AK Parti’de Teşkilat Başkanı Olmak « Hamle Gazetesi

AK Parti’de Teşkilat Başkanı Olmak

Bu haber 20 Şubat 2018 - 0:38 'de eklendi ve 1.668 kez görüntülendi.
Özcan Özgürozgurmugla@hotmail.com
Özgürce

Özcan Özgür

12 Şubat 2018 tarihli ve “Başbakan Bizi Afrin’e Götür” başlıklı yazım çok tartışıldı.

Aslında tartışılan benim yazım değil, AK Parti Muğla İl Kongresi’nde atılan bu slogandı. Bir kişinin attığı slogan olsa konu değil.

Afrin operasyonunda 11 şehit verdiğimiz o gün o sloganın toplu olarak atılması ve Başbakan Yıldırım’ın da gülerek “Çıkışta bekleyin” diye yanıt vermek zorunda kalması sosyal medyaya malzeme oldu.

Ben de bu durum ile ilgili yazımda “Yer utandı, gök utandı, ben utandım” dedim.

Kıyametler koptu. Özellikle o gün o yersiz sloganı atanlar tepki gösterdi.

Onlardan biri olsa gerek, Emre Sungur adında bir utanmaz yazıma “Başbakan bizi afrine götür dedimize bozulmuş utandım diyo lan mendebur herif bunu haber yapacağına aylardir yıllardır bitmej bilmeyen sıkıntılari anlatsana zaten trafik sorunları var üstüne şehirin en işlek caddelerini tek şerite düşürdü Allah seni bildiği gibi yapsın inşallah bu kadar insanın vebali ile seni toprak da kabul etmez diye düşünüyorum.” diye yorum yapmış.

Ne diyeceğimi bilemedim. Utanmaza ne denir ki!

 

xx           xx           xx

Gazeteler yazdı:

Son 2.5 yılda 150 bin genç çürük raporu almış.

Çok şaşırdım. Son yıllarda çürük raporu alanların, hele siyasilerde çok olduğunu tahmin edebiliyordum da, 2.5 yılda 150 bin çok fazla geldi.

Başbakan Bizi Afrin’e Götür” diye orada burada bağıranların içinde de bu çürüklerden var mı acaba?

Bunların hepsi mi çürük?

Yoksa raporu verenler mi çürük?

Endişe verici bir durum…

Beni asıl şaşırtan ülkemizde çürük raporu alabilmenin bu kadar kolay olması.

Eğer ülkemizde çürük raporu almak o kadar da kolay değilse, o zaman durum daha endişe verici. Demek ki yeni nesiller çürük!

Bence en iyisi son 2.5 yılda çürük raporu alanları onların istediği yerde değil de belirlenen bir yerde yeniden heyete sokmalı…

 

xx           xx           xx

Ahmet Altan ve Mehmet Altan ile Nazlı Ilıcak geçen hafta sonunda Cuma günü “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezası aldılar.

Bu hapishanede çürümek demek…

Üç gazeteci-yazar, meslektaşım içeride çürüyecek.

12 Eylül (1980) günlerinde yayın yoluyla Kenan Evren’e hakaretten (TCK 159-1) iki gazeteci yargılanmış ve onlardan biri Nazlı Ilıcak, biri de bendim… Sıkıyönetim Mahkemesi’nde yargılanmıştık. Ben bir yıl hapis cezasına mahkum olurken, O’na ceza verilmemişti… Sonra da “12 Eylül darbe değildir” diye yazılar yazmıştı!

Bu yüzden mi bilmiyorum, hiçbir şey hissetmedim…

Bu nasıl bir ceza arkadaş?          

Gazetecilikten böyle bir suç ve ceza nasıl çıkar?” diyesim geliyor, ama diyemiyorum…

 

xx           xx           xx

İnsan unutmuyor. Hatta farkında olmadan biriktiriyor.

Bunlar; Altan kardeşler ve Ilıcak çözüm sürecinin akillerindendi… “Yetmez ama evet-çilerin” önde gelenlerinden oldular… Ergenekon sürecinde gazetelerindeki köşelerinde ve TV tartışma programlarında hem savcı hem yargıçtılar…

Suçlamada bulunup, hüküm kesiyorlardı…

Onlarında içinde bulunduğu güruh yüzünden ordumuz itibarsızlaştırıldı, gazetecilik mesleğimiz ayaklar altına alındı!

İnsanların özgürlükleri ellerinden alındı. Hayatları karartıldı. İntihar edenler, ölenler oldu…

Tabi hukuk herkese lazım… Elbette demokrasi ve adalet herkes için eşit olmalı.

Üstelik kin, nefret ve intikam hiç kimsenin ve özellikle biz gazetecilerin söylemi olmamalı. Ama bu memlekete, bu memleketin insanlarına çok kötülükleri oldu… Hak eden hak ettiği cezayı çeksin.

Allah kurtarsın…

 

xx           xx           xx

Allah bence gerçek kader mahkumlarını kurtarsın.

