Akıl Defterinden Notlar

Bu haber 26 Ocak 2013 - 20:16 'de eklendi ve 1.134 kez görüntülendi.
Dr. Gülten Şimşekgultensimsek@hamlegazetesi.com.tr
Bakış

Nehirler akarken vadilerden süzülerek giderler. Arada sert kayalara çarparlar. Çarpsalar da sert kayaları açıp amaçlarına ulaşırlar. Kaldı ki debisi yüksek bir nehir yıkılamaz bir güçtür..

Biz hekimler sadece hekimlik yapmakla kalmıyoruz..

Başka alanlarda da üretkenliklerimiz oluyor..

Mesela ben edebiyatı seviyorum ve  içimde patlamaya hazır bir  volkan var sanki..

Hekimlik olduğu kadar yazar kimliğini de benimsemiş durumdayım..

En güzeli de edebiyatla hekimlik kimliğini harmanlayıp ortaya bir değer koyabilmektir. Yarabbim bana değer kattıkça katmışsın. Sana müteşekkirim. Ve senin varlığına sonsuz inanç duyuyorum..

Boş çuval ayakta durur mu? Durmaz. Çuvalın ayakta durması için dolu olmalıdır..

Benim birikimimde saman değil. Oldukça insani değerler ve bunların yanında bilgi..

P style=”MARGIN: 0cm 0cm 0pt” class=MsoNormal>En çokta yazarlık kimliği için dolu çuval gereklidir.. Bende de ara ara volkandan lav fışkırması gibi edebi yazılar ortaya çıkmakta.

Galiba edebiyat içimde bir sevda..

Edebiyatta yazım dilinin evrensel ve harflerle hayat bulduğunu, düşüncelerin, duyguların ve dolayısıyla hayal aleminin kapılarının istisnasız tüm okurlara açık olma işidir..

Edebiyat insan olmanın gereği olarak bize bahşedilmiş yüreklere dokunma işidir.

Edebiyat ayrıca gönüllere taht kurma işidir.

Edebiyat toplumsal nabzı tutma işidir.

Edebiyat sanattan beslenir..

Edebiyat duygudan beslenir.

Edebiyat gözlemden beslenir..

Edebiyat gönül işi, sevda işidir.. Belki de en büyülü AŞK’tır..

Edebiyat naiflik ister. Hoyrat ve acımasız bir dil edebiyatta yaşayamaz.. Çünkü edebiyatın hamuru duygu ile yoğrulmuştur..

Tutkuyla bağlıyım ‘EDEBİYAT’A..

Hekimlik kadar  beni besleyen ve içimde coşan çok yönlülüğüm..

Ben böyleyim ve benim gibi çok yönlülük sergileyen başka hekimlerde var..

Bazıları tıp öğrencisi iken farklı yönlere doğru yürüdüler..

Bu konuda bir örnek vermek gerekli ise; DR Yasemin Bradley ( Özdemir) benim Dokuz Eylül Tıp Fakültesinden arkadaşım..

( Hepiniz görsel medyadan aşinasınız ve sağlıklı yaşam ve beslenme önerilerini dinliyorsunuz…)

O’nunla İnciraltı Atatürk Öğrenci Yurdu’nda kaldık. Dr. Yasemin Bradley ile bizim yurttaki öğrenci odamız karşılıklıydı.. Yurtta ben yaklaşık 1 yıl kaldım ve sonra ayrıldım.

Bu yurt 1970 yılında Akdeniz Oyunlarının İzmir’e kazandırdığı tesislerdi ve Dokuz Eylül Üniv. ne devredilmiş ve üniversitede öğrencileri için yurt olarak kullanıyordu. Deniz kenarında ve körfezi kucaklayan bir manzarası vardı..

