Akça’dan Şenlik Eleştirisi

Bu haber 10 Ekim 2016 - 0:01 'de eklendi ve 1.071 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Muğla Büyükşehir Belediyesi Grup Başkanvekili ve aynı zamanda Menteşe Belediye Meclis Üyesi Av. Gültekin AkçaTürkiye’nin en kaliteli çam balının üretildiği Menteşe’de düzenlenen festivalde, çam balının adının bile geçmemesi düşündürücü” demiş.

Haklı, ama tartışılır…

Şenliğin ikinci gününde bu köşede “Biz Yeni Menteşeliler” başlığı ile çıkan yazımda şenlik için “Aşure gibi…” demiştim.

Menteşe Belediyesi bu şenliği “aşure gibi” düzenlemeye devam edecekse, şenlikte “çam balı” adının bile geçmemesi büyük eksikliktir…

 

xx           xx           xx

Gazetelerde haberin başlığı “Akça’dan Kültür ve Sanat Şenliği Eleştirisi” şeklinde çıktı, ama AK Partili Meclis Üyesi Akça önerilerde de bulunmuş. Akça basına yaptığı açıklamada “Şenliğin bir amacı ve sonuçları olmalı.” ifadesinde bulunmuş.

Önemli bir ifade…

Şenliğin Erman Şahin zamanında, Orhan Çakır zamanında, Osman Gürün zamanında amacı neydi? Sonuca ulaşıldı mı?

Amaç belirlendi ve sonuca ulaşıldı ise mesele yok. Amaç belirlendi ve sonuca ulaşılmadı ise “İki yıldır siz niye yapıyorsunuz?” diye sorarlar!

Üstelik MuğlaBüyükşehir” statüsüne geçmiş ve bu nedenle köy ve beldeler mahalle olmuş durumda. Bu duruma dikkat çeken Akça da “Büyükşehir süreciyle birlikte Menteşe İlçesinin hem coğrafi sınırları büyüdü hem de hitap ettiği alan büyüdü. Buna rağmen şenlik aynı içerikle, aynı hedef kitleye hitap etmeye devam ediyor. Sadece yapmış olmak için şenlik yapılmamalı. Yapılan şenlikle hedeflenen amaca ulaşıldı mı?” diye soruyor.

 

xx           xx           xx

İçerik ayrı tartışma konusu da doğrusu şeklen bir değişiklikte yarar var.

Bu konuyu “Kültür Kenti Milas Mı Muğla Mı?” başlığı altında bir sonraki yazımda ele alırız.

AK Parti Muğla Büyükşehir Belediyesi Grup Başkanvekili ve Menteşe Belediye Meclis Üyesi Av. Gültekin Akça, Menteşe Belediyesi’nce ikincisi düzenlenen Menteşe Kültür ve Sanat Şenliği değerlendirmesinde çok önemli sorular sorup, önerilerde bulunmuş.

Her biri bir yazı konusu olabilir. İşte önerilerden biri:

Muğla kavunu ise sadece Menteşe’nin Karabağlar yaylası ile sınırlı bir tarım ürünü olma özelliği taşıyor. Oysa Muğla kavununu Menteşe’nin diğer bölgelerine de yayarak hem marka değeri yükseltilmeli, hem de alternatif bir tarım ürünü haline getirilmeli.

Rengi, tadı, aroması, kokusu ve en çok da dayanıklılığı ile ünlü ve değerli kavunumuzun adı “Paris Kavunu”dur. Akça’yı “Paris Kavunu” dememiş diye eleştirecek değilim. Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün bile hala “Paris Düğleği” diyor. Keyfoturağı’nda yapılan Kavun Yarışı’nda da öyle demiş.

Muğlalı keleğe, daha doğrusu ermemiş, olgunlaşmamış kavuna “düğlek” der…

 

 xx          xx           xx

Karabağlar Yaylası’nı ve yaylada geleneksel yaşamı çok iyi bilmeme rağmen “Paris Kavunu” sadece bize, Muğla’ya özgü bir tür mü derseniz ukalalık edemem. Benden daha yaylalılara sormak lazım…

Belediyelerimizin sponsorluğunda Muğla üzerine ve en son Karabağlar Yaylası üzerine kitaplar yazmış olan MSK Üniversitesi öğretim üyelerinden Ali Abbas Çınar’a sorsak olur mu bilemiyorum!

Çınar’a hazır kavunu sormuşken, bizim Muğla şivesi ile “Belece” dediğimiz “Beylerce” üzümünü de sorabilir miyiz diyeceğim, ama geçenlerde bir yaylalı “Eski bağla bozuldu, belece galmadı. Sen heç bazarda belece görüpdurumun” dedi.

Seneler oldu görmüyorum… Galiba kesiklerdeki ağaçlara asma olarak tırmanıp, yurtların doğal perdesini oluşturan kara dimrit üzümü de kalmadı…

 

xx           xx           xx

Belki de yaylayı kitaplarda anlatan Ali Abbas Çınar’a sormamak lazım.

Çünkü O’nun da yaylalığı bir yana Muğlalılığı bile öğretim üyeliğinden kaynaklı… İmtihan eder gibi O’na sormak ayıp olur.

