Akbük’te sakız köklerine şans tanıyın!

Bu haber 10 Nisan 2019 - 1:12 'de eklendi ve 2.178 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Facede Akbük ile ilgili paylaşımlarımdan birinin altına Harita Mühendisi Özden Ahmet AkgüçMuğla sahilleri sakız ağacı için ideal bir coğrafyadır.” yorumu yapmış.

Katliamın ortaya çıktığı günün gecesi yaptığım paylaşımda bir başka Harita Mühendisi Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş‘ün Akbük‘te MUÇEV Üyeleri ile yaptığı inceleme sırasındaki ifadelerine yer vermiştim. Gümüş orada kesilen ağaçlarla ilgili “Halk arasında şimşir diye bilinen bu kadim ağaçlarımızın nesli tükenmekte. Akbük dışında sadece Girit Adası’nda yetişen bu ağaçlarımızın tohumları da bulunmuyor.” diyordu.

Harita Mühendisi Özden Ahmet Akgüç ise “Deniz suyu sakız ağaçlarını zarar vermiyor. Bu nedenle sakız ağaçları, kışın lodos olduğunda tarım arazilerini korusun diye dikilmiştir. Bu sakız ağaçları deli ağaçlardır. Aşılanınca sakız vermeye başlarlar. Sakız Adasının zenginliği bu sakız ağaçlarından kaynaklanır. Bu katliam ders olur da sahillerimizde bu güne kadar yok edilen sakız ağaçlarını tekrar dikmeyi akıl ederiz.” diye devam ediyordu.

xx           xx           xx

Menteşe Jandarması önceki gün üç şüpheliyi gözaltına alırken Muğla Orman Bölge Müdürlüğü tarafından Akbük’e 100 adet Sığla ve Menengeç fidanı gönderildi… Dün ağaçların katledildiği yere dikilmeye başladı.

Sevindik…

Neden Sakız ağacı değil?” diye sormayacağım. Akgüç ve Gümüş‘ün dediği gibi Sakız yok. Belki de o şüpheliler kıyılarımızda az sayıda kalan Sakız ağaçlarını ortadan kaldırdılar!

Ama “Orman Bölge Müdürlüğü ülkemizin en uzun kıyı şeridine sahip Muğla’da sakız ağacı fidanı yetiştirmeyi nasıl düşünmemiş?” diye sorabilmeliyiz…

Akbük’te hafta sonunda sadece 30 ağaç katledilmedi, belki de bir endemik türün sonu getirildi!

Üç şemsiye, üç şezlong için değer mi?” diye de sormayacağım. Çünkü burada çok daha büyük “yağma” yaşanıyor endişesi içindeyim..!

Özden Ahmet Akgüç, o acımasızca kesilen Sakız ağacı köklerinin sürgün verebileceklerini de söylüyordu. Umarım dün orada Sığla ve Menengiç dikimi yapılırken Sakız ağaçlarının kökleri köklenmemiş, “koruma” altına alınmıştır.

Kesilişlerine bakılırsa eskisinden daha gür sürgün verebilirler. Sakız köklerine bir şans tanınmalı…

Bu noktada “Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin ağaç dikme makinesi ile buraya Marmaris’ten, Dalyan’dan yetişmiş sığla ağacı taşınamaz mıydı?” diye sormadan da edemeyeceğim…

xx           xx           xx

Menteşe Belediye Başkanı Bahattin Gümüş, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) üyeleri ile Akbük‘te nesli tükenmekte olan veya artık tükenen ağaçların katledildiği yerde yaptığı incelemeden sonra face hesabından paylaştığı mesajına şöyle başlamıştı:

Gökova körfezimizin cennet koylarından Akbük’te yaşanan ağaç katliamını yerinde inceledik. Doğal sit alanı Akbük’ün önce sit derecesiyle oynadılar, daha sonra imar barışı adıyla yapılaşmaya müsade ettiler.

