Akbük’ün hepbirlikte içine ettik!

Bu haber 09 Nisan 2019 - 0:54 'de eklendi ve 2.210 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Bugün AK Parti‘nin ilçelerde aldığı başarılı sonuçların neden Büyükşehir seçimine de yansıtılamadığını ele alacaktık. Hafta sonunda Gökova Körfezi‘nde, Akbük Koyu‘nda öyle bir katliam yaşandı ki, bu vahşet gündemin manşeti oldu… Tabi 31 Mart Yerel Seçimlerini noktalamış da değiliz. Yarın devam ederiz…

Katliamı sosyal medya hesabımdan “Yeter artık” diye duyurdum. Katliam duyurusu ve tepkimde “Büyükşehir ile Milas ve Menteşe’yi yeniden CHP’li başkanlar kazandı, ama bügün Akbük’te katliam vardı…” diyerek, şu ifadelere yer verdim:

Akbük Sahili’ndeki ağaçların ve yeşil dokunun katledilmesinden kim sorumlu? Valilik’ten orayı İHALE ile aldığını söyleyen DERNEK, ihale ile sahilin mülkiyetini mi aldı? Valilik oradan üç kuruş paraya tamah ettiği için katliama göz mü yumdu? Vatandaş yazın onların gölgesinde oturuyordu… Ağaçlar gölgesi  SATILAMADIĞI için mi kesildi? Muğla kıyılarına, koylarına koruma iddiasında bulunan Büyükşehir Belediyesi, eğer ortada bir Valilik ihalesi varsa o ihaleye girip, o cennet kıyıları KORUMASI altına alamaz mıydı?

xx           xx           xx

Hala şaşkınlık içindeyim… Paylaşımımın altına yorumda bulunanlardan katliama tepki gösterenler kadar da bana tepki gösterenler çıktı! Onlardan biri, Yerkesikli bir hemşerimiz “Sayın Özcan Belediye vs derseniz hedef şaşırtmış olursunuz. Bu herşeyi para olarak gören zihniyetin ve vijdansızların halt yemesidir. Kamuoyu bunun takipçisi olacaktır.” dedi. Ben de “.. bey hiç hedef şaşırtmak gibi niyetim yok… Çünkü ben kesmedim… Bir daha okuyun, ben hedefime Valiliği, Büyükşehir’i ve oradaki Derneği koydum… Kamuoyuna gelince, hep takipteler… İsterseniz, ben de kamuoyuna bırakayım…” diye karşılık verdim. “Nurhayat Agacci” adında sosyal medya kullanıcısı da “Beyler kamu oyu ne işe yarıyor elimiz bağlı seyretmekten başka.” diye araya girdi. Adı bende kişi de “Nurhayat Agacci kamuoyu bunu takip edince yöneticiler ve karar vericiler üzerinde baskı ve dolayısıyla kısa zamanda sonuca ulaşmasını sağlar.” ifadesinde bulundu. Güldüm…

xx           xx           xx

Ahmet Degirmenci adında bir başka fanatik te “CHP Büyükşehir belediyesini suçlamadan önce.

1-Valilikten bilgi almalısınız. 2- Orman Bölge Müdürlüğünden bilgi almalısınız. 3- İlgili bakanlıktan bilgi almalısınız. Adını katliam yapıldı diye duyurduğunuz yazınız için, CHP’si ve Belediyesinden özür dilemelisiniz..” diye yazdı. O’na “Ahmet bey siz ya okuduğunuzun veya ne dediğinizin farkında değilsiniz. Ben bir iddiada bulunmuyorum. Farkındalık yaratmaya çalışıyor ve sorguluyorum… Kimin yaptığını bilsem direk suçlar ve hatta suç duyurusunda bulunurdum. Ben Valiliği ve Büyükşehir Belediyesini göreve çağırıyorum…” diyebildim.

