AK Parti’li Akça’yı Kutluyorum

Bu haber 09 Haziran 2017 - 0:49 'de eklendi ve 1.286 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın stadyumlardan “Arena” adının kaldırılması için verdiği talimat muhtemelen uygulanıyordur.

O zaman talimatı TV haberlerinden duyunca, takdirle karşılamış, “Keşke bu talimat dilde arınmaya dönüşse” demiştim.

Geçtiğimiz günlerde AK Parti Muğla Büyükşehir Belediyesi Grup Başkan Vekili Avukat Gültekin Akça da bu konuda açıklamada bulunup, yerel yönetimleri göreve çağırmıştı.

Bu çok önemli…

Nedense ve ne acıdır ki bu çok önemli konu bir haber olarak gazete sayfalarında kaldı gibi…

AK Parti Grup Başkan Vekili Akça’yı kutluyorum.

xx            xx            xx

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Stadyumlardan ‘Arena’ adının kaldırılması için talimat verdim” açıklamasının çok önemli olduğuna işaret eden Gültekin Akça, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklaması sonrasında yerel yönetimlerin ve turizm bölgelerindeki işletmelerin isimler konusunda daha duyarlı olması gerektiğini” ifade etti.

Millet olmanın en önemli özelliklerinden birisinin de “DİL” olduğuna işaret eden Akça şu ifadelerde bulundu;

Tarihe baktığımızda, millet olarak yaşamanın ilk şartının dil birliğinin sağlanması olduğunu, diline sahip çıkmayan toplumların zaman içinde ciddi bir kültür yozlaşması ile karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Türk tarihinde Karamanoğlu Mehmet Bey Türk diline sahip çıkma anlamında tarihi bir karar veren önemli bir devlet adamıdır. Bu bağlamda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da stadyumlardan ‘Arena’ adının kaldırılması için verdiği talimat da bu yozlaşmanın önüne geçilmesi anlamında önemli bir çıkış oldu.

Bence de öyle oldu. Keşke “Stadyum” yerine de “Futbol Sahası”nı önerseydi…

xx            xx            xx

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dikkat çektiği bu konunun özellikle bizim gibi turizm bölgesi olan yerler açısından daha da önem arzettiğini belirten AK Parti Muğla Büyükşehir Belediyesi Grup Başkan Vekili Av. Gültekin Akça başta Büyükşehir olmak üzere yerel yönetimlere de çağrıda bulundu:

Zira, yabancı isimlerin en çok kullanıldığı bölgeler turizm bölgeleridir. Turistleri bilgilendiren, yönlendiren yabancı dilde tabelaların olması normal. Ancak, özellikle iş yeri isimlerinde Türk kültüründe yeri olmayan isimlerin kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Hatta bazı iş yerlerinde ne anlama geldiği bilinmeyen yarısı Türkçe, yarısı farklı bir dilde garip isimler kullanılmaktadır. Sayın Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın stadyumlar üzerinden yaptığı çağrıya halkımızın gereken desteği vereceğine inanıyorum. Özellikle yerel yönetimleri bu konuda daha fazla duyarlı olmaya davet ediyorum. Türkçe, hepimizin dili. Dilimize hep birlikte sahip çıkmalıyız.

xx            xx            xx

İki gün önce tv kanallarından birinde izlediğim Ramazan programında Arapların binlerce yıl önceki ataları çıkıp gelse aynı dili konuşabilecekleri anlatılıyordu.

Programın sunucusu konuğuna “Ya biz?” diye sorunca olumlu yanıt alamadı.

Utandım, üzüldüm… Ben niye utanıyorum ki, onu da bilmiyorum…

Orhun Yazıtları’nın yazıldığı günlere veya Karamanoğlu Mehmet Bey’in “Divanda, dergahta, bergahda ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeyeceğine” dair ferman çıkardığı günlere de gitmeye gerek yok. Varsayın dedeniz, hatta babanız mezardan kalktı geldi.

Kızınız veya oğlunuz veya her ikisi birden “Vay kanki na bersin?” diyor.

Ne dersiniz, anlaşabilirler mi?

Siz anlaşıyorsunuzdur inşallah…

xx            xx            xx

Abartmayın canım, dilimiz her geçen gün zenginleşiyor diyenler de çıkabilir. Onlar da haklı.

Ki roman yazarlarından bile çok okunan meslektaşlarımın büyük bölümü de o zenginlikten yararlanıyor, yararlandırıyor!

Eşofman” mı? Artık “Eşortman, aşortmen, aşofmen” diyoruz. “Poğaça” yetmedi, “Puaça, poğça” demeye başladık. Doğru yazılışı “Bisküvi” olsa da “Bisküvüt, püsküüt, bisküvit, püskevit” sözcükleri ile dile zenginlik kattık.

