Ahlâk’tan Âdâb-ı Muâşerete Geçiş

Bu haber 23 Mayıs 2018 - 2:42 'de eklendi ve 502 kez görüntülendi.
İdris Koçidriskoc@hamlegazetesi.com.tr

İdris Koç

Ahlâk, edep, âdap ve âdâb-ı muâşeret günlük yaşamda sıkça kullandığımız kavramlar. Bu kavramların tarihinde bir yolculuğa, bir dönüşümün hikâyesini dinlemeye ne dersiniz?

Bir toplumda örf, adet ve kural halini almış iyi tutum ve davranışlar ile bunları kazandıran bilgi” olarak tarif edilen edep ile “insanların iyi veya kötü olarak vasıflandırılmasına yol açan manevi nitelikler” olarak tarif edilen ahlâk, 8. yüzyıldan itibaren kaleme alınan “edep/âdap” kitaplarına konu olmuştur. Farz, vacip ve sünnet dışında kalan konular, daha çok fıkıh ve hadis alimlerince kaleme alınan bu kitapların “âdap” başlığı altında ele alınmıştır. 13. yüzyıldan sonra ise bu konular “ahlâk” kitaplarında yer bulmuştur.

Bu kitaplarının muhteviyatı, insanın ruhî kemalini sağlamaya yönelik ahlaki-dinî konulardır. Kültürümüzde ahlâk ve günlük yaşama dair konular; dinî gerekçelerle açıklanan, insanın bilgi ve fazilet bakımından kendisini geliştirmesini öğütleyen konulardır. Edep ve ahlâk, Hz. Peygamber’in güzel ahlâkı tamamlama misyonundan hareketle dindar bir yaşamın tamamlayıcı unsurudur.

Osmanlı’nın son yüzyılında devleti geri kalmaktan kurtarmak gayesiyle tercih edilen Batılılaşma politikasıyla birlikte köklü değişimler yaşanmış; Avrupa’nın askerî, siyasî, sosyal ve ekonomik düzeni, Türk toplumu için yeni bir model olarak kabul edilmiştir.

Toplumsal yaşamı istila eden ve geleneksel olan her şeye savaş açan Batılı düşünce ve yaşam tarzı; özel ve sosyal yaşamı da etkilemiştir. Bu dönemde geleneksel olan her şey atılması gereken bir eski (alaturka) olarak görülürken; çağdaşlığın gereği olarak bilinmesi, uygulanması, yaşanması gereken her Avrupalı (alafranga) övülmüştür.

19.yüzyılın son çeyreği ile 20. yüzyılın ilk çeyreğini kapsayan dönem; sosyal ve siyasal değişimin de etkisiyle, Batı kaynaklı olan her şeyin aynen taklit edildiği, gündelik hayatı şekillendiren geleneksel değer ve kuralların tamamen itibarını yitirdiği, gelenekselin yerine Avrupâî tarzın ikame edilme tartışmalarının yaşandığı bir dönemdir.

Dolayısıyla bu dönemde, klasik kaynaklarda ferdî ve ictimâî yaşamın bir konusu olarak ele alınan edep ve ahlâk kitaplarında yer alan birçok konu, değişen düşünce ve yaşam tarzının etkisiyle içerik ve isim değişikliğine uğramıştır.

Bu dönemde ortaya çıkan özel-kamu ayrımı ile birlikte ferdî alana dair konular, kişisel tercihlere bırakılarak geri plana itilmiştir. Medenî ve aydın alabilmenin gereği olan konular ise “âdâb-ı muâşeret” kitaplarının konusu olmuştur. Tanzimat ile birlikte “ahlâkî davranış”ı ifade eden edep ve ahlâk kavram olarak yerini “medenî davranış”ı ifade eden “âdâb-ı muâşeret”e bırakmıştır. Bu kitapların üç önemli özelliği vardır:

Birincisi, “âdâb-ı muâşeret” adıyla yazılan ilk kitaplardır.

İkincisi, sosyal yaşamda din ve örf-adet kaynaklı ahlâk kurallarının yerine Batı kaynaklı olan ve “âdâb-ı muâşeret” olarak ifade edilen kuralların uygulanmasını modernleşmenin vazgeçilmez şartı olarak gösterir.

Üçüncüsü, bu “âdâb-ı muâşeret” kitaplarında geleneksel dönemde yazılan ahlâk kitaplarından herhangi bir referans bulunmadığı gibi, geçmiş yani alaturka, sırtımızdan atılması gereken bir yüktür.

Modernleşme tartışmalarının da etkisiyle 19. yüzyılın son çeyreği ile 20. yüzyılın ilk çeyreğini kapsayan dönemde birçok âdâb-ı muâşeret kitabı yayımlanmıştır. Bu dönemde yayımlanan “âdâb-ı muâşeret” kitapları şunlardır:

Nezaket ve Usul-i Muâşeret: Kavâid-i Âdâb – Rasulzade Hüseyin Hüsnü (1889)

Avrupa Âdâb-ı Muâşereti Yahut Alafranga – Ahmet Midhat (1894)

Zarafet – Çeçenzade Hakkı Antakyalı (1890)

Rehber-i Müsafirin ve Âdâb-ı Muâşeret – Amasyalı İbrahim Edhem (1898)

Mehmet Emin’in Âdâb-ı Muâşeret Nasıl Hasıl Olur? (1904)

Usul ve Âdâb-ı Muâşeret – Matbaai Askeriye (1909)

Centilmen: Âdâb-ı Muâşeret – Hasan Bahri (1911)

Teşrifat ve Âdâb-ı Muâşeret – Lütfi Semavi (1913)

Alem-i Medeniyette Âdâb-ı Muâşeret – Cahid Sâhir (1922)

Herkesin Bilmesi Gereken Muâşeret Usulleri – Resimli Ay Mecmuası (1927)

Mükemmel ve Resimli Âdâb-ı Muâşeret Rehberi – Ahmet Cevdet (1927)

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Uğur Arslan 23 Mayıs 2018 / 23:04

Edeb batı edebi, islam edebi şeklinde tasnif edilebilir mi? Varsa iki edeb türünün kesiştiği ve ayrıştığı noktalar nelerdir?