Muğla Barosu Başkanı Cumhur Uzun sosyal medyada yaptığı paylaşımda şöyle demiş:

Cezaevinde kime sorsanız ‘kader mahkumu’ olduğunu söyler. Aslında kısmen haksız da değildir. Yaşama dair bir anlık yanlışlar, kader denilen günde karşılamıştır onu. Ama o kaderine biraz ‘kasıt’ yada biraz ‘taksir’ bulaştırmıştır. Oysa ne kastı, ne de taksiri olmadan cezaevinde olan bebekler – çocuklar da vardır. Asıl kader mahkumu onlardır. Ya annesinin karnında ya da kucağında gelmiştir o cezaevine. Orada yaşar, orada büyür. Yapmadığı, yaşamadığı anlar ve suçların cezasını çekmektedir artık o da…

İşte bu gerçek kader mahkumları için Muğla E Tipi Kapalı Cezaevinde geçen hafta “Çocuk Yaşam Odası” hizmete açıldı. Muğla Barosu‘nun bu anlamlı projesinin fikir annesi Av. Ayşegül Mungan ile uygulamada emeği geçen başta Muğla Cumhuriyet Başsavcısı İlyas Yavuz olmak üzere, Cezaevi Müdürü Celal Şen ve Ceza İnfaz Memuru Özgür Özdamar’ı tebrik ediyorum…

 

xx           xx           xx

Başbakan Binali Yıldırım ve çok sayıda bakanın katılımı ile gerçekleşen ve iki listenin demokratik yarışı sonucu İl Başkanı Kadem Mete’nin bazılarına göre beklenmedik zaferi ile sonuçlanan AK Parti İl Kongresi değişik yönleriyle tartışma konusu olmaya devam ediyor.

En çok tartışılan da 50 kişiden oluşan AK Parti Muğla İl Yönetim Kurulu’nun 15 kişiden oluşan Yürütme Kurulu… Bu Kurul içinde de Teşkilattan Sorumlu İl Başkanı Yardımcısı Şadi Pirci

Kongreden sonra yeni Yürütme Kurulu henüz belirlenmedi.

Yürütme Kurulu yenilenecek mi; değişenler olacak mı; özellikle Şadi Pirci yerini koruyacak mı? Yeni işyeri kırtasiyeye Vali Esengül Civelek ile Muğla İl Emniyet Müdürü ve İlçe Kaymakamı ziyareti İl Sekreteri Seyitnur Gün’ün yerini korumasında etkili olur mu?

Sokaktaki vatandaş bu soruların cevabını ararken, Şadi Pirci’de beni aradı.

Kongre sürecindeki yazılarımda İl Başkanı Kadem Mete’ye 15 yılın başarısızlığını fatura edenlere, “İki yılını doldurmayan ‘atama’ il başkanından hesap soruluyor. 10 yıldır Teşkilattan sorumlu olana neden hesap sorulmuyor?” türünden sorular sormuştum… Şadi Pirci’nin de bu sorunun hesabını sormak için aradığını sanmıştım, bilgi vermek için aramış…

 

xx           xx           xx

Şadi PirciTeşkilattan Sorumlu İl Başkanı Yardımcılığı’nda” 10 değil, 5 yıldır bulunduğunu, bunun 16 ayında da bu görevi yapmadığını; il ve ilçeler danışma kurullarını toplamak, kongrelerde divanda bulunmak gibi işler yaptığını söyledi.

Bir bakıma partisinin Muğla’daki başarısızlığından sorumlu tutulamayacağına dikkat çekti.

Bilgilendirmesi ve nezaketi için kendisine teşekkür ediyorum…

Tabi sağ olsunlar bizi başka bilgilendirenlerde oluyor.

İl Teşkilat Başkanları sandık yönetim kurullarına kadar tüm teşkilatlanmayı fiilen kurmak ve işletmekte yetkili ve sorumludur. Tüm teşkilat yapılanmasının eğitiminden ve icrasından sorumludur. Teşkilat içi eğitimleri yapar, yaptırır. Seçim zamanında koordinasyonu sağlar,

eksiklere göre dizaynı yapar; İlçe SKM’leri ve İl SKM’yi harekete geçirir; SKM’ler İl Başkanı ile İl Teşkilat Başkanı’na bilgi verir. Teşkilatların haftalık ve aylık toplantılarını takip eder, toplantıların eksiksiz yapılmasını sağlar.

Bunlar Siyaset Akademisi’nde anlatılanların özeti. Bu anlatılanların sonunda da şöyle deniliyor:

Sağlıklı ve bilinçli kurulan teşkilat seçim kazanır

Yorumda bulunmayacağım… AK Parti’nin yeni İl Yönetimi’nin Yürütme Kurulu’nun kimlerden oluşması gerektiğini söylemek gibi bir görevimiz yok. Partilerin iç işlerine karışmayız. Sorumluluk İl Başkanı’nın ise kararda O’nun olacaktır… Haddimizi biliriz. Bizim işimiz ayna tutmak…

—————————————

Günün Sözü: Başkalarına karşı zafer kazanan kuvvetlidir, kendi nefsine karşı zafer kazanan ise kudretlidir.

Günün Sorusu: CHP’li Datça Belediyesi ile AK Parti MKYK Üyesi Bülent Karakuş’un başkanı olduğu MUTSO’nun birlikte “Badem Çiçeği Şenliği” yapması Muğla’ya “Demokrasi açılımı” getirir mi?

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.