini duyurmuşlar ve karşılarında anlayan olmasa da Uslu ile Bozacı, Göçügenci’nin içinde bulunduğu 10 CHP’li içeriye girip meramlarını anlatmaya çalışma imkanı bulabilmişlerdi…

Ama CHP İl Başkanı Mustafa Öztürk ile MHP İl Başkanı Mehmet Korkmaz başta mangalda kül bırakmayanlar ortalıkta yoktu!

Yoksa gelmeyenler gelmeyerek karşı duruş mu sergilemişlerdi? Eğer öyle ise tavşan dağa küsmüş, dağın umurunda mı?!!

xx        xx        xx

Ben mi? Ben süreci kerhen destekliyorum… Nejat Altınsoy arkadaşım, bu konudaki yazısını “Barışa bir şans tanıyalım.” diye nokta koymuş. Aynı kanaatteyim, barışa bir şans tanıyalım…

Ama Baskın Oran’ın da dediği gibi kuşkularım var. Reformlar yapılırken ağalık tasfiye edilebilecek mi? Aşiret düzeni “folklorik” bir yapıya dönüştürülebilecek mi? Süreç bu toprağın karşı karşıya getirilen insanlarına mı, İsrail’e mi yarayacak? Bu soruları soramadık. Fırsat olsa muhtemelen geçiştirilirdi!

Gerçi O’nunki ile bizimki farklı olabilir, ama umarım Baskın Oran’ın da bizim de kuşkularımız boşunadır…

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.