Turgay Kılavuz adında biri de “Yazı başlığınız CHP’li belediyeler sorumluymuş gibi ifade ediyorsunuz. Algı yaratıyorsunuz, orman bölge şeflikleri yada müdürlüklerinin sorumluluğunda olması gerekirken yani sorumluluk valilikteyken neden böyle algı yapmaya ihtiyaç duyuyorsunuz.” deyince, “Benim öyle bir iddiam yok… Ben sorumluluk hatırlatması yapıyorum… Dikkatli ve artniyetsiz okusanız, Valiliği eleştiriyorum…” dedim. Metin Arıcı adında bir okurum da “Turgay Kılavuz bey seçim akşamına kadar hep öyle lanse edildi. Herşey Büyükşehir’in elinde ve Osman Gürün giderse talan edilecek denildi. Yoksa yalan mıydı???” şeklindeki isabetli sorusuyla araya girdi. Bana da tercüman olmuş oldu…

Fanatik yorumlardan çokça var. İsteyen face paylaşımımdan görebilir.

xx           xx           xx

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi öğretim üyelerinden Sosyolog Ünal Bozyer de önceki gün sosyal medya hesabından “Seçim bitti, tam bir hafta oldu. Hala seçim atmosferinden çıkamayanlar var. Facede sandık yok, işinize, gücünüze bakın artık…” diye paylaşımda bulundu. Haklı…

Artık işimize gücümüze bakalım… Yaşam devam ediyor…

Bir tarafta doğal ve tarihi çevreyi korumakta neymiş deyip, gördükleri her boşluğu bina olarak görenler, öbür tarafta doğal ve tarihi çevreyi korumaktan yana olup, gördükleri her boşluğu park, bahçe, yeşil alan görenler… Bu savaş hiç bitmeyecek…

Hafta sonunda Akbük‘e gidenler sahil boyunca pırasa doğranır gibi doğranmış bilmem kaç yıllık yetiştirmesi zor ağaçların cansız gövdeleri ile karşılaştılar… Beni tanıyanlar idama karşı olduğumu bilirler. Ancak bu katliamı gerçekleştiren veya gerçekleştirenler asılmalı!

Face hesabımdan yaptığım paylaşımın altına yazanların hepsi de “siyasi polemik” yapmaya kalkmadı…

Hemen herkes katliamı kınamakla kalmayıp, sorumlulara ve yapanlara beddua yağdırdılar…

xx           xx           xx

O gün Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş de MUÇEP (Muğla Çevre Platformu) Üyeleri ile Akbük‘e gidip incelemede bulunmuş. Başkan Gümüş face hesabından “Akbük’ün önce sit derecesiyle oynadılar, sonra imar barışı adıyla yapılaşmaya müsade ettiler. Sonuç; Asırlık menengiç ve sığla ağaçlarının rant uğruna katledilişi… Şimşir diye bilinen bu kadim ağaçlarımızın nesli tükenmekte. Sadece Girit Adası’nda yetişen bu ağaçlarımızın tohumları da bulunmuyor. Katliama dur demek ve sahipsiz olmadığını göstermek için MUÇEP üyeleri ile Akbük’e gittik. Sorumluluların biran önce bulunması ve gerekli cezai işlemlerin yapılması için bizlerde takipçisi olacağız.” diye mesaj verdi.

Ne güzel herkes takipçi… Kıyılarda kaçak yapılaşma da devam ediyor! Ben de bu mesaj üzerine, o face paylaşımımın başlığı üzerine “Menteşe Belediye Başkanı Gümüş Akbük’e gitti” diye yazdım…

xx           xx           xx

Akbük çok mu önemli derseniz, çok önemli. Çünkü Akbük’ü koruyamazsanız, Muğla’yı koruyamazsınız!

O gün “Sorumlu aramıyoruz” diye paylaşımlar yapanlar da oldu. Ben de kimseyi suçlamıyorun, ama “sorumlu” arıyorum… Aslında, başta Muğla Valisi Esengül Civelek olmak üzere Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü, Orman Bölge Müdürlüğü, Muğla Büyükşehir Belediyesi ve Menteşe Belediyesi ve de Muğla Basını olarak hepimiz sorumluyuz…

Ancak sorumlu olması gerekenler başka, takipçi olması gerekenler başka… (!)

Tabi biz gazeteciler takipçi olabiliriz. STK’lar ve meslek odaları da… Hatta onlar eylemlerle farkındalıkta yaratabilirler… Bu anlamda MUÇEP te takipçi olabilir, ama Başkan Gümüş yetki alanındaki Akbük için başka şeyler yapmalı, yapabilmeli… Mesela mülga Muğla Belediyesi İmar Müdürü Celal Şakıyan paylaşımımın altına “Doğal SİT Alanı olarak tescilli olduğundan Belediye ve Koruma Kuruluna dilekçe ile suç duyurusunda bulunulması gerek… Ayrıca Kıyı Yasası’na göre de değerlendirme yapılması gerek. Valilik yasalardan üstün olamaz ya…” diye yazdı..

