AHT-E VEFA

Bu haber 01 Eylül 2010 - 0:00 'de eklendi ve 775 kez görüntülendi.
İsmail Ataseverismailatasever@hamlegazetesi.com.tr

Günlük
yaşantımızda her dem karşılaştığımız gelişmeler karşısında sergilediğimiz tavır
üzerine, ister istemez bazı sorular cevap arıyor.

Hele
çoğunlukla tartışmaya açık olunca.

Dünyada her şey
çıkarlar üzerine mi kurulu!

Önceden de böyle
miydi?

Yoksa günümüzde
mi bu tür bir tablo ile karşılaşıyoruz?

***

İlişkin
olarak, yüzlerce, binlerce örnek vermek mümkün.

Aslında
bu durum, sadece son yıllarda ortaya çıkan bir tablo değil.

Belki
de dünya kurulduğundan bu yana değişen bir şey yoktu.

Değişmeyen,
sadece insanoğlunun sergilediği farklı tavırlar.

Gerek
birey olarak, isterse bir dernek.

Daha
da öte siyasi parti olarak.

Gündemdeyseniz,
mesele yok.

Yok eğer
ülkemizde daha bariz gözlendiği gibi, halk deyimiyle çaptan düşmüşseniz, size
ilgi göstermeleri ve de dönüp bakmaları mümkün değildir.

Yine de, doğal
bir olgu olarak kabul edilse dahi hatırşinas, merhametli ve adil bir yapıya
sahip Türk insanı için kolay kabullenilecek bir durum olduğunu düşünmüyorum.

Nitekim
aramızda bazıları var ki kabul etmiyor.

İnsanların,
bu denli çıkarlarına dönük olmamaları gerektiğini ibret-i alem için gösteriyor.

İşte çarpıcı bir
örnek.

Olayın tanığı,
Hamle Medya Grubu bünyesinde birlikte olduğumuz gazeteci arkadaşım Hüseyin
Atılgan.

Bizatihi
kendisi anlattı.

30 Ağustos Zafer
Bayramı nedeniyle Yerkesik Belediyesi tarafından düzenlenen kutlama töreni için
değişik kurum ve kuruluşlar yanında siyasi partilere mensup olanlar Atatürk
Anıtına çelenk bırakırken bir kişi dikkatimi çekti.

Diğerleri
ikişer, üçerli gruplar halinde çelengin bir ucundan tutmuşken o tek başına taşıdığı
çelengi tören alanında müsait bir yere bıraktı.

Baktım, DP Belde
Başkanı Nadir Çakmak.

Başkaca kimse
yok.

İşte
başlangıçta altını çizdiğim, dolayısıyla vurgulamak istediğim temel nokta bu
idi.

Eğer, geçmişi
tartışmaya açık olsa da önemli hizmetlerin sahibi bir misyonun temsilcisi DP,
bugün sadece Nadir Çakmak gibi vefalı kişiler tarafından gündemde yer alması
isteniyorsa, oturup bir düşünmeliyiz.

Her
ne kadar duygusal bir yaklaşım sergilemeye çalıştığım kanaati belirse bile,
asıl olan sahip olduğumuz bazı değerlerin değişmeye yüz tuttuğudur.

Elbette kişi
çıkarlarına dönüktür.

Ancak, şurası
unutulmamalı ki, bizi biz yapan değerlerden biri aht-e vefa duygusudur.

Belki bugün için
revaçta olabilirsiniz ama yarın bir gözden ve de gönülden düşmeyeceğinizin
garantisi yoktur.

Onun
için “ne oldum değil ne olacağım”
diyebilmek esastır.

Sanılmasın
ki bu durum sadece DP için geçerli.

Ya
bir döneme damgasını vuran ANAP.

Aynı
şekilde RP.

Spor
kulüpleri içinde durum farklı değil.

Taraftarı
olduğumuz takımın maçlarda ortaya koyduğu futbol beğeni topluyorsa ne ala. Stat
dolu demek.

 Dolayısıyla seyirci kapasitesi yüksek.

Değilse,
kendiniz çalıp kendiniz oynuyorsunuz demektir.

Birde
Avrupa takımları maçlarındaki seyirci sayısına bakalım.

Her
maçta 3 aşağı 5 yukarı stadyumlar dolu.

Taraftar,
takımımız bu sene kötü diyerek maçlara gitmemezlik etmiyor.

Bilakis
gitmeliyim ve onlara destek olmalıyım ki çabuk toparlansın.

İşte
aradaki fark.

Velhasıl
insanoğlu öyle bir yaratık ki, anlayabilene aşk olsun.

Bakıyorsunuz
bir melek.

Zamanla
şeytandan farkı yok.

Peki,
bizi bu hale getiren içinde bulunduğumuz koşullar mı?

Yaratılışımız
mı?

Yoksa,
aht-e vefa duygusunun dumura uğraması doğal bir olgu mu?

Hangisi
dersiniz !

 

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.