Başkan Gümüş‘ün Harita Mühendisi meslektaşı Akgüç de aynı görüşte, ama bir farkla.. Katliamın ortaya çoktığı gün gece “Yeter artık” başlığı ile facede yaptığım paylaşımın altına şöyle yazmıştı:

Sahillerde kaçak yapılaşma tüm hızı ile devam ediyor. Kaçak yapıları da yıkamıyoruz. Devlet Kapadokya’daki kararlılığı Muğla sahillerinde gösteremiyor. Olan da sahillerimize oluyor.

Sahillerimizi kıyı yasamıza göre hızla planlamamız lazım. Plan yapılamaz ise 5-10 yıl içinde kıyılarımız ‘Havada bulut, sen sahilleri unut’ olacak.

xx           xx           xx

Ne dersiniz sevgili Bahattin Başkan, öyle mi olacak?

İmar Barışı” diye sadece Akbük değil, neredeyse bütün kıyılarımızda, hatta Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri örneğinde olduğu gibi Göl Kenarlarımızda bile kaçak yapılaşmalar yaşandı. Hala da yaşanıyor… Akbük‘te de yaşanıyor… Hazine arazileri yağmalandığı konuşuluyor.

Sevgili Bahattin Başkan beni bağışlayın, yeri gelmişken sormak istiyorum;

– Akbük ve öteki kıyılarda “yağma ve talan” varsa, bunda yerel yönetimlerin, Akbük’te sizin yönetiminizin payının olmadığını söyleyebilir misiniz?

– İmar Barışı sürecinde “Hazine arazisi” üzerine çökenlere aftan yararlanmak üzere “Yapı Kayıt Belgesi” verdiniz mi?

– O bir daha göremeyeceğimiz ağaçların kesildiği yerde birilerine Belediyenizce o belgeden verilmiş olabilir mi?

– Bilindiği gibi 31 aralık 2017’den sonra yapılmış yapılar aftan yararlanmıyor, Savcılığa suçdurusu yapılması gerekiyor. Bu anlamda Büyükşehir Genel Sekreteri Hüseyin Daşgın için bu şikayet yapıldı mı bilemezsiniz. Çünkü suç yeri Köyceğiz. Menteşe’de bu durumda kaç kişi var, kaçı Savcılığa bildirildi?

xx           xx           xx

Neyse bu Nazilli‘den gelip Akbük‘te mülk sahibi olanların olduğu bile söylenen “yapı kayıt belgeleri”ne ayrıca bakarız…

Başkan Gümüş, o face mesajında “Katliamın sorumluluların biran önce bulunması ve gerekli cezai işlemlerin yapılması için Menteşe Belediyesi olarak bizlerde takipçisi olacağız” da demişti.

Hadi buyrun… Jandarma ikisi oradaki “işletmecilerden” olan karı-kocanın da içinde bulunduğu 3 şüpheliyi eliyle koymuş gibi iki günde buldu ve üç şüpheli dün Savcılığa çıkarıldı. Savcılıkta suçlamaları kabul etmeyen, şüpheliler nöbetçi mahkemeye sevkedildi.

Bense hala Menteşe Kaymakamı Caner Yıldız’ın açıklaması ile Jandarmanın basın açıklamasının şaşkınlığındayım!

Şüpheliler ile ilgili jandarma soruşturması sürerken, Menteşe Kaymakamı Caner YıldızKonu münferit bir hadiseye benziyor. Psikolojik rahatsızlığı olan şahsın hadisesi gibi gözüküyor. Ağaçlarımız en az 60-70 yıllık yaşa sahip. Altları muazzam bir şemsiye gibi görev yapıyor. Altlarında vatandaşımız serinliyor ve denizine giriyor. Şu anda zaten ağaçlar koruma altında. Burayı tekrar güvenlik açısından daha uygun hale getireceğiz. İnşallah bir daha tekrarını yaşamayız” diye açıklama yaptı.

