Âkif’in Dostu Milas Müftüsü

Bu haber 07 Nisan 2015 - 0:16 'de eklendi ve 1.483 kez görüntülendi.
Namık Açıkgöznamikacikgoz@gmail.com

Mehmet Âkif Ersoy, “Cânı cânânı bütün varımı alsında Hüda/Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüda” dedikten birkaç sene sonra, çok sevdiği ve İstiklal Marşı’nı yazdığı bu ülkeden ayrılmak zorunda bırakılarak Mısır’a yerleşir. Çocukları Türkiye’de kalmıştır. Onlarla mektuplaşır. O mektuplardan bazıları, kızı Suad, damadı Ahmed Bey’e hitaben yazılmıştır ve bazı mektupları, kızının ve damadının Milas’ta bulunduğu yıllara denk gelir. O mektuplarında, Milas’taki sıtma salgınından söz ederken, öbür yandan müftü Mehmed Sadık Efendi’den söz eder.

Âkif’in bahsettiği bu Mehmet Sâdık Efendi kimdir?

Muğla ve ilçeleri ile ilgili biyografik bilgilerde el kitabımız olan ve Ali Rıza Hakses tarafından 6 Aralık 1940 günü yazımı bitirilen kitaba, yani “Muğla-Menteşe Büyükleri” adlı kitabın daktilo nüshasına bakıyoruz hemen.

Bu kitabın 170. sayfasında Mehmed Sâdık Efendi, “Âlim, Müfti, Müellif” başlığı ile kayıtlıdır ve soyadı kanunu çıkınca “Oğuz” soyadını almıştır.

Tahsil hayatının bir kısmı İstanbul’da Fatih medreselerinde geçen Mehmet Sâdık, Milaslı Müezzinzade Durmuş Ali Efendi’nin oğludur ve Hicri 1290/Miladi 1872 yılında Milas’ta doğmuştur. Tahsilinin bir kısmını Milas ve civarında yaptıktan sonra, zamanın büyük âlimlerinden ders almak üzere İstanbul’a gitmiş ve gene bir Muğlalı olan Fatih Dersiâmlarından Ali Rıza Efendi’den ders alarak yüksek tahsilini H. 1318/M.1902-1903’te tamamlamış; aynı yıl Milas’a müderris olarak; Teşrin-i Evvel 1327 (Ekim-Kasım 1911)’de ise müftü olarak atanmıştır. Onun Ağa Camii müderrisliği ve Cami’-i Kebir vâizliği yaptığı ve aynı zamanda hâfız olduğu kitaplarının kapağında yazılıdır.

Mehmed Sâdık Efendi, sıradan bir müftü ve müderris olmayıp aynı zamanda eli kalem tutan biridir de. O zamanlara göre daha da taşra olan Milas’ta, kitap yazarak halka bilgisini aktarma yoluna da gitmiştir. Şahsî kütüphanemde de mevcut olan kitapları şunlardır:

  • Cihâd-ı Ekber (Ahkâm-ı Siyasiyye ve Ahvâl-i İctima’iyye-i İslamiyyeden Bâhistir), İstanbul 1342/1925,
  • Vezâ’if-i Mühimme-i İslâmiyye, İstanbul, 11 Ramazan 1330/24 Ağustos 1912, ( 3. Cildi İzmir Mîzânü’l-Hukûk matbaasında 1329/1911’de basılmıştır.)
  • Mevâ’iz-i Diniyye ve Fevâ’id-i İslâmiyye Mecmuası (4 cild), İstanbul 1328/1910. Mehmed Sâdık Efendi, medrese tahsili görüp dinî bilgilerle mücehhez olmuşsa da, devrinin sosyal ve siyasal olaylarını sadce dini açıdan değil siyaset ve sosyoloji açılarından da analiz ederek dönemine ışık tutmuştur. Zaten Mevâ’iz-i Diniyye ve Cihâd-ı Ekber kitaplarının alt başlığı “Ahkâm-ı Siyasiyye ve Ahvâl-i İctimaiyye-i İslamiyye”dir; yani “Siyasî hükümler ve İslam’ın toplumsal durumları”dır. Mesela Mehmed Sâdık Efendi, 1925’te yazdığı Cihâd-ı Ekber’in ilk cildinin başında, İmparatorluktan cumhuriyete evrimle konusunu işler. Mevâ’iz-i Diniyye’deki bir kısımda da İslam toplumlarında örf ve âdet konusunun nasıl değerlendirileceğine işaret eder ve İslâm’la uyum gösteren örf ve adetlerin uygulanabileceği hükmünü verir.

Mehmed Sâdık Efendi, Osmanlı’nın son zamanı; cumhuriyetin ilk yılları aydınlarından olduğu için, geçiş dönemine dair düşüncellerini öğrenip değerlendirmek şarttır.

Kısa yazı hacmine pek çok bilgi sığdırmak mümkün değil. Şimdi ilimizde bir İlahiyat Fakültesi de var; inşallah Mehmed Sâdık Efendi’nin kitapları, fakülte mensuplarınca bilimsel olarak değerlendirilir.

Keşke Mehmed Sâdık Efendi (1940’larda sağ)’nin çocukları (Tıp mesleği icra eden Veliyüddin, Alaaddin, Salahaddin adlı oğulları ve 3 kızı)’ndan hayatta olanlarla ve torunlarıyla irtibata geçebilsek.

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
H.Erol GÖKÇE 09 Nisan 2015 / 11:13

Hocam Bu bilgiler için çok teşekkürler.Ali Rıza Hakses ‘in “Muğla-Menteşe Büyükleri” kitabı elimde omasına rağmen, M.Akif’le bağlantısını bilmiyordum. Tekrar Yürekten çok teşekkürler.