Dr. Yasemin Bradley sanırım 5. sınıfta, TRT’nin açtığı sınava girdi ve kazandı.. İntörnlükte çok sık göremedim ve mezun olur olmaz da hekimlik mesleğini yaşamadan, görsel medyanın içine girdi.. Hatta Kanal D ana haber bültenini bile sundu. Müzik programları yaptı.. Geliştirdiği İngilizcesi ile kitap çevirileri yapıyor.. Prodüktörlük eğitimi aldı.. Derken, hekimlik mesleğinin yan dalı diyelim beslenme danışmanlığı yapıyor.. Ben kendisini çok takdir ediyorum.. Başarılarının duacısıyım..

Ne diyelim. Biz hekimler, Allah vergisi sanırım çok yönlülük sergileyebiliyoruz.. Ben de her hekim arkadaşımın yetenekleri yönünde kendi meslekleri dışında da değer yaratmalarını gönülden destekliyorum.. Unutulmamalıdır ki hiçbir meslek başkalarının tekelinde değildir.

AKIL DEFTERİNDEN NOTLAR (Mümin Sekman ‘dan )

Üniversite yıllarımdan beri düzenli olarak yaptığım gündelik entellektüel faaliyetlerimden biri, her gün aklımdan geçen düşünceleri not etmek. Adeta, kendime sekreterlik yapıyorum!

Yıllar önce fark ettim ki, aklımdan her gün binlerce düşünce geçiyordu ve onların içinden en kaliteli olanları yakalamak için hiçbir şey yapmıyordum

Bir gün bu düşünceleri değerlendirmeye karar verdim. Beynimde akan düşünce ırmaklarının üzerine, akıl barajları kuracaktım. O tarihten sonra geçen yıllar içinde, düzenli olarak düşüncelerimi not aldım. Hobi olarak başlayan şey, kariyere ve yaşam biçimine dönüştü.

İsterdim ki, her insan bir yandan gündelik hayatını sürdürürken, bir yandan da gün içinde aklına gelen güzel fikir, cümle veya tespitleri not alsın. Kendi aklından geçen kaliteli fikirleri kaydetsin. Bu notlarını bir ömür boyu biriktirsin.

İnsanlar bu notları iki şekilde değerlendirebilir.
1. Yıllar sonra bu notları okuyarak, aklının gelişim evrelerini izleyebilir.
2. Bu “Akıl defteri”ni bir kitap gibi bastırıp, çocuklarına ve akrabalarına hediye edebilir. Baskı teknikleri o kadar gelişti ki, herhangi bir metni, bir kitap gibi, küçük bir bedel karşılığında, 10 adet bile bastırmak artık mümkün.
Bence herkes çocuğuna böyle bir “entellektüel miras” bırakmalı.
Burada önemli olan, o kişinin bir kitap yazmış olması değil, fikirlerini kitap gibi kalıcı hale getirmesi. Kişi 10 adet de bastırabilir, önemli olan baskı sayısı değil, içindeki düşüncelerin sayısı ve yaşanmışlığı.
Böyle bir çalışmanın kapağındaki üst başlık şöyle olmalı: “Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şeyler var!”

Unutmayın kültür, biriktirmek ve kaydetmek demektir.
Düşünce tarihi de bu düşünceyi doğrular. Dünyadan binlerce düşünen insan geçti ama biz bugün felsefeyi Antik Yunandan başlatıyoruz. O dönemde dünyanın başka yerinde, kimse düşünmüyor muydu? Elbette düşünüyorlardı ama sorun şu ki, sadece düşünüyorlardı!
Antik Yunan devletlerinde yaşayanlar, düşünmekle kalmıyor, düşündüklerini yazıyla kayda geçiriyor, düşünce biriktiriyor, böylece bir sonraki kuşağın üzerine basıp daha yükseğe ulaşabileceği zemini oluşturuyorlardı. Platonun yazıları, Aristo’nun düşünme zeminini oluşturuyordu. Aristo’nun yazıları ise bir sonraki kuşağın.
Unutmayın, kültür biriktirmek ve kaydetmek demektir.
Günlük olarak aklınızdan geçenleri kaydetmekle insanlık tarihine katkıda bulunamasanız bile, aile tarihinize katkıda bulunabilirsiniz..
Bazı insanlar hayatın içinden basıp geçer iz bırakır, bazı insanların içinden de hayat yakıp geçer is bırakır.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.