Şaşırtcı değil mi? 30 endemik ağacın doğranması nasıl “münferit” olur? Bir iki ağaç olsa neyse…

xx           xx           xx

İl Jandarma Komutanlığı‘nın basın açıklamasını da Cemiyet Başkanımız Cem Kaytan‘ın face paylaşımından gördüm. Kaytan arkadaşımız “İl Jandarma Komutanlığınca Basın mensuplarına gönderilen basın metni.” diye paylaştığı açıklama özetle şöyleydi:

2)​Bölgede bulunan kameralardan yapılan inceleme sonucu, (1) adet şüpheli araç tespit edilmiş, söz konusu araçta talaş atıklarının görülmesi üzerine araç sahibi ile birlikte (3) şüpheli şahıs yakalanmış olup Cumhuriyet Savcısının talimatı ile şüphelilerin ev, işyeri ve araçlarında yapılan aramada (2) adet motorlu testere, (1) adet balta, (1) adet orak ve üzerinde talaş bulunan muhtelif kıyafetler ele geçirilmiştir.

3)​Şu ana kadar yapılan çalışmalar sonucunda; söz konusu eylemi yapan şahısların, kesim yapılan yerin yakın çevresinde herhangi bir işletmelerinin bulunmadığı, ağaç kesilen bölgede turizm maksatlı ticari faaliyet göstermek maksadıyla açılmadığı, söz konusu bölgeyi kullanan şahısları zan altında bırakmak maksadıyla yapıldığı anlaşılmıştır. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

İlk aklıma gelen soru “O üç şüphelinin oradaki işletme sahiplerini zan altında bırakmaları için ne dertleri olabilirdi ki?” oldu.

xx           xx           xx

Kafamda Akbük ile ilgili; imar barışı ile ilgili; katledilen ağaçlarla ilgili deli sorular…

Cemiyet Başkanımız Kaytan‘ın face paylaşımının altında açıklamadan tatmin olmayanların tepkileri vardı.

Açıklamadan ben de tatmin olmadım. Hele üçüncü madde feceat… Açıklamada, “söz konusu eylemi yapan şahısların, kesim yapılan yerin yakın çevresinde herhangi bir işletmelerinin bulunmadığı…” ifadesi yer alıyor, ama dün Savcıya çıkarılanlardan ikisinin işletmeci ve Akbük Koruma Derneği Yöneticisi olduğu haberleri geliyordu…

Şaşkınlık içindeyim… Belki basın açıklaması metni özensiz hazırlanmış, kaymakam beyin de sözü maksadını aşmıştır. Bilemeyiz. Ancak Savcılıkta ve Mahkeme‘de şüphelilere gerekli, doğru sorular sorulmuştur inancı içindeyiz. Ben noktayı koyduğumda mahkeme devam ediyordu.

Biz de yarın devam ederiz.

——————————                                                           —————————— 

GÜNÜN SÖZÜ: Bir çiçekle bahar olmaz ama her bahar bir çiçekle başlar. (Necmettin Erbakan)

ÇİVİ

Muğla eski milletvekili Nihat Öztürk’ün eski garajın yanında beyaz eşya mağazası açtığını belirterek “Hayati Nizamoğlu ile Yusuf Kayacık’ın müşterilerinin çalacağı bir kapı daha oldu” dedi.

Beni Bi Gülmek Aldı: )))))

————————————————————————————————————————

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Reşat Öztepe 10 Nisan 2019 / 13:00

Gocuman; Yazınızı iki üç gündür takip ediyorum Bizlere sözcü oluyorsunuz. “‘En çarpıcı cümle bu cümle'” sevgi ve saaygı “Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin ağaç dikme makinesi ile buraya Marmaris’ten, Dalyan’dan yetişmiş sığla ağacı taşınamaz mıydı?” diye sormadan da edemeyeceğim…

Nabide Kılınç 10 Nisan 2019 / 15:43

Nasıl cesaret ettiler ve şaşırtıcı. .Ancak şu ana dek sahilde bu tür vicdansızlığı yapmayanlar . Şimdi tutup gece ağaçları nasıl doğradılar, soru işaretleri oluşturuyor.? Bilinçsizce mi? Cahillik mi? Para uğruna mı?
Ardı görülmeli.
Sahil kıyılar halkın malıdır. Halkın malı olarak kalacaktır.
Dedik ya!
Hani koruyamıyoruz!. Yasalarımız gelişmişliğimiz yaşam kalitemiz , uygar ölçülerimiz dünyanın incisini körfezimizi, memleketimizi korumaya elverişli, yeterli değil.