Halüsinasyon” diye biliyorduk, “Halüsülasyon, halüsünasyon, halisülasyon” diyenler çoğaldı. Doğrusu “Tabii ki.”dir, “Tabiki, tabi ki, tabiyki” diyenlere; “Patates”e “Pattez, pattiz, patatez, patitisa”; “Pantolon”a “Pantalon, pantelon, pantul”; “Maşallah”a “Maşşallah, maşallah”; “Bilmukabele” yerine “Bilmukavele, bilmukavva” diyenlere ne demeli?

Dillerini eşek arısı soksun…

xx            xx            xx

Araştırmalara göre Türkiye’de 13-17 yaşları arasındaki her üç gençten biri günde en az üç saatini sosyal medyada geçiriyor.

Çocuklarımızla biz günde kaç saat birlikte olabiliyoruz? Aynı dili konuşabiliyor muyuz?

2000’li yılların başında SMS’lerden sesli harfleri kaldırmaya başlayan gençler sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte kendilerini ifade etme biçimlerini de değiştirdi.

Alfabemizi neredeyse 29’dan 21’e indirdiler.

Gençler artık sosyal medyada “wth”, “bro”, “omg”, “rt” gibi pek çok kısaltmaları kullanarak kendi aralarında konuşuyor.

S.a.: Selamün aleyküm… Bro: Abi, kardeş; birader… WTH!: (What the Hell): O ne be!.. OMG: (Oh my god): Aman Tanrım… RT’lemek: Retweet’lemek… Mentionlamak: Bir ileti içerisinde bir ya da daha fazla kullanıcının adını kullanmak… Favlamak: Favorilere almak… KİB: Kendine iyi bak… K.b.: Kusura bakma… Kahv6: Kahvaltı… Tsk/ Thanks/Thanx: Teşekkür ederim… U: Sen… Aeo: Allah’a emanet ol… 1 Şey: Bir şey… Gg: Güle güle… Kont: Kontörüm yok… X: Sır vermem… S: Kafası karışmış… I: İlgisiz… LOL (Laughing out loud): Sesli gülmek… Stalklamak: Birini sosyal medyada araştırmak, takip etmek… Popi: Popüler… R yapmak: Bir şey hakkında geri adım atmak…

Bunları biliyor muydunuz? Ben de yeni öğrendim… Tabi bu “DİL” bu kadar değil…

xx            xx            xx

Tabi doğal olarak ve çoğu zaman ebeveynleri gençlerin konuşmalarını anlamakta zorlanıyor.

Bir yandan kısaltmalarla dolu bir dil kullanan gençler, sohbetlerini de sosyal medyada sıkça paylaşılan konulardan “alıntılarla” yapıyor:

Vur yüze ifadesi. … bitanesi.

Herkesin hayatına kimse karışamaz.

Sonra kız demiş ‘ne kadar da… Bir erkek’

Anlamazsınız… Hem de ne…

Asgari ücret gibiyim kimse benle geçinemiyor.

Döner gelirse senindir, biz pide söyledik.

Mahallemizde havaalanı yok ama pilot çok.

xx            xx            xx

Tekrar AK Parti Muğla Büyükşehir Belediyesi Grup Başkan Vekili Av. Gültekin Akça’nın yerel yönetimlere çağrısına dönelim.

Yerinde bir çağrı…

Bu konuda, tesislerin tabelaları konusunda senelerdir yazarım. “Atapark”ı kaç kere yazdım bende unuttum. Bilenler bilir, Cumhuriyet Meydanında belediye mülkü bina, ısrarlı yazılarımla sonradan “Atapark” tabelası da asılmış olsa İtalyanca Ardore” adı altında kafe-restoran hizmeti veriyor. İtalyan işgali yaşamış bir şehirde…

Bu garabeti, hatta ihaneti yaratan o günlerin işletmecisi şahıs şu anda AK Parti İl Yönetimi’nde…

Bu ilk işletmeci enişte eşinden ayrılınca işletmeyi üstlenen kayınçı da şu anda FETÖ soruşturmasından tutuklu.

Bu arada mekanın ihalesinin yenilenmesi günü de geldi geçti! Umarız o yapılması gereken ihale yapılırda, mekanın işletmecisi ve dolayısıyla adı da değişir…

Bu anlamda umarım ilk etapta, başta Köyceğiz olmak üzere AK Partili belediyeler Akça’nın çağrısına uyup öteki belediyelerimize örnek olurlar…

Belki bu konu da Vali Amir Çiçek de BODER, DOKTOB, GETOB, FETOB ve Ticaret Odaları yöneticileri ile toplantı yapar. Kim bilir belki Büyükşehir Belediyemiz de adı Türkçe olan tesislerden su parasını indirimli tahsil eder…

Kadim Menteşe topraklarına Türkçe yakışır…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.