Doğru… Başkan Gümüş şimdi Koruma Kurulu‘na “dilekçe” de mi veremez?

xx           xx           xx

Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün de önceki gece saat 23.40‘da sosyal medya hesabından “Güzeller güzeli Akbük koyumuzdaki asırlık menengiç ağaçlarına kıyan ellere ve bu eşsiz koyları kiralayan ticari zihniyete karşı yasaların bize verdiği yetki ve Muğlamızın geleceğine karşı hissettiğimiz sorumluluk duygusuyla mücadele etmeye devam edeceğiz. Muğlamızı ranta, talana ve betona asla teslim etmeyeceğiz.” diye mesaj yayınladı.

O “Takipçi olacağız” dememiş… “..mücadele etmeye devam edeceğiz.” demiş. Şimdi “Akbük için hangi mücadeleyi verdiniz” diye sormazlar mı?… Mesela ihalenin iptali için İdare Mahkemesi‘ne başvurdunuz mu?.. Hiç değilse Muğla Valiliği ve Çevre Şehircilik Bakanlığı kuruluşu MUÇEV‘in ihalesine katılıp, işletmesini üstlenerek bu Muğlamızın tek taşlarından bir koyunu “yanlışlara” karşı “halka açık” olarak koruyabilirdiniz…

Buarada kimse de kalkıp “Muğla Büyükşehir Belediyesi ticarethane mi?” demesin… Büyükşehir, MUTTAŞ kuruluşu ile otopark ve hatta “büfe” işletmeciliği yaptığı gibi “doğal ve tarihi çevrenin korunması” adına plaj işletmesi de yapabilir… Laf değil, lütfen icraat…

xx           xx           xx

Muğla kıyıları ve koylarıyla ilgili seneler önce Muğla‘nın ve Türkiye‘nin ilk kadın Valisi Lale Aytaman tarihi bir karar alıp, “kıyılarda mafyalaşmaya” neden olan “ihalelerden” vazgeçip, sözkonusu yerleri Muğla’ya Hizmet Vakfı ile İl Özel İdaresi‘nin ortak olduğu MELSA şirketi eliyle sorunsuz “koruyarak kamu adına işletme” dönemi başlatmıştı. MELSA şimdi Büyükşehir’de, ama Valiliğin elinde MUÇEV var…

Kadere bakın ki, o güzel uygulamaya bir önceki Vali Amir Çiçek son vermiş olmakla birlikte, Muğla‘nın ikinci kadın Valisi Esengül Civelek sürdürüyor. Bakarsınız “doğru olana dönüş” ikinci kadın valimize nasip olur…

Şimdi ne olacak?” derseniz, Muğla Valiliği acilen oradan elde edilen “kira gelirinden” başka amacı olmayan ihaleyi iptal etmeli ve koyu kontrolüne alarak kendisi işletmelidir…

Öncelikle (filiz verebilir) de kesilen ağaçların kökleri acilen koruma altına alınarak sürgün vermeleri sağlanmalıdır. Ayrıca oraya uygun yetişmiş ağaçlar getirilip dikilmelidir… Oradaki katliamı yapan veya yaptıranlar bulunup, en ağır cezası ne ise o ceza ile cezalandırılmalı, kesilen ağaçların yerine başka yerden taşınarak ağaç dikimi gerçekleştirilmeli, masrafı da katliamcılara fatura edilmelidir..

Bekliyoruz…

——————————                                                                 ——————————

GÜNÜN SÖZÜ: Politikacının hayatının yarısı seçmeni, öbür yarısı birbirini aldatmakla geçer.  (Mark Twain)

ÇİVİ

Arkadaşım “Akbük’te ağaçların kesildiği yerde imar izni başvurusu yapan var mı anlamakta yarar var” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: ))))) 

————————————————————————————————————————

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

3 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Nabide Kılınç 09 Nisan 2019 / 16:08