Ama o kadar da değil, Ali Abbas Çınar en azından Karabağlar Yaylasını Geliştirme ve Güzelleştirme Derneği’nin kurucusunun Osman Gürün olduğunu biliyordur.

Senelerdir derneğin tek kalıcı etkinliği kavun yarışı düzenlemek oldu. Olsun… Hiç değilse bu sayede kavunumuz korunabildi… Bu nedenle Başkan Gürün’e teşekkür etmemiz gerekiyor. Keşke derneğin kurulduğu yıllarda “Paris Kavunu” yarıştırılırken “Beylerce Üzümü” de yarıştırılsaymış… Tabi bunun için Başkan Gürün’ü eleştiremeyiz. Her şeyi O düşünecek değil ya… (!)

 

xx           xx           xx

Gültekin Akça’nın yukarıda paylaştığımız “Muğla kavunu ise sadece Menteşe’nin Karabağlar yaylası ile sınırlı bir tarım ürünü olma özelliği taşıyor. Oysa Muğla kavununu Menteşe’nin diğer bölgelerine de yayarak hem marka değeri yükseltilmeli, hem de alternatif bir tarım ürünü haline getirilmeli.” şeklindeki sözleri önemli.

Ne yalan söyleyeyim bunu bende düşünememişim. Senelerdir Karabağlar Yaylası ve Kavun Yarışması üzerine yazarım, ama o “Paris Kavunu”nun “ekonomik değerinin ne olacağı” sorusuna parmak basmamışım.

Elbette Paris Kavunu yetiştirip, az da olsa para kazanan yaylalılarımız da var. “Arap Atı” yetiştirir gibi zevkine Paris Kavunu yetiştiren yaylalılarımızın varlığı da bir gerçek.

Paris Kavunu ise dayanıklılığı ile Muğla dışındaki bütün AVM’lerin reyonlarında yer alabilecek bir ürün.

Bu ürün Akça’nın dediği gibi üretimi yayla ile sınırlı bir bostan ürünü olmamalı. Menteşe’nin uygun öteki mahallelerinde de yetiştirilmeli… Yetiştirilmesi teşvik edilmeli.

Bodrum Ticaret Odası Bodrum’un ünlü mandalina bahçelerini ayağa kaldırmakla kalmadı. Mandalina ihraç etmekle, suyunu şişelemekle yetinmedi, kolonyasını da üretti. Losyon gibi… Paris Kavunu’nun parfümü neden olmasın?

 

xx           xx           xx

Türkiye’nin en kaliteli çam balının üretildiği Menteşe de düzenlenen Şenlikte çam balının adının bile geçmemesini düşündürücü bulan AK Parti Muğla Büyükşehir Belediyesi Grup Başkanvekili ve Menteşe Belediyesi Meclis Üyesi Av. Gültekin Akça bu konuda şunları söylemiş:

Bizim önerimiz, çam balı, kavun ve zeytin gibi ön plana çıkan tarım ürünlerinin marka değerlerinin yükseltilmesi ve farklı bölgelerde üretiminin teşvik edilmesidir.

Ayrıca, tarım ürünleri yerel yönetimler tarafından düzenlenecek tarım festivalleri ile tanıtılmalı. Bu bağlamda mevcut festivalin kapsamı genişletilmeli ve tarım ürünlerinin tanıtımına daha fazla yer verilmeli. Bundan sonra düzenlenecek olan festivallerde Muğla Çam balı ön plana çıkartılmalı ya da sadece çam balı ile ilgili bir festival düzenlenerek çam balının tüm yerel yönetimlerin ve STK’ların desteği ile markalaştırılması süreci hayata geçirilmeli” eleştirisinde bulundu.

Akça farkında mı bilmem; Karabağlar Yaylası girişine büyük bir dilimi kesilmiş, içi görünen Paris Kavunu heykelini kondurmak akıl edildi de…

Şehir girişine Menteşe Evleri’nin oradaki akıllı kavşağın orta yerine üzerinde arı bulunan, balı yerlere akan irice bir petek heykeli kondurama akıl edilemedi…

 

xx           xx           xx

Akça’nın eleştirilerini, önerilerini dinleyen, dikkate alan olur mu bilmiyorum. Ancak muhataplarının benim yazılarımı iplemediklerini biliyorum. Belki de Akça’ya daha kibar davranıp, “Arkadaş bu meseleleri basının diline neden veriyorsun ki, bunları mecliste de anlatabilirdin” derler mi onu da bilemem.

Bildiğim arı ve arı ürünleri için ayrı bir etkinlik çam balına yakışır.

Gültekin Akça’ya da teşekkür ediyorum. İnsanın yalnız olmadığını hissetmesi güzel…

—————————

Günün Sözü:

Okumayan için hiçbir kitap yazılmamış, dinlemeyen için hiçbir söz söylenmiştir.

Hz. Şems

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI
MURAT YAŞYERLİ 10 Ekim 2016 / 09:19

İyi günler,
Şenlik iyi mi oldu? amacına ulaştı mı bilemiyorum?
Benim bilmek istediğim şu: Aylin Karaca Kavşağı Hastane arası yol ne zaman açılacak?
1,5 ayı geçti.!….
Herkese kolay gelsin