Başlığa baksanıza koruyamadık evet. Yapılacak çok iş, gidilecek bir hayli yol var.
Bir dönem Akbük’te halkın ihtiyaçlarını karşılayacak büfe, kafeterya, işletmeler olsun, diye düşündük. Tuvalet WC ihtiyaçları karşılansın istedik. Bunlar insani yaşam gereksinimleri ile ilgili idi.
Ancak işletmeler açılırken denetimsiz, kontrolsüz değil, medeni bir uygulama ile sahil kirletilmesin düşündük.
İhaleye açanlar yağmalayıcı politikaları düşünüp yasa uygulayıcılarıdır kontrol ve yaptırım mekanizmalarını çalıştırsın düşündük.
Bunlar medeni talepler olmuştur, tabii ki, ne yasa uygulayıcıları, ne ihaleye alanlar yasaları doğru uyguluyor. Önüne geçilemez bir yağmalama politikaları iştahları açarcasına, halkın malını işgal ettiler.
O nedenle elverişli hale gelmeyen şartlar nedeniyle bu tür ihale usulü ile girdiler, biliyorlar yasaları uygulamakta çok boşluklar var. Bu boşluklardan yararlananlar diledikleri gibi parsellediler, çevirdiler, doldurdular, kestiler, doğayı, denizi, dağları, kıyıları, koyları talan ettiler.
O halde tüm işletmeler gecikmeden iptal edilmelidir.
Ve sit düzenlemesi neyi getirip, neyi götürecektir , göz ardı etmeden. O sit düzenlemesi gerçekçi, sağlıklı işleyecek mi?
Boşlukta
Bak geldiler vicdansızca kıyı faşizmi güzelim boydan boya ağaçları doğrayarak, sahilin önünü açmak istediler. Bir gece yarısı ansızın geldiler.
Hızlı, göz açtırmadan geliyorlar.
Tüm yasal önlemler alınmalı, tüm kamuoyu bilinci geliştirmelidir, yüksek tutulmalıdır. Halk, vatandaş kıyılarına, köylerine, doğal yaşam alanlarına sahip çıkmalıdır.

Nabide Kılınç 09 Nisan 2019 / 16:20

Gökova Akbük’te sahili bir taç denizi gerdanlık gibi süsleyen menengeç ağaçlarını en sonunda doymaz iştahları için kestiler haberini aldığımızda sanki kolumuzu kanadımızı doğradılar. .
Gölgesinde oturup deniz ihtiyacını gören halkın malını halka kapatmak için çok oldu göz dikmeye başladılar .
Kim kimlerdir bu ağaçları yok edenler yapılmak istenen nedir?
Kıyıda açılan kafeterya işletmeler kaldı ki, önceki yılda sahili masa ve sandalyeleri ile işgal etmişler, halkın malını halka kapatarak veya çevirerek, ücretlendirerek kazanç elde ettiler.
Sahili zapt ettiler .
Şimdi de menengeçleri keserek tamamen denizin önünü açıp , orayı sezona hazırlamak isteyenler kimler ise gereğini yetkililere duyuruyoruz, dedik.
Kim kimler işletme büfe kafeterya açmaya ihaleye açmışsa,
derhal ilgili ve yetkili kurumların ve yetkililerin Gökova Akbük sahilindeki işletmelerin iptalini ve dur demeye, durdurmaya çağırdık.

Nabide Kılınç 09 Nisan 2019 / 16:28

Muhteşem güzelliği. Eski yalnızlığını özlüyor. Yolu, elektriği yoktu.Sessizdi, şırıl şırıl kıyıcıkları. Koya hakim Halep çamları. Kuş, böcek, börtü sularla melodisi. İki çocuk salda kürek çekiyordu. Uzanmış boylu boyunca boncuklu deniz Körfez’e akar gider. Koyda sevdalarını, anılarını, aşklarını, en önemlisi ya atıklarını bırakanlar
Ya da ağaçlarını biçenler.
koyun melodilerinde aşklarını koynunda saklayabilir misin bir daha . Güzelliğini koruyun, hayran seyredin ve ellerinizi uzatın güzelliğe.
O koy koylarımız, ormanlarımız, derelerimiz bizim . Kalbinizi bağlayın.
Demişiz…
Bir gün atlas dergisinden gazeteci gelir yıl 1994. Muğla kıyılarını dolaşır ve Akbük’e iner. Yerkesik dağ köylerinden dere boyu zakkumların içinden geçecektir. Tam tepeye geldiğinde objektifinde Akbük takılır. İner koya. .Henüz elektrik yok, su yok, yol yok , tozlu yolardan geçer gazeteci.
Fotoğrafına kazlar takılır . Fotoğraflar alır sahilde kıyıdan. Gider Atlas dergisine şöyle bir başlık atar.
AKBÜK, SESSİZLİK VE SİZ…
Bir gün yine TRT ekibi gelir kameramanı çekim yapar. Giderken tam da tepede Altaş’ta der ki aman dikkat edin , sakın mafyanın eline geçmesin buraları.
Hani koruyamıyoruz. Yasalarımız gelişmişliğimiz yaşam kalitemiz , uygar ölçülerimiz dünyanın incisini körfezimizi, memleketimizi korumaya elverişli